Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mayıs '15

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
6591
 

Ötekileştirme ve ayrımcılık

Ötekileştirme ve ayrımcılık
 

‘’Öteki’’ ben veya bizden farklı olan ya da farklı olarak tanımlanmış olandır. Sosyal kimlik kuramı çerçevesinde ‘’ÖTEKİ’’, genellikle önyargıları ve stereotipleri içinde barındırmasından ötürü imajları da beraberinde oluşturur. Bu nedenle öteki ve imaj birbirleriyle bağlantılı iki temel kavramdır. ‘’Öteki’’ nin imajı ise bizim kimliğimizle bağlantılıdır. ’’Öteki’’ ne yüklenen ifadeler aslında bizim olmak istemediğimiz durumlardır ve çoğunlukla yargılarımızı içeren yaklaşımlardır. Bir başka ifadeyle ‘’öteki’’ bir nevi ‘’BEN’’ in aynada yansımasıdır.

 Önyargılar ve ayrımcılığın bir arada görüldüğü bir kavramdır. Sosyal kimlik kuramı çerçevesinde ben ve öteki, biz ve diğerleri, iç grup veya dış grup gibi ayrımların temelinde, insanların kimlik arayışları ve benlik imajlarını güçlendirme istekleri vardır. Çünkü ‘’ben’’ ancak ‘’öteki’’ ile var olabilirim ve bir başka deyişle ‘’ben’’ ‘’o’’ olmayanım der. Kimlikler, ‘’ben kimim?’’ ya da ‘’biz kimiz?’’ sorularının cevabını verir. Kimlik inşasını sağlayan en önemli süreçlerden birisi de kıyaslamadır.  ‘’Kimlik bir süreç olarak, bir anlatı olarak, bir söylem olarak daima ‘öteki’ nin konumundan anlatılır. Kimliğin öteki üzerinden inşa sürecinde öteki doğası gereği olumsuzluk barındıran taraftır. ’’Öteki’’negatif anlamıyla bizden olmayan ya da bizden farklı olanı çağrıştırandır. Böylece ötekinin varlığı bireyi kötülüklerden arındırır, ötekine yüklediği niteliklerle kendini rahatlatır ve sosyal düzeni korur. Ötekini oluşturmak için bazı evrelerin gerçekleşmesi gereklidir. Sosyal kategorizasyonda başlayan süreç, beraberinde değişmesi neredeyse imkansız önyargıları getirir. Sahip olunan ön yargı ve stereotip ‘ben’ in kendine duyduğu öz saygıyı yükseltirken, diğeri için yıpratıcı ve olumsuz etkiler yaratır. Ötekine yüklenen bu olumsuz misyonla ‘’öteki’’ adeta etiketlenir ve her şeyin sorumlusu olarak ‘’günah keçisi’’ seçilir.

Bu durumda  ‘’ÖTEKİ’’ bizden olmayan, dış grup olarak algılanan ve dışlanan, geleneksel toplumlarda çevresinin kabulleri dışında kalandır. ’’ÖTEKİ’’ ni kabullenmeyen zihniyetler, kendilerini mutlak doğru saydıkları için, ait oldukları çevre dışındakileri kendilerine bir tehdit olarak görürler. Kısaca ‘’ÖTEKİ’’ her zaman mücadele edilen ve yok edilmesi gereken bir unsurdur. Modern siyasal toplumun ortaya çıkması ile ‘’öteki’’ ile ilişkinin iki temel durumu da ortaya çıkmıştır. Birinci durumda; düşünce farkın saptanmasına dayanır. ’’Öteki’’ ötekidir ve ‘’ben’’ ötekine değer biçerken ‘’benim kültürümün ‘’ ölçütleri kullanılır. Her ‘’ben’’ kendi ötekisini oluşturur ve ‘’öteki’’, ‘’ben’ ’in aynada yansıması olarak düşünülür. İkinci durum da evrensellik ilkesidir. Bu ilke temelinde farkların saptanması yerine insan türünün birliğinden bahseder. Ancak evrensellik ilkesi de asimilasyonculuk tehlikesini beraberinde getirir. Çünkü ‘’ben’’ ‘’öteki’’ ni benimle aynı hakları taşıyan insani bir varlık olarak görür. Ancak bunu yaparken ‘’ben’’ ‘’öteki’’ ni kendi özgürlüğü içinde algılamaz. ’’Öteki’’, ‘’ben’’ gibi olmak durumunda olacağı için asimilasyoncu siyaset uygulayan ‘’ben’’, ‘’ötekinin kültürünü’’ kökten yok eder ve kendinde eritir. Burada amaç  ‘öteki’ ni dışlamak değil, kendine benzetebildiği ölçüde onu inkar ederek içine almaktır. Bu durum en saldırgan siyasal biçimiyle, emperyalist ya da asimilasyoncu ırkçılığın mantığıdır. Her iki durumda da ‘’öteki’’ reddedilir ve yok sayılır. Bir halkın birliğini sağlamak için bir iç düşmana yani bir günah keçisine gereksinim duyulur. İmaj, özneye göre dışarıda olandır. Bu nedenle konum itibariyle de ötekidir. Ve karşılaşılan temel durum ‘’öteki’’ nin düşman olarak algılanmasıdır. Bu noktada EİNSTEİN’ ın ifade ettiği gibi ‘’önyargıyı parçalamak, atomu parçalamaktan daha zordur.

 ‘’ÖTEKİ’’ ile ilgili yapılan tüm araştırmalar ve incelemelerin temelinde asıl hedef ‘’öteki’’ nin kim olduğunu yeniden keşfetmek değil, ‘’bizim’’ kim olduğumuzu ‘’öteki sayesinde öğrenmektir. Bu noktada ‘’öteki’’  ‘’ben’’ demektir ve ‘’ben’’ de ancak ‘’öteki’’ sayesinde bulunan bir kimliktir.

Matilla, Abbas Oğuz bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BEN ile ÖTEKİ nin ortak paydası İNSAN olmalarıdır. Ancak ne var kültürlerimiz her insana farklı anlamlar yükler ve biz o anlamları benimsediğimiz, içselleştirdiğimiz ölçüde, kültürümüzü yansıtır, kendi kimliğimizi inşa eder, senaryo gereği rolümüzü oynarız. Bunu yaparken de farkına varmasak bile asıl kimliğimiz olan İNSAN'a yabancılaşırız. Bana göre BEN de ÖTEKİ de kendi doğasına yabancılaşmış olduğu için aslında ruh hastasıdır, çünkü hiçbiri KENDİ si değildir ve ruh bedene uyumsuzdur. Yaşanan tüm kavgalarda bundan kaynaklanmaktadır. Kavga ister istemez herkesin İNSAN olabilmesine kadar sürecektir. Kusura bakmayın sanki ders verirmiş gibi oldu ama dar alanda böylesine önemli bir konuya ancak bu kadar yazılabilir. Elinize sağlık, ilk fırsatta diğer yazılarınıza bakacağım. Sevgi ve selamlarımla selamlarımla

Matilla 
 03.05.2015 13:37
 

Bir ve eşit adalet dağıtan kutsallığın bunca ayrım ve ötekileştirmeye,bu yüzden de bunca kıyım ve yıkıma nasıl izin verdiği düşündürücü olsa gerek.İnsan,aklına yüklenip sorgulamalarını geçiktirmemelidir.Bir bütünün ve tek ruhun parçaları öğretisini doğru algılamak gerekir sanırım. Nuhun gemisine doldurulan Adem'in çocukları oluşumuz bir ütopya mı yoksa?..Oldukça anlamlı bir yazıydı Meltem hanım.Elinize sağlık.Selamlar.

Abbas Oğuz 
 03.05.2015 12:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 5
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1833
Kayıt tarihi
: 16.11.14
 
 

1970 İstanbul doğumluyum. İlk,orta,lise eğitimimi Edirne'de tamamladıktan sonra Dokuz Eylül Ünive..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster