Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '13

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
201
 

Otizmin felsefesi yapılır mı?

Otizmin felsefesi yapılır mı?
 

Otizmin Farkında mısınız?


Otizm ve Yaygın Gelişimsel Bozukluklar ile ilgili olarak daha önce de yazılar hazırlamış ve siz değerli okuyucularımdan olumlu tepkiler almamın biraz gururunu biraz da üzerimdeki motivasyona etkisini hissetmiştim. Bugün bu yazımda konumuz yine otizm ile ilgili olarak gelişecek, ancak tahmin edebiliyorum ki büyük olasılıkla bazı kesimlerden olumlu tepkiler almak yerine eleştiriler alabileceğim. Ancak biliyorum ki bu eleştiriler de gelişimlerimiz açısından ciddi önem taşımaktadırlar.

Öncelikle Nisan Ayı Türkiye’de önceki yıllara göre biraz daha renkli ve ses getirebilir bir şekilde geçtiği için mutluyuz ve umutluyuz. Biz de Akdeniz Üniversitesinin öğrencileri olarak “Renkli Eller” kampanyasına ve “Otizmi Fark Et! Yaşamı Paylaş” kampanyasına destek olduk. Oldukça renkli sahnelere tanık olduğumuz gibi artık yeri geldiği için, sıkıntılarımızı dertlerimizi de bağıra çağıra ifade etme fırsatını yakalamış olduk. Aslında ben bugün bu yazımda sadece Otizmin karakteristiğinden bahsetmek yerine sizlere bir tür; Otizm Felsefesi yapmaya çalışacak ve böylece bir de yeni bir problematik ortaya atmış olacağım. Felsefe zaten hayatın ta kendisidir perspektifiyle bu duruma yaklaştığımızda hayatı Otizm üzerine kurulu olan ailelerin de aslında Felsefe ile yollarının nasıl kesişebileceğini de görebilmek mümkündür. Otizm üzerine yazılması, anlatılması hatta tartışılması gereken onlarca konu vardır. Ben bugün biraz da eğlenceli hale getirebilmek ve kafalarınızı da karıştırmak isteği ile “Otizm Felsefesi” konusuna değinmişsem de bu altı boş bir kavram değildir. Elbette düşünülmesi irdelenmesi gereken bir durumdur. Tüm bunlara rağmen ben bugün yaşamımızın içinde yer alan Otizmin Felsefesini yaparken, Otizmli Çocuklar ve Onların Ailelerinin “faydasına” yönelik kurulmuş olan Dernekler hakkında düşünmek istiyorum. Takdir edersiniz ki, Türkiye (hemen hemen her coğrafya ve tarih kitabında da değinildiği üzere) “Gelişmekte Olan “ bir ülkedir. Felsefece baktığımızda bu gelişmekte olan kavramı bizde, “Aydınlanmayı tam olarak yaşayabildik mi, yaşayamadık mı?” sorusunu düşündürmektedir. Peki, bunun Otizm ile ne ilgisi var? Diye sorabilirsiniz, zaten ben de sırf siz bu soruyu sorasınız diye bu çalışmayı yapmaya çalışıyorum. Felsefe Tarihinin en önemli Alman İdealist Filozofu olan Imanuel Kant’a göre Aydınlanma Felsefesinin Temel Parolası; “Sapare Aude!”’dir. yani Türkçe karşılığı ile; “ kendi aklını kendin kullanma cesareti göster veya kendi aklını kullanmaya cüret et!”[1]

Bana soracak olursanız ben bu yazıma burada son verebilir ve bu sözü düşünmeniz için sonsuz süre verebilirim ancak yine de hazır konuya girmişken, dernekler hakkında fikirlerimi dile getirmeden edemeyeceğim. Dernek işleri ülkemizde genel olarak çok kısıtlayıcı bir durumda ve dernekler belirli bir şekilde fayda sağlama amaçlarından giderek uzaklaşıyor gibi görünmektedir. Her gün yeni bir dernek kuruluyor. Dernek kurarak kendi kendimizi bir yere bir sınırlılıklar kazanına sıkıştırmanın sizce bir anlamı var mı?

Bir arada olmak ve insanlara ulaşabilmek kampanyalar ve organizasyonlar düzenleyebilmek için dernek kurmak ya da herhangi bir dernekte yer almak zorunda mıyız?

Bireyselliğimizle toplumsallaşarak daha güçlü değil miyiz? Ayrıca Türkiye’de 10.000'den fazla Kar amacı güden veya gütmeyen dernek var bunlardan sadece bir kaçı çizgilerini bozmadan bir şeyler yapmayı başarabiliyor. Geriye kalan binlercesi, varlıklarını sürdürme çabasından toplumsal işler yapmaya fırsat bulamıyor.

Bana soranınız yok ama yine de soracak olsaydınız şöyle düşündüğümü itiraf etmek isterdim; Otizm için dernek kurmaktansa Otizm Platformunu desteklemek ve önce kendi çevremizden başlayarak ulaşabildiğimiz herkese ulaşıp bilgilenmelerini bilinçlenmelerini sağlamaya çalışmak gerekiyor. Biraz evvel sözünü ettiğimiz Aydınlanma Felsefesinin parolasını burada yine düşünmenizi istiyorum, yani biz eğer kendi aklımızı kullanmaya cüret edebilirsek bu aynı zamanda, gözümüzün önünde serili olduğu halde algılayamadığımız yani farkında olmadığımız problemleri görmek ile de doğru orantılı olacaktır, büyük yollar kat edebilir ve büyük başarılara imza atabiliriz. Elbette birlik olmak bir çatı altında toplanmak gibi fikirler kimilerince en iyisi olarak düşünülebilmektedir ancak yine de var olan aklımızı kullanmamak veya başkalarının kanatları altında, düşünmeye ve harekete geçmeye zorlanmak elbette etik olmayacaktır. Buna rağmen, aydınlanmayı önce kendimize sonra da çevremiz başta olmak üzere tüm topluma yaşatabiliriz.

Kalbi tertemiz meleklerimizle ilgili bir şeyler yapmak isterken ve yapmaya çalışırken bizim de kalbimizin temizliğini ve adımızın paklığını koruyarak ilerlememiz gerekiyor. Elbette Otizm için yapılması gereken birçok şey var, Eğitimde düzeltilmesi gerekenler, toplumsal algıda değiştirilmesi gerekenler, sağlıkta düzenlenmesi gerekenler derken bir dizi çabalamamız ve birlik olarak uğraşmamız gereken üstesinden gelmemiz gereken problemler var.

Biz bu işe en basidinden çevremizden başlayarak bir bilinçlendirme kampanyası ile adım atabiliriz. Daha sonrasında adım adım bütün problemleri çözmek için el birliğiyle tabi ki uzmanlarla bir arada olarak çözüm önerileri geliştirebilir ve sesimizi duyurabiliriz. Ancak Şimdi gelin hep birlikte Otizm için Özel Eğitim için Ailelerimiz için çocuklarımız için ve aydınlanmış bir Türkiye için; toplumu bilinçlendirmeye çabalayalım. Yazarak, okuyarak, anlatarak, göstererek gerekirse tartışarak... Yani bir başka deyiş ile; Otizm Felsefesi yaparak..

Sıla PAYLAR/ Akdeniz Felsefe



[1]Felsefe Yazıları “Aydınlanma Nedir”(1784)- Immanuel Kant- Türkçesi: Nejat Bozkurt –Felsefe Yazıları-1983

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 31
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 513
Kayıt tarihi
: 19.04.12
 
 

Psikoloji - Felsefe - Özel Eğitim - Rehberlik  " Tüm çocuklar gülsün diye, gökyüzünü Mavi'ye boya..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster