Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1029
 

Otobüs kokulu kadınlar

Otobüs kokulu kadınlar
 

Antep fıstıklı dondurmanın boşalan kutusunu suyun altına tutuyorum yıkamak için. Mis gibi Antep fıstığı kokusu sarıyor mutfağımı. Oysa ortada fıstık falan yok.

Neler gelmiyor ki aklıma o anda. Yaşadığımız yüzyılda gerçek olan ne kadar az şey kaldığı gibi; karpuz aromalı sakız, çilek aromalı puding, aslı bezelye ezmesi, adı Antep fıstıklı baklava, eskinin Doğan görünümlü Şahin'i, işportaya düşmüş Tagheuer ve Rolex'ler (!), semt pazarlarının olmazsa olmazı marka (!) t-shirtler, henüz iki gün önce torunuma Bakugan topu alırken satıcıya, bir sokak ötede yarı fiyatına satıldığını söylediğimde aldığım; ama abla bizdeki Bakugan 1. kalite taklit cevabı...

Bir yerde okumuştum; taklit, asıl olanın beğenildiğinin, sevildiğinin göstergesidir diye. Beğeniyor, seviyor ama alamıyorsan, satamıyorsan taklit et! Bak o zaman nasıl alıyor / satıyorsun...

Bu Antep fıstığı kokusu mis gibi geldi ya burnuma? Tıpkı yüzyılımızın aşkları gibi dedim içimden. Ortada aşk lafı ve kokusu (!) var ama, aşkın kendisi yok.

Uzun yıllar önceydi, annemin arkadaşı anlatmıştı. Ben henüz liseye başlamıştım bunu dinlediğimde, artık nasıl iz bırakmışsa bende, hiç unutamamışım. Çocukluğundan yaşlılık sürecine kadar köyde yaşayan, kendi köyünden biriyle evlenen bir amca, eşi ölünce - biraz daha rahat ederim kaygısıyla - kente göç etmiş. Kent yaşamına alışmaya başlamış ve kentli bir kadınla evlenmiş ömrünün son günlerinde. Güzel de konuşan biri olarak bilinirmiş amcamız. Kentli eşine seslenmek için şu tamlamayı bulmuş; otobüs kokulu karım.

Annemin arkadaşı bunu anlattığında, hiç unutmuyorum bir kahkaha patlatmıştı annem. Otobüs kokulu kadının ne menem bir şey olduğunu ne annem, ne de ben anlayamamıştık tabii, haklıydı kahkaha atmakta. Meğer otobüs kokulu olmanın anlamı şuymuş; amcamız ömrünün büyük bir bölümünü köyde geçirip, yaşlılığında kente geldiği için, parfüm denen şeyden haberdar değilmiş o güne kadar. Zaten 60'lı yılların sonunda taşrada bile yeni yeni kullanılıyordu parfüm. Gizli çiçek, Altın damla, Hanımeli, Kadın teni, İzmir geceleri kolonyaları vardı o yıllarda. Öyle ağır kokulardı ki çoğu, şimdilerin 24 saat etkili deodorantları etkili kalıcılık konusunda yanlarında yaya kalırdı. Hele ki Altın damla kolonyası hamamda saatlerce kalsanız bile kokusundan kurtulamayacağınız kokulardandı.

Meğer, yeniyetme kentli amcamız ne zaman otobüse binse yanına oturduğu kadınlardan mis gibi kokular gelirmiş burnuna. Sonrasında da kentli bir eşle evlenince ve de benzer kokuyu kentli eşinde duyunca ona bu hoş sözlerle seslenmeye başlamış; otobüs kokulu karım...

Şimdilerde buna benzer bir evlilik yaşansa, sanırım şöyle bir seslenme şekli çıkardı ortaya; yasemin aromalı karım...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne tatlı bir anı ve ne acı bir anımsatma. Herşey varmış gibi ama aslında yok. Bütün güzel değerlerin kokusuna mı kaldık nedir? Kaleminize sağlık.

Emine Supçin 
 22.07.2010 10:40
Cevap :
Belki bilirsiniz; 60'lı yıllarda kokulu kurşun kalemler çıkmıştı. O sevincimi hiç unutamam:) Bir yazar, bir koklardım kalemimi:) Nereden bilirdim koku olayının bugünkü gibi abartılacağını? Kırmızı gıda boyasını suya karıştır, bir de çilek aroması ekle, al sana çilek suyu(!). Aşk da öyle işte:) Sevgilerimle...  24.07.2010 8:48
 

Taklit olmayan, taklidi yapılamayan ne kaldı acaba diye düşünüyorum.. Yiyecekler, içecekler, giysiler.. Hatta aşk!.. O yüzden, saf bir şey bulduğumuzda dört elle sarılıyoruz, kaybetmekten korkuyoruz.. Keyifle okudum Tülin Hanım, sevgilerimle..

Mor Okyanus 
 17.07.2010 21:09
Cevap :
Ne yazık ki gerçek olan çok az şey kaldı. Hele ki aşkı hiç sorma gitsin. Leyla ve Mecnun gibi bir aşk öyküsü bırakamayacak bu kuşak, gelecek nesillere:) Sevgilerimle sevgili Sibel...  18.07.2010 15:14
 

Nostalji, kadın,koku, göz, arzu.. başlık da hikaye de güzel ilişkilerin yapaylaştığı günümüzde.

Hüseyin Seyfi 
 15.07.2010 21:02
Cevap :
Teşekkür ederim Hüseyin bey. Yazımın özünü çok güzel özetlemişsiniz. Selamlar...  15.07.2010 22:05
 

...ve kokusu var, ama aşkın kendisi yok, diyorsun ya, işte budur. Aşk fetişizmi aşka galip geldi. Ne gibi biliyor musun? Tıpkı her şey gibi... Evet her şey, abartmıyorum. Tuhaf bir çağın kurbanlarıyız aslında. İnsan, zihninin açmazlarına saplandı. Çözüm hiç de bir adım ötede değil ne yazık ki. Duymuyor ve duyumsamıyor gibiyiz. Taklit etmeyi geçtim, taklitin taklitleri ile yetiniyoruz. Klişe hikayeler, masallar yeniden üretiliyor. Aşk, üzerine düşünülecek değil, yaşanacak bir şey. Has eylemin kendisi aşk... ve söz ne yazık ki sözden ürüyor tuhaf biçimde artık. İnsan sanal alemin aşklarından yakınmak yerine, kafasındaki aşkların sözelliğini sorgulamalı önce. Yazılar kadar yorumlar da düşündürüyor. Bundan bir yazı çıkar belki. Güzel bir denemeydi. Selam ve sevgiyle...

Haşmet Şenses 
 14.07.2010 17:06
Cevap :
Ne kadar doğru teşhislerin. Gerçekten de öyküler, masallar yeniden üretiliyor. Aşk-ı memnu ve Yaprak dökümü neden reyting rekorları kırdı dersin:) Artık gerçekte bile zor bulunan aşk, sanalda nasıl bulunsun ki:) Bana göre hayranlıkla aşk arasındaki o ince çizgiyi ayırdedemiyor insanlar. Sanalda sadece söz varsa aşık olunan sözler midir? Sözlere aşık olunabiliyorsa, okuduğumuz pek çok yazara / şaire aşık olabiliriz demektir:) Örnek ben ve Sunay Akın:) Sevgilerimle...  14.07.2010 22:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster