Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Temmuz '11

 
Kategori
Otomobil
Okunma Sayısı
1180
 

Otomobil, tutku ve Anadol

Otomobil, tutku ve Anadol
 

Kaynak: Web


Tam 120 yıldır otomobil insanoğlunun dünyasında. Pek çok medeniyet adımı atılmış olsa da o günden bu güne, onun gibisi yok. Türk milletinin meşhur üçlüsünden biri aslında. Atını hayat üçgeninin içine alan Türk milleti arabasını da böyle sahipleniyor mu dersiniz?  

1966 yılında Türkiye’de seri üretimine başlanan otomobil olma ünvanını kazanan Anadol bugün halen yollarda karşınıza çıkabilecek kadar güçlü bir donanıma sahip. 63 bin 283 adet üretilen bu seçkin araçlardan şimdilerde kaç adet kalmıştır bilinmez. Aynı yıllarda piyasalardaki diğer otomobillerden %40 daha uygun rakamlarla pazara sunulan bu araçlar bugün üretiliyor olsa alıcısı için yaklaşık 18.000 TL’ye mal olacaktı. Gerçekten çok makul bir rakam, Hindistan’dan Çin’den gelenleri de yolda bırakacağına eminim. Çünkü o zaman yapılan birkaç Anadol bugün halen İngiliz koleksiyoncularının kıymet verdiği araçlardan. İnsanlar o dönemlerde, savaş ekonomisi sonrasında ayrı bir kıymet verdikleri için üretime çok özeldi her bir numune.  

Günümüzde Anadol tutkusunu Türkiye’de devam ettiren Anadol Otomobil Kulübü, Anadol'u koruyup gelecek nesillere ilk yerli otomobilin örneklerini ulaştırabilme ve sergilemeyi hedefliyor. Bu misyonun bir getirisi olarak da, toplu yapılacak geziler, otomobil etkinlikleri ve bazı motorsporları etkinliklerinde üyeler bakımlı bir Anadol sahibi olmanın ve kullanmanın keyfini yaşıyor.  

Anadol, babamın da ilk otomobiliydi. Babam o arabadan sonra pek çok araç değiştirdi. Muhtemelen Türk milleti onu tahminimizden çok sevmişti. Bir gün tekrar bizimle olursa, ben de ilk müşterilerden biri olurum. Benim gibi pek çokları halen bu hayali koruyor olsa gerek. Hayalinin yanısıra orjinal otomobilini koruyanlardan birini tanıyorum. Halen bahçesinde büyük bir keyifle her parçasını kendi elleri ile değiştiren, tamir eden Akif Amca. Kendisi gördüğüm en tutkulu hayranlardan biridir.  

Sanayi devrimi, buharlı trenler, otomobiller derken teknoloji cep telefonları ile bizi bambaşka bir yaşam ve tüketim muammasına sürükledi. Şimdilerde çocuklar da dahil herkesin cebinde en az bir adet zorunlu telefon var. Ekonomisi gelişmekte olan ülkelerde bu böyle iken gelişmiş ülkelerde her bir aile bireyinin arabası olmak zorunda. Zorunda derken bu zorunluluk şu an cep telefonları ile ilgili karşı karşıya kalınan zorunluluk gibi. Genel bir kabul oluşmuş o konuda.  

Anadol, lüzumlu olmayan ışıkların kapatıldığı, tek bir kibrit çöpünün israfının önlenmeye çalışıldığı dönemlerin üretimi olan bir otomobil. Bugün ise ekonomimiz yavaş yavaş başka bir virajı alma yolunda. Kendi cep telefonunu, kendi otomobilini üretmeden ekonomi devi olmuş ülkeler var, herbiri bir tür hizmet ya da üründe lider. Peki bizim ülkemiz böyle bir liderlik söz konusu olsa hangi alanda en iyi olabilir dersiniz?
Hepbirlikte düşünelim, bu konuyu da haftaya kaleme alacağım.
Sevgiyle kalınız.  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Toplumun eski başarılarını hatırlattığınız için elinize sağlık. İktisat ta "karşılaştırmalı üstünlükler teorisi vardır" buna göre 60 lı yıllarda ülkemiz tarım ülkesi olarak kabul edilirdi. %70 kırsalda tarımla uğraşır,%30 u kentte yaşardı. Ancak, dış ülkelerin...! dayatması ile sanayi ülkesi olma yoluna gitti. Sonuç meydanda. Tarım öldü. Malesef kırsalda yaşayanlar açlık karşısında kente göç etti. Hatırlatmalıyım ki. Amerika ile yapılan antlaşma ile. Demiyolu yapmamaya söz verildi. Otomobil ve oto lastiği ithalatının 20 yıl yalnızca ABD den yapılacağına söz verildi. Karşılığında ABD ülkemize bedelsiz olarak Elli bin km asfalt yol yapmayı öngördü. Yaptıda. Nihayet ülkemiz en tasarruflu nakliye şekli olan demiryolundan göz göre göre mahrum kaldı. Yani oto ve lastik ithalatına mahkum kaldı. Sonuç ortada. Otomobil, trafik ve kazalarla başbaşa bir ülke. Çıkış yolu; Tarım ve tarıma dayalı sanayinin gelişmesine dayalıdır. (Aman! bu otomobil sanayi olmasın demek değil.)

Bülent Selen 
 23.07.2011 13:25
Cevap :
Teşekkürler, harika bir yorumdu.  24.07.2011 1:40
 

Anadol'u imal eden F.Otosan fabrikasında 30 yıl çalıştım. Ne şartlarda, ne fedakarlıklarla yapıldığını iyi bilirim. Geleneksel bir Koç kültürü ve disiplini olan mühendis, ustabaşı ve işçilerin eseridir o. İmkansızlıklar, yokluklar ve ülkeyi saran grev dalgalarında bugün bile hala sevilen bri yerli arabayı yapmak ancak böyle paylaşımcı, yenilikçi ve aynı zamanda bir kültür altında kaynaşan bir topluluk tarafından gerçekleştirildi. Güzel yazınızı zevkle okudum. Teşekkürler, tebrikler.

NADİR KALBİNUR 
 20.07.2011 15:59
Cevap :
Çok teşekkürler, yorumunuz beni çok mutlu etti :))  20.07.2011 16:31
 

Anadol reklamı, izlemeyenlere :) www.youtube.com/watch?v=8L_VM5lUt4w

SevAl 
 19.07.2011 16:42
 

Akif amcanın kızına da gönderdim yazıyı. Amerika'da kendisi, tanıyanlar hemen bu hikayeyi hatırlayacaktır. Hep o araba ile ilgili bir hikaye anlatırdı. Yolda gidiyorlarmış Anadol ile, bizimki başlarmış bağırmaya "aaa baba geçiyoruz geçiyoruz, solladık ya sahiden de solladık" derken bir sessizlik... "aaa duruyormuş o araba tüh yaaa" :)))) İşte böyle birşey anadol, ailecek eğlence.

SevAl 
 19.07.2011 16:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 149
Toplam yorum
: 79
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 612
Kayıt tarihi
: 07.04.10
 
 

Sazsız söze ezgiler diziyoruz, birer birer. "Kim" olduğumuzun belli olmadığı bu dünyada K..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster