Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Mart '08

 
Kategori
Psikoloji
Okunma Sayısı
3579
 

Otizmin dünyası; yagmur adamlarin sayisi artiyor !

Otizmin dünyası; yagmur adamlarin sayisi artiyor !
 

1- Otizm son 10 yilda % 900 artti ! Otizmin tanimi
2-Yagmur adam filmine konu olan, dunyada toplam 50 kisiden biri olan savant, "yasayan google",
gercek yagmur adam Kim Peek'in hayati.
3- Eintein yuksek islevli (fonksiyonlu) bir otistik miydi ?

Otizm (Autism) kelimesinin kokeni "Auto", kendi kendine, kendiliginden hareket eden demek -bkz.Redhouse.
Autism icinse ayni sozluk : Anormal derecede hayale dalma, ice kapanis, diyor.

Webster sozlugunden genel bir turkce ceviri yaparsam, otizm icin sozluk :
Gerceklerden kacip, hayal dunyasinda kaybolma; kendi merkezli ayakta ruya gormek gibi beyin aktivitelerine dalmak; beyin duzensizligi, tekrar edilen hareketlerlerin yer aldigi, dil sorununun oldugu, sosyal etkilesme/iletisim problemlerinin yasandigi bir hal, diyor ozetle.

Yuksek islevli otistiklerin havadan sudan konusma zorluklari var, basit konusmalari baslatmalari zor oluyor.

Son 10 yilda yagmur cocuklarinin sayisi yuzde 900 artti. Artik yirmi yil onceki gibi 10.000 kisiden biri otistik degil, bu sayi katlanarak her 166 cocuktan birine yukseldi. Erkeklerde gorulme orani kizlara gore 4 kat fazla. Etrafimda aniden 15 yaslarinda 3 otistik erkek cocuk ve doktor, muhendis aileleriyle tanisinca, neler oluyor, otistik cocuklarin sayisinda artis mi var, neden egitimli ailelere doguyorlar diye dusunmekten kendimi alamadim. Zaten birazda onlari daha iyi anlayabilmek icin okuyor ve bu blogu yaziyorum.

Dogustan gelen bir beyin rahatsizligi olan otizmin sebebi henuz bilinmiyor. Ancak ne oluyorsa anne kardindaki ilk aylarda oldugu dusunuluyor. Eylul 2006'da Israilli cocuklar uzerinde yapilan bir arastirmaya gore, ozellikle ileriki yaslarda baba olan erkeklerin otistik cocuklarinin olmasi riski artiyor (hatirlanirsa, ileriki yaslarda anne olanlarin down sendromlu bebege sahip olma riskinin artmasini taklit ediyor ). Ya da bu probleme, cocuklara yapilan asilarin sebep oldugunu iddia edenler, veya genlerden gectigini savunanlar var. Ne kadari genler ne kadari cevrenin etkisi ?... Zaman gosterecek.

Insan oglunun ortaya ilk ciktigi zamanki beyniyle kiyaslandiginda simdi daha buyuk bir beyine sahibiz. Kabaca (ve ehliyetsiz) olarak beyni uc kisma ayirirsak: Boynun hemen ustundeki reflekslerimizle ilgili kisim; duygularimizla ilgili ikinci kisim; ucuncu kisim ise bizi belki de hayvanlardan ayiran evrimlesme sonucunda -goreceli olarak son yillarda- ortaya cikmis "on bolge"dir. On bolge mantigin bolgesidir. Duygularinizi kontrol eden bir karar alma mekanizmasi. Yine ayni "on bolge"dir ki gelisme cagindaki cocuklarda beyin gelisimini henuz tamamlamamis, bu bolge hala olusma asamasindadir. Tam da bu yuzdendirdi hayatta cocugunuza beyin olarak sekil vermede iki onemli donem vardir; birincisi iki yasina kadarki bebeklik donemi, digeri ergenlik donemi. Yani cocugunuzu bicimlendirmede hayat size iki sans verir -bu belki de bebeklikte yaptiginiz hatalari duzeltme sansidir : Bebeklik ve Ergenlik.

Zekanin degisik tanimlari var. Bazen insanlarla karsilasiriz, diger alanlarda problemleri olabilsede sosyal zekalari harikadir, iletisimleri, insanlarla uyumlari. Bazilari zekidir cunku hafizalari gucludur. Bazen girdigimiz yeni bir ortama kisa surede ayak uydurmak da zekanin gostergelerinden biridir. Otistik cocuklar zeki olabilmelerine ragmen, kabaca yasadiklari sorun dil ve insanlarla iletisim kurabilme alanindadir. Konusma, dil yetenegi geri kaldigi icin Einstein'in cocuklugunda oldugu gibi ilkokul yillarinda yavas ogrenen, geri kalmis cocuk damgasini yiyebilirler.

Yuksek islevli/fonksiyonlu bir otistik ogrencimi ne zaman kutupaneye gotursem, mutlaka guncel magazinlerden, arabalarla ilgili magazinleri secerdi. Bu ona ozel, hastalik derecesinde odaklandigi bir konuydu. Konu bilgisayar ve arabalar oldumu kimse ondan daha fazla bilemezdi. Dergisini sinifta degil, bahcede okumakta israr ederdi. Kalabalik siniflarda rahat edemezdi. Degisimden nefret eder, status quo yu korumaya calisirdi, ders programinda ufak bir degisiklik onu rahatsiz ederdi.

Youtube'de bazi videolari izledim, gordum ki, otizmin derecesine bagli olarak, bazen gereksiz durmadan kagitlari (duvar kagitlarini) yirtan cocuklar olacagi gibi ellerini biteviye gereksiz yere sallayanlarda oldukca yaygin. Isteklerini ifade etmede basarili olamadiklarindan, karsi tarafin onu anlamamasina kizgin aglama bagirma nobetleri gecirenler vardi, anlasilmamanin (kendilerini anlatamamanin) verdigi kizginlik ve hircinlikla; cisimleri durmaksizin donduren, donen cocuklar.

Son yillarda cok buyuk bir artis var yagmur cocuklarinda. Bilmiyorum neler oluyor, teknolojinin bir yan etkisi mi, kirlettigimiz cevrenin bir yan etkisi mi ? Aynen alerjili insan sayisindaki korkutucu yukselis gibi, otizmde gelecegin hastaliklarindan biri olabilir. Cozumune yakinmisiz gibi dursada simdilik tam olarak ne sebepleri, ne de hastaligi tedavi etme yollari pek bilinmiyor. Ama zaman otistik cocuklarimizin lehine isliyor, belki de Einstein gibi yuksek islevli otistik olanlar, yaslari ilerledikce artik minimum ya da sifir otistik davranislar sergileyecekler. Sabir ve sevgi belki de en onemli ilac.

Bu konu dusundugumden uzun yer tuttu. Einstein'in neden yuksek islevli bir otistik oldugu dusunuluyor ayrica yagmur adam filminde Dustin Hoffman'in onu canlandirdigi, dunyada 50 savanttan biri olan (otistik olmadigi halde ?), bazilarinin "yasayan google" diye adlandirdigi "Gercek Yagmur Adam", Kim Peek'in ilginc hayat hikayesi buraya sigmayacak, devam etmek uzre...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Güzellik hapı dendi mi sorgusuz sualsiz atlıyoruz. Yıllarca hormonlu sebzelerle beslendik. İhraç ettiğimiz ve geri gönderilen ürünleri iç piyasaya sürdük. Market raflarını süsleyen binlerce ürünün içinde binlerce çeşit katkı maddesi var. Nedir bu katkı maddeleri ve insan sağlığına olan etkileri. Hangimiz yeterince biliyoruz. Ya da ne denli sağlıklı denetim yapılıyor. Kısacası soğuk savaşın tüm sürümleri var piyasa da ve biz maalesef Amerikan ürünü dediğimiz zaman, Avrupa ürünü dediğimiz zaman sorgusuz atlıyoruz. Çok pis oyunlar oynanıyor gibi geliyor bana insan sağlığı, özellikle insan beyni üzerinde, ben onu sezinliyorum. Emperyalizm doymak bilmez, acımasız aç bir canavar ve binalar onlar için insanlardan çok daha önemli. Yoksa nasıl açıklarız kimyasal silahları. Savaşları. Bu gün kimyasal bir saldırı yapılsa hangimiz biliyoruz böyle bir durumda ne yapacağımızı. Kaç kişi biliyor. Yazacak sorgulayacak o kadar çok şey var ki. Yazınızın devamını bekleyeceğim. Elinize sağlık. Sevgiler

Ayrıntıda gezinmek 
 12.04.2008 12:53
Cevap :
Asilar konusunda her cocugun "bunyesinin farkli cevap vermesi" sorun olabilir. Atiyorum, bir cocugun kaldirabilecegi ilac miktari digerinkinden farkli olabilir. Mesela bazi bunyeler civa gibi zararli maddeleri daha kolay atiyor vucudundan, terleme, tuvalete gitme gibi yollarla. Saclarindan alinan orneklerde civa orani olculdugunde bazi cocuklarin saclarinda daha fazla oranda civa buluyorlar. Otistis cocuklarda ise saclardaki civa orani daha "az", cunku vucutlari civayi atmada yet. basarili degil belki. Insanlardaki iyi niyete inaniyorum ya da inanmak istiyorum. Kasitli olarak yapilan bir sey yok sanirim. Inanmasi zor gelebilir ama kapitalist toplumlarda ogrenme surecini yasiyorlar, onlarda kendi vatandaslarini degindiginiz sigaradan vazgecirmeye calisiyorlar. Ancak surada haklisin kendi vatandaslarini korumak icin koyduklari yasaklar bu ulke icinde kaliyor, 3. dunya ulkelerini kapsamiyor. Bu diger dunya vatandaslarini sagligi benimki kadar onemli degil demek oluyor. Sevgilerimle.  13.04.2008 21:24
 

Yalnızca otizmin değil henüz bilinmeyen, ya da teşhisi henüz konulmayan bir çok hastalığın olduğunu düşünüyorum. Ayrıca yediklerimiz içtiklerimiz değişen çevre koşullarının yeni yeni hastalıklara kapı açacağını düşünüyorum. Onun da ötesinde sizin de yazının içinde değindiğiniz gibi açıkçası ister ilaçlarla olsun, ister aşılarla olsun insanlara önce hastalık virisünün bulaştırıldığını, sonrasında ise "belki de daha hastalık ortaya çıkmadan" tedavi yöntemlerinin keşfedildiğini düşünüyorum süper güçler tarafından. Kola gibi sigara gibi uyuşturucu gibi bağımlılık yapan yiyecek veya içecekleri üretenlerin bunu bilinçli olarak yaptığını da. Düşünsenize sigarayı üretmiş, sonra tedavi merkezlerini. Dikkat edin bağımlı yapan hasta edenle tedavi eden aynı ülkeler. Bu bir tesadüf mü sizce. Şu an eczanelerde binlerce hap var. Lafta %100 doğal denilen, hiç bir yan etkisinin olmadığı ifade edilen. Nereden biliyoruz. Sonuçta ilaçların kaynağı da doğa değil mi? Hele biz kadınlar. Gençleştirme hapı...

Ayrıntıda gezinmek 
 12.04.2008 12:25
 

Ben otizm / katatoni sınırından dönmüş biriyim. Hala onların niteliklerini taşırım. Benim nedenim, 1,5 yaşında bir ölüm tehlikesi yaşamış olmam. Beynimin derinliklerinde ölü bir kuyu var. Bilincimi şimdi bile pekala yutabilir. Eğitimli ailelerde otistik çocuk artışının temel nedeni, çocukların 3 yaş öncesinde gerekli anne yakınlığını yaşayamamaları ve sosyalleşememeleri olsa gerek. Önemli bir ayrıntı: Katatonimi çok severim, kendimi hiçbir zaman bir insan saymadım. İnsanları anlamak için, otomatik pilotta replikler geliştirdim. Herkesi anlayan birini de hiç kimse anlayamazmış. Bu blogda da öyle oluyor: Rehaca'yı İnsanca'ya çevirmek gerekiyor.

Reha Ülkü 
 25.03.2008 12:25
Cevap :
Katatoni sanirim cok daha farkli. Otizm bile kendi icinde cok farkli, cok dereceleri var. Burada genel olarak yuksek islevli otizmi ele almaya calistim. Soylediginiz gibi anne yakinligini yasamamalari oldugu dusunuluyordu gecmiste, ancak yanildiklarini soylediler. Bu teshis artik geride kaldi. Yine de belki de bu bilgi cilginligina bir limit koymali, sevdiklerimize daha cok zaman ayirmaliyiz herseye ragmen. Tesekkur ederim.  26.03.2008 7:04
 

Evet ilginç bir konuda faydalı açıklamalar. Düğnyadaki güven duygusunun azalması da sanırım kişileri bir nevi otizme tabiii ki bu yapay olanı itiyor. Devamını da okuyacağım. esenkalın

Ezgi Umut 
 21.03.2008 3:16
Cevap :
Merhaba, Devami gelecek, cok yakinda bir gun :) Sizin sayfanizi biraz okudum, sizden biraz farkliyim, siz sanirim yazmayi seviyorsunuz, bense... :) Mesele su ki; dinlemeye bayiliyorum (mutfakta, WC'de, evimin her odasinda gunde 2 saat radyo dinlemek gibi), okumayi seviyorum, dusunmeyi, konusmayi da seviyorum, hayatta yapacak o kadar cok seyim var ki zamanim yetmiyor. "Yazmak" cok zaman yiyen bir eylem, o yuzden mumkun oldugunca kaciniyorum galiba :) Tesekkur ederim ziyaretiniz icin. Sevgilerimle.  21.03.2008 18:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 13
Toplam yorum
: 77
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3989
Kayıt tarihi
: 27.02.07
 
 

Çemberime koymayı becerdiğim, sayıları elin parmakları kadar olan sevdiklerimle mutlu olduğunun f..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster