Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Şubat '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
193
 

Otoriter demokrasi, operasyonlar ve iri kafalılar üzerine puzzle okuması...

Otoriter demokrasi, operasyonlar ve iri kafalılar üzerine puzzle okuması...
 

Görseldeki fotoğraf işçi eylemlerinden, "bir eylemciye on polis" haberinden alıntı


Türkiye operasyonlar cürmiyeti, cumhuriyeti oldu. Artık yeni vesayete muhalefet eden her kim varsa  “Terör örgütü”  gerekçesiyle operasyonlardan nasibini alıyor. Yazının girizgahına elbet döneceğiz ancak izninizle bir puzzle yapalım.

Bugün medyaya düşen haber adeta skandal niteliğinde. “Clinton’dan Başbakan Erdoğan’’a gizlenen mektup başlığı ile ortaya çıkan haberde dönemin ABD Dışişleri Bakanı Clinton’un ABD seçimleri öncesinde Erdoğan’a mektup göndererek “ ANLAŞMAMIZ TSK’DA TASFİYEYLE SINIRLIYDI “ dediği iddia ediliyor. ABD elçisinin uzun tutukluluk süreleri ile ilgili açıklamalarıyla “ANLAŞMAMIZ TSK’DA TASFİYEYLE SINIRLIYDI” daha anlaşılır oluyor. Bu satırların yazarı yıllardır tezkereye hayır diyenlerin ve ABD/Nato karşıtlarının torba davalar ile tasfiye edildiğini yazıyor,her  neyse.

ABD elçisinin geçen haftalarda gündeme oturan açıklamalarını anımsadıktan sonra devam edelim, “Çok uzun süredir hapiste olan milletvekilleri var. Suçları belli bile değil. Kısa süre öncesine dek kendilerine ülkeyi koruma görevi verilen askeri liderler de aynı şekilde hapiste. Eski YÖK Başkanı da dahil, profesörler de tam anlaşılamayan suçlamalarla demir parmaklık arkasında. 16 yıl önceki çalışmalarla ilgili belirsiz suçlamalar. Barışçıl gösteri yapan öğrenciler de demir parmaklık arkasında. Hukuki sistemin sonucu bu şekilde olursa, kafalar karışırsa, bu insanlar terörist olarak yorumlanıp kafa karışırsa Avrupa ve ABD mahkemelerinin buna karşılık vermesi zor olur. İnsanlar düşünce suçlarından dolayı hapse girmesin. Başarılı olmak zorundasınız

ABD Ankara Büyükelçisi Ricciardone’nin açıklamalarına Ankara/iktidar şiddetle tepki verdi ama ABD’den yapılan açıklamalar büyükelçinin konuşmasını teyid ederek arkasında olduğunu dünyaya ilan etti. Not edip geçelim. Bu arada ABD elçiliğine DHKP-C saldırısını ve sonrasında avukatlara ve KESK’e yönelik operasyonları  anımsayıp puzzle koyalım..

Türkiye’de olan biteni aslında Ahmet İnsel özetlemişti: “Türkiye toplumu demokratik bir otoritarizmin kendini yeniden üretebilmesi için son derece verimli bir toprak sunuyor. Eğer yeni yüzyıl yeni otoritarizmler yüzyılı olacaksa, belki bu kez muasır medeniyet seviyesini yakalamak için umutlu olabiliriz!”

Yaşasın otoriter demokrasi(!)

Yetmez ama evetçi tayfanın aldığı tutumun ipuçlarını veren tespitini daha kapsamlı olarak okuyalım, buyurun: “21. yüzyılın siyasal modellerinden birisi ve belki en güçlüsü olma ihtimali yüksek olan demokratik otoritarizm, Türkiye için de olasılığı yüksek bir geleceği temsil ediyor. Çin’in başarabildiği hızda olmasa da, zenginleşmeyi asli hedef olarak benimseyen bir hegemonik güç, -ki daha oldukça uzun bir süre Erdoğan ve AKP etrafında kümelenecek-, kendi doğru bildiğinin mutlaklığına inanarak, Kürt sorunundan diğer toplumsal-siyasal sorunlara her şeyi aynı tek doğru kalıbı içinde ele alarak, büyük bir iktidar yoğunlaşmasını sürdürebilir. Bunu toplumun çoğunluğuyla uyum içinde gerçekleştirebilir. Çünkü sonuçta, toplumlar sadece siyasal örgütlenme biçimleri, siyasal rejimleri veya iktisadi gelişmeleri açısından farklılık göstermezler. Siyaset dışında, toplumsal ilişkilerinde otoriteye karşı sergiledikleri tavırlarla, otoriteye karşı içselleştirdikleri refleksleriyle de farklılık gösterirler..(Radikal)”

1930’larda olsa “demokratik otoriterizmin” adı sektirmeden faşizm diye literatüre girerdi ancak çağ liberalizm çağı; kavramların ve tanımların içi boşaltıldı anlamları aşındırıldı ve yeni anlamlar yüklendi.

Neyse şimdi sıkı durun. ABD başkanlığına ikinci kez seçilen Obama, Barack Hüseyin Obama yakında İsrail’e bir ziyaret gerçekleştirecek. Ziyaret öncesi Türkiye’den İsrailin “Yanlış operasyonlar nedeniyle özürünüde” koyun bu puzzzle.

Durum iyice karmaşıklaştı. Bir tarafta Türkiye’nin Suriye’de Şii/alevi karşıtlığı üzerine ezeli ABD düşmanları radikal İslamcılarla ortak yürüttüğü ayağına dolaşan politika,  diğer tarafta ABD’nin Libya’da elçisine uygulanan linçten sonra aklını başına devşirdiği tezleri/iddiaları.

Toparlayalım; ABD Türkiye’de var olan iktidarın dozunu ayarlayamadığı dış politika manevralarından ve içerde muhaliflerine karşı yargı eliyle yürüttüğü davalardan rahatsız. Bunun için elçisi aracılığıyla açıklamalar yaptırdı ve arkasında da durdu.

ABD:

*İsrail ile görünürde bozulan Türkiye ilişkilerinin onarılmasını çıkarları için vazgeçilmez görüyor.

*Ergenekon, Balyoz vb dava süreçlerinde yaşanan hukuksuzlukları ve uzun tutukluluk sürelerini, operasyonların  ordu dışına taşmasını onaylamıyor.

*Kürt sorununun barışçıl bir biçimde çözülmesini küresel çıkarları açısından destekliyor.

*BOP projesine sekte vuracak Ankara politikalarına karşı çıkıyor.

Ankara ise;

 *Konjöktürün uygun olmasından yararlanarak kendi öznel  siyasi hedeflerine ulaşmak istiyor.

*Muhalefet eden herkesi yargı marifeti ile hedef alıyor.

*Otoriter demokrasi yolunda her şey mübah.

 

...

Puzzle parçaları yerleştirip okuyacağız elbet, 2010 referandumunda “Yetmez ama evet” diyenleri eleştirenlere  “dar kafalı” diyen yandaş liberal ‘Birikim dergisinde’ kümelenen zevatın, “geniş/bol/koca/iri”  kafasına soralım: “otoriter demokrasi” sevicisi, -80 öncesi duvarlara antiemperyalist sloganlar yazan-  Ö. Laçiner; 1930’ların literatürü ile “otoriter demokrasi”  faşizm değil midir ?

...

Evet, yazıya “Türkiye operasyonlar cürmiyeti pardon cumhuriyeti oldu” diyerek başlamıştım. Operasyonların her türlü ayağı mevcut. Fikri ayağını oluşturan liberal kalemler, sözüm ona eski solcular oluşturdu. Geçmişte egemen olan “Kemalist Cumhuriyet” bu liberal zevata o kadar bedel ödetti ki, yeni vesayetin,“otoriter demokrasi”nin kamuoyunda meşrulaştırmak için düşünsel kültüre fikri tecavüz ederek hınçlarını bir nebze soğurdular. Referandum, kırılma anı; ‘Düşmanlarının düşmanları ile işbirliği yapmayı’“yetmez ama evet” diyerek solun evrensel değerlerine çalım attılar.

Atı alan Üsküdar’ı geçti. Şimdi iktidarın muhalif olan her kesime yönelik operasyonlarına karşı seslerini yükseltmeleri bir mana taşımıyor.

Şimdi “otoriter demokrasi” mağdurlarına TSK, KCK operasyonlarından sonra Avukatlar, öğretmenler, derelerini savunan Karadenizliler, 2B yağması ile toprakları ellerinden alınan köylülerde eklendi.

Otoriter demokrasi” polis marifetiyle en temel protesto haklarını kullanan üniversitelileri gaz/cop ile bertaraf ederken; Sinop ve Samsun’da halkla buluşmak isteyen BDP’li vekilleri linç etmek isteyen “bilinçsiz kalabalıklarla”  kol kola iş görüyor! Çorum, Maraş, 6/7 eylül, Madımak, 1 Mayıs 77’nin 2013 Türkiye’sinde yeniden tedavüle sürülmesi acı.

Blognot, Bu yazıyı ‘geniş/koca/iri..’  kafalılara ithaf ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1116
Toplam yorum
: 2289
Toplam mesaj
: 135
Ort. okunma sayısı
: 815
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster