Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Mart '10

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
598
 

Ova

Ova
 


Yemyeşil bir ovada, yumuşacık çimenlerin üzerinde yürüyordu. Sepetinin sapını sımsıkı kavramış, mantar topluyordu. Her yağmurdan sonra çayır, mantarla dolardı. “Bak bu ortası beyaz olanları almayacaksın, bunlara köpek mantarı derler, bunlar zehirlidir” demişti annesi. “Şu, içi pembe mantarlardan topla, bunlara içi kızıl, derler.”

Pembeyle tanışıklığı yeni değildi. Kenan Reis’in ağlarına takılan balıklardan en çok akşam kızıllığında pembe pullarıyla ışıl ışıl parlayan mercan balıklarını severdi. Mis gibi yosun kokardı, deniz kokardı ışıltılı pembe!

Mantar toplarken yanına aldığı küçük sepetin aynısından bir de yumurta sepeti vardı evde. Dışı boyalı, sırlı turşu küpünün yanında dururdu kilerde. İçinde yumurta yokken o sepeti koluna takar, annesinin terliklerini giyer, evin çevresinde turalardı. Soranlara da cinsiyetlerine göre “Pazara da gidiyom gız Cennet” ya da “Pazara da gidiyom len Memmet!” derdi. Nerden duyduysa, artık!..

Mantar toplamak önemli bir işti. Akşam, sofranın başında toplandıklarında tüm ailenin o gün toplanan mantarla doyması, işe yaradığını bilmek, yaşama katılmak, heyecanlandırıyordu onu.

Küçük bir çocuğun yaşama katılmasıyla sınırlı değildi “küçük” katılımlar. Mantarların yanı sıra; karınca, çekirge, bıyıklı, kuyruklu çayır böcekleri, cırcır böcekleri görmek de mümkündü çayırda. Börtü böcek de yaşama katılıyordu inişli çıkışlı yollar kat ederek!..

Durdu. Elini alnına siper edip uzaklara baktı. Ova, az ileride yükseliyor, hafif bir eğimle ufka doğru çekiliyordu. Yükseklerdeki üzüm bağlarına takıldı gözleri. Hafta sonu siperlikli mavi şapkasını giyip, babasıyla üzüm almaya gidecekti bağa. Muhacir Üzeyir Usta onları asmanın altındaki kamelyaya oturtacak, üzüm kesmeye koyulacaktı, orağa benzer, kıvrık bağ bıçağıyla.

Başını sola çevirdi. Uçsuz bucaksız deniz... Yağmur sonrası doğa yıkanırken, deniz bulanırdı biraz. Derenin taşıdığı çerçöp yayılırdı deniz kıyılarına. Deniz biraz daha yükselir, dereden aldıklarını, kıyıya atardı dalgayla.

Eğildi, mantar toplamaya devam etti. Dokunur dokunmaz toprağa tutunduğu yerden kopup eline geliyordu mantarlar. Çevirip, içine bakıyordu. İçi kızıl olanlar, sepete... İçi beyaz olanları fırlatıp atıyordu. Zehirliydi onlar!

Hava yazdan güze dönüyor, gitgide serinliyordu. Merserize hırkasının düğmelerini ilikledi. Çok severdi bu hırkayı. Serin yaz gecelerinde ne zaman gezmeye gitseler, bu hırkayı yanında taşırdı.

Birden ayağının dibinde bir böcek gördü. Ters dönmüş, debelenip duruyordu. Komşularının yeni doğmuş bebeği de böyle debelenir, bir türlü yüzükoyun dönmeyi beceremezdi. Bir defasında onu yüzükoyun çevirmek istemiş, “karışma sen!” diye azarlanmıştı annesi tarafından. Bebek ağlayıp durmuştu annesi bezini hazırlarken. Böceği kim düz çevirecekti şimdi? Annesi ya da bir büyüğü görünmüyordu çevrede. Kurumuş bir çiçekten ince bir dal kopardı, çiçeğin dalıyla yavaşça böceği iteleyerek, düz dönmesini sağladı. Böcek telaşla uzaklaştı oradan. Hafif esen rüzgar, biraz hızını artırmıştı şimdi.

Çayırlığın alt başına çocuklar geldiler. Her birinin elinde bir uçurtma... Sevinçli çığlıklar atıyor, şamata yapıp duruyorlardı. Uçurtma yarışı yapacaklardı kendi aralarında. Okyanus mavisi uçurtmasıyla, abisini gördü çocukların arasında. Sepeti bıraktı elinden, unuttu mantarları, unuttu akşam yemeğini, kollarını kanat gibi yana açtı, yumuşacık çimenlerin üzerinde koştu.. koştu.. koştu!..

Zelin Artuğ, Mart 2010, Yeryüzü

http://www.kucukisler.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Canlı sevgilisi Zelin.. "Bir de ne göreyim ki demiştir belki"... başka canlılarca ne demek?.. bilinmez.. öyküler.. öyküler.. kısa bir anı aşağıda!.. "Boncuk canlısı (köpek).. koştu tarlada.. üzerine keneler bulaşmıştı.. temizledik.. bana sevgiyle bakmıştı".. Yazın çok iyi bir yazılardan sağol.. sevgiler, saygılar

yucel evren 
 30.03.2010 18:24
Cevap :
Başka canlılar ne gizemli değil mi? Çok güzel, çok ayrıksı bir dünyaları var. Kuşlar... Hep birlikte! Sınırları yok, pasaportları yok, paraya gereksinmeleri yok, günah sevap bilmezler çünkü günahları da yok! Verecek hesapları da, alacak öcleri de yok! Bir belgesel izlemiştim Yucel. Kuşlar çok uzun bir dünya turuna çıktılar. Günler, haftalar hatta aylar süren yorucu bir yolculuktan sonra tam da konaklayacakları yere yirmi otuz metre kalmıştı ki iki ayaklı AYI'nın biri silahını doğrultup, sürüdeki kuşlardan birkaçını vurdu! Denize düştüler, kızıla boyandı mavi. AYI !!!! silahını havaya doğru kaldırıp zafer işareti yaptı. Ayı.. midemi bulandırdı. Bütün iki ayaklı ayılar gibi! Sen de yaz Yucel! Kalemin susmasın hiç.  30.03.2010 22:04
 

serildi doğa ve yaşam gözlerimizin önünde...Ve çocukluğumuz da anılarımızın beşiğinde sallandı güzel ve sürükleyici satırların arasında...Tadı damağımızda kaldı. Diğer öyküleriniz gibi sevgideğer! Dostça sevgi ve selamlarımla...

Ersin Kabaoglu 
 30.03.2010 14:18
Cevap :
Büyüdükçe öyküleşir çocukluğumuz. Öykü bahçesine döner yetişkinliğimizde.. Bir de bakarız ki yaşlanmışız. Masal tadında anlatırız öykülerimizi. Öykülerde takılıp kalan, masallara ulaşamayanlar da var. Hep birlikte, masal tadında öykülere ulaşmak dileğiyle, sevgideğer.  30.03.2010 21:53
 

mantar toplama örneği,zehirlileri tanımak,yararlıları seçip toplayabilmek gibi değil mi sevgideğer ?Kenan aslıda,gezindiği o yeşil çimende,mantarlara dokunup hayatı topluyor aslında.Hayatta mantarlar gibi bazen yanlış koparılıp,dikkatten kaçmış bir zehirli mantar örneği insanı ölümcül yapabiliyor.Yaşam bir risktir aslında,Kenan'nın topladığı mantarlar örneği...Ne hoş bir anlatımdı,yine Zelince,ve okuduk imgeledik bu güzel anlatımı zevkle.Yüreğine sevgiyle....can..

Şerife Mutlu 
 29.03.2010 12:30
Cevap :
Şeri... Bir köy evi.. Bir odun sobası gürül gürül.. Hani şu, ördek soba dediklerinden.. Maşayı koymuşuz üstüne.. Mantarları dizmişiz masanın üzerine.. Tuz atmışız bir çimdik.. Mantarlar közlenip de içleri su dolunca, "Haydi insanlığa ve emeğe!" diye mantar tokuşturmuşuz can cana ve içmişiz! Sevgilerimle...  29.03.2010 20:44
 

eğrelti otları arasından uçup bir orman gülüne sonra bal kokulu kestane çiçeğine, güneşde tam tepede ha.. arı uçarken peteğine... sokmasaydı iyiydi ama... ölümüne... okuduktan sonra gözlerimi kapattım her yer yemyeşildi...

tutaste 
 27.03.2010 2:12
Cevap :
Düş gücün çok yüksek. Eğrelti otların benim burnuma baygın bir gül kokusu getirdi sevgideğer Tutaste.. Ne alaka diyeceksin. Bahar bu. Bahardan sual olunur mu? Ilık bir bahar sabahı, yeni sulanmış güller... Yapraklarında su içen koyu mavi, parlak renkli böcek.. Uzun saplı maydanozların arasında dertop olmuş bir yavru kirpi!.. Hortumun ucundan ince ince hercailerin tarhına akan berrak bir su.. Küçük kız ayakkabılarını çıkarmış, yalınayak koşuyor çayırda, yere çakılan uçurtmayı kaldırmak için.. Uzaklarda köpek havlıyor. Eşeğin anırması, çıkrık sesine karışmış. Duru mavi gökyüzünden bir uçak geçiyor sessizce.. Ardında mavinin içine bembeyaz iki pamuk ipliği bırakıyor.. Tatlı bir bahar yeli esiyor. Kapat şimdi gözlerini... Heryer masmavi..  29.03.2010 1:53
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 133
Toplam yorum
: 798
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1022
Kayıt tarihi
: 04.07.08
 
 

Yaşam, sorulardan ve yanıtlardan oluşmuş. Her soru, aynı zamanda kendinin yanıtı... Çift yumurta ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster