Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
214
 

Oy Adile Adile...

Oy Adile Adile...
 

Resim internetten.


Kayınvalidemin tek katlı bahçeli bir  evi vardı. Yeni evlendiğimizde beraber kalıyorduk o evde.

Yüksek olmayan bahçe duvarlarından komşular birbirlerinin etkinliklerini görebilirlerdi. Örneğin çarşı alışverişlerini, misafirlerini, ev temizliklerini, çamaşır yıkamalarını vs...

Bayanlar gündüzleri halı dokurlar, ev işlerini de geceleyin yaparlardı. Öylesine yorgunluk veren yıpratıcı bir hayattı onlarınki...

Para kazanmayan ve tutarlı bir işi olmayan kocaların adından bahsedilmezdi bu sokakta,  aktif olanlar kadınlardı çünkü...

Her devirde ve her yerde genellikle evlerde para kazananların boruları ötmüştür bilirsiniz...

Bitişikteki komşu Adile hanımdı. Adile hanım diğer bayanları kıskandıracak kadar gayretliydi. Gün bitimi ben bankadan döndüğümde o da halı tezgahından kalkmakta olurdu. Selamlaşırdık kısaca. Sonrasında aynı döngü...

Sabah kalktığımızda Adile hanımın bahçesinde, ağaçtan ağaca bağlanan urganların üzerinde gece boyu yıkanıp kaynatılmış bembeyaz çamaşırlar serilmiş görürdük. Kadıncağız biz uyurken  bahçesine koyduğu kazanlarda ısıttığı suyla gece boyu çamaşırlarını, çarşaflarını yıkamış, kaynatmış ve kurumaları için sermişti bir uçtan bir uca urganlarına...

Çamaşır makineleri ülkemizde zengin evlerine yeni yeni giriyordu. Orta kesimde çamaşırlar elde yıkanırdı. Böyle günleri tanıyarak hayata başladım ben de...

Kayınvalidem yaşlıydı, ben gençliğin verdiği dinamizm ile yaşamı normalde yürütmeye çalışsam da  zorluklar içinde olduğumu eşim fark ediyordu.

Bütçemizi yaptık ve merdaneli bir çamaşır makinesi aldık. İlk çamaşır yıkamasından sonra  kayınvalidem makineye  "gayretli bu, çalışkan bu, Adile bu" dedi ve bizim çamaşır makinesinin adı "Adile" kaldı...

Senelerce Adile dedik hatta otomatik makinelerde de isim değişmedi Adile...

Sonraki senelerde mutfağımıza elektrikli çay semaveri girdi. Pratik ve çayı güzel ve lezzetli oluyordu.  Eşim ona "maharetli bu, bu da Adile" dedi.  Ve yıllarca halen daha çay semaverinin adı bizim evde Adile oldu...

Adile yaşlandı, hastalandı ve bir kaç kez servise gitti geldi, olmadı. Ömrü tükenmişti. Yeni bir Adile aldık.

Kızım, kardeşlerim, dünürlerim ve yeğenim bize geldiklerinde Adile ile tanıştılar, öyküsünü dinlediler. Pek hoşlarına gitti hem çay hem de öykü...

Kimine doğum gününde kimine düğününde kimine ev görümlüğünde birer Adile hediye ettim.  Öykülerini bildikleri için onlar da Adile diyorlar çay semaverlerine...

Bu sene bizim sarısın Adile'ye esmer bir kuma getirdik :-)))

Esmer kuma başka bir marka ve siyah renkliydi, onu Isparta'daki eve götürdük. Aynı evde iki kuma kavga edebilirlerdi :-)))

Şimdilerde Adileler çoğalıyor bizim akraba ve yakınlarımızda...

İşte bizim Adile durumu...

Kardeşimin evine gittiğimizde mutfaktan  solo bir türkü sesi geliyordu. Biz genelde Türk sanat müziği severiz. Merak edip sessizce mutfağa doğru yaklaştım ve kardeşimi gördüm. Bir taraftan çay demlerken bir taraftan da türkü söylüyordu:

Oy Adile Adile,

Çayı goydum demliğe...

Sevgi dolu selamlarımla...

Yurdagül Alkan. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duygulu samimi ve tatlı bir yazı...

Kerim Korkut 
 12.10.2013 18:17
Cevap :
İçindeki çay daha da tatlı :-)) Olayı aynı güzellikte yaşadım mutluluklarla ve halen yaşamaktayım.  12.10.2013 20:36
 

Bizler tüketim toplumu haline getirmeden önce, evlerimizdeki eşyalarında bir şahsiyeti olurdu...Bu öyküde bunun isbatıdır...Nedense, Adile diyince, cevval sanatçı Merhume Adile Naşit'i hatırladım..:)Selamlarımla

ali açıköz 
 12.10.2013 10:59
Cevap :
Evdeki eşyaların şahsiyeti vardı eskiden. Değerini bilirdik, anıları vardı belki babamızdan dedemizden miras kalmıştı. Kahve öğüten bir el değirmenimizi hatırlıyorum, silindir biçiminde :-)) Kahveyi evde kavurur, üstteki kolu yavaş yavaş çevirerek toz haline getirirdik. Bu gibi eşyalar ve davranışlar eve daha bir sıcaklık ve samimiyet getirirdi. Selam ve saygıyla...  12.10.2013 20:18
 

Eski kadınların enerjisinden azıcık şimdiki gençlere kalsaydı ne iyi olurdu, değil mi Yurdagül Hanım. Şimdilerde otomatik makinaya çamaşır koyması,asması,toplaması bile yük adeta insanlara... Demek ki insanların sağlığı, enerjisi, çağın koşulları ile aynı paralelde olmak durumunda... Sizin söylediğiniz o sayfayı indirdik ama hala nasıl resim koyacağımı bilemiyorum. Zahmet olmazsa MSN'den detaylı bilgi verir misiniz? Sevgiler,selamlar...

Nur Eşmeli 
 12.10.2013 10:43
Cevap :
Şimdiki gençler çok tembel diyeceğim ama yaygınlaşan teknolojinin sağladığı rahatlık ile böyle oldular. Her şey otomatik, yaşam kolay. Hareketsizlik var ve sağlık problemleri çoğaldı. Enerjinin aktivasyonla dışa vurumu ve harcanması gerekli Nur hanım. Resim işinde nasıl bir yol aldınız, beni maille bilgilendirirseniz sevinirim, selam ve sevgilerle...  12.10.2013 17:41
 

Çok hoş bayıldım adileye, sevgilerimle...

Nuray Ors 
 12.10.2013 2:37
Cevap :
Canım benim, sevgi dolu bir yorum...Teşekkürler ve sevgiler...  12.10.2013 16:46
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 5696
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster