Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Haziran '15

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
195
 

Öykü Denizi'nde yüzerken...

Öykü Denizi'nde yüzerken...
 

Bir iki ay içinde okuduğum öykücülerden bahsetmek istiyorum.

Senem Dere'nin " Hülya Saat" adlı öykü kitabında özellikle " Gündüz Düşleri" adı altında toplanmış Fatma, Nevzat, Nermin, Fikret adlı öykülerini çok beğendim. Klasik öykü formatında, zamanı, mekanı, kırılma noktasını rahatça seçebiliyorsunuz. Öykü nasıl yazılır? diye bir soru sorulmuş olsaydı bu dört öyküde bunun cevabı bulunurdu. Son öyküsüne Edip Cansever' le girizah yapmış Senem Dere ve onu besleyen kaynaklardan birini işaret etmiş.

Senem Dere'nin Ayizi Yayınlarından çıkan " Yağmur Gölgesi" adlı kitabındaki öykülerin hepsi çok güzeldi. Özellikle " Göl Ninnileri" adlı öyküsünü çok beğendim. İncelikli duru bir dille yazılmış hepsi de... Bu kitap Selçuk Baran ödüllü...

Gamze Güller’in “Beşinci Köşe” adlı ikinci öykü kitabı dokuz öyküden oluşuyor. En çok Bal Kemiği, Beşinci Köşe, Kartpostallar, Tuzak öykülerini beğendim. Bal Kemiği öyküsünden bir romanı sürükleyecek çatışmalara aday güçlü karakterlere sahip olması nedeniyle, Beşinci Köşe öyküsünde karakterlerin duygusal yoğunluğundan, öykü boyunca yaşadıkları değişimden ve bunun çok kısa bir zamanda olmasından, Kartpostallar ve Tuzak öykülerinde ise şehir yaşantısında kaybolmuş, ilişkilerinde çıkış noktası bulamayan kadın-erkeklerin dünyasına hâkim yazarın, gözlem gücünden etkilendim.

İçimdeki KalabalıkGamze Güller’in ilk kitabı… On öyküden oluşuyor. Otel, Dağların Soluğu ve Gel Pisi Pisi öyküleri çeşitli yarışmalarda ödüller almış. Ben Dağların Soluğu, Otel, İçimdeki Kalabalık, Parkta öykülerini daha çok sevdim. Kırılma anlarındaki duyguları yoğun hissedebildiğim için. Ayrıca “ İçimdeki Kalabalık” öyküsünün benim için yeri ayrı. Çünkü bireyleşmenin yoğun yaşandığı çağımızda derinliksiz gereksiz samimiyetin bir sis bulutu gibi çevremizi sardığını tekrar hatırlattığı için. Yazarın bu öyküsünü başucu öyküm şeklinde aralıklı tekrar tekrar okumak isteğindeyim. “Parkta” öyküsünü de mekân- duygu ilişkisini belirgin gözlemlediğim için sevdim. 

Suzan Bilgen Özgün’ ün “Yıldızlara Bakıyor Bazılarımız” adlı kitabı Aynaya Bakış, Renkli Bakış, Çocuk Bakış, Kuş Bakış, Dost Bakış ve Son Bakış üst başlıklarında toplanmış on iki öyküden oluşuyor.

En çok “Kuş Bakış” başlığı altındaki “Seçim” öyküsünü, “Dost Bakış” başlığı altındaki “Kokular” öyküsünü, “Son Bakış” başlığı altındaki “Bir Kış Gecesi” öyküsünü sevdim.

“Seçim” öyküsünü bir genci bağımlılığa götüren süreci psikiyatrın koltuğundan geriye dönüşlerde odaklandığı anlardaki gözlem gücü nedeniyle, o yaş grubunun diline okuyucuyu sürükleyecek güçte hakim olduğu için, kahramanın yazar ile ilgili diyaloglarıyla düşünme sürecimi keskinleştirdiği için beğendim.

“Kokular” öyküsünü ölünün bakış açısından cinayetine giden süreci anlatırken okuyucuya düşünme payı bırakıp öykünün içine çekmekteki başarısından dolayı sevdim.

Bir Kış Gecesi Öyküsü’ nü kısacık bir metinde odaklanılan ana bağlı olarak ne kadar yoğun bir anlatıma ulaşılabileceğinin güzel bir örneği olduğu için beğendim. Bu öykü 2014 yılında yayınlanan “Öyküden Çıktım Yola” 252 Yazardan Minimal Öyküler derlemesinde yer aldı.

Büyük Kızlar AğlamazFadime Uslu’ nun ilk öykü kitabı… İçinde dokuz tane öykü var. Ben en çok Taşın Rüyası, Kasabanın Bereketli Toprakları Acıdığında, Martta, Çello Ölmek İçin Bize Geldi öykülerini beğendim. Yazarın değişik kesimlerin yaşam biçimlerini, duygu dünyalarını, yerel ağızlarını aynı gözlem gücüyle ifade etmekteki başarısı en etkileyici yönüydü.

Kevser Ruhi'nin "Kehribar Kadınlar" adlı öykü kitabı on yedi öyküden oluşuyor. Ben en çok Kehribar Kadınlar, Fesleğenler Kokmuyor Artık, Sızı, Düşbozumu, Akasya Kokulu Sokakta Şiir Bitti öykülerini beğendim. Yazarı Kehribar Kadınlar öyküsü Batum' dan gemilerle yeni yurtlarına gelen Gürcü kadınları, burada tutunmaları, çektikleri sıkıntıları, kuşaklar sonra onların çektiklerini farklı bir şekilde yaşayan torunlarının duygularını, ayakta kalma çabalarını harmanlayan duygu yüklü etkileyici bir öykü... Fesleğenler Kokmuyor Artık, Sızı, Düşbozumu, Akasya Kokulu Sokakta Şiir Bitti öyküleri ise aynı mahallede yan yana beş evde yaşayan Ali, Belkıs, Ercan, Kader ve Ayşen' in 12 Eylül' le birlikte değişen yaşamlarının, savruluşlarının, yiten kuşakların öyküleri... Bağımsız gibi görünseler de birbirini tamamlayan, iç içe geçmiş dört öykü...               

 

 

Adil Serkan SATI, Ersin Kabaoglu bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Şimdi o kadar sık olmasa da, eskiden çok fazla öykü kitabı okurdum. Çünkü öykü yazmaya merak sarmıştım, öykünün o kısa ve yoğun atmosferi çok hoşuma gidiyordu. Ama gel gör ki, hiç beceremedim. Yine de o okuduğum birbirinden güzel öyküler, öykücüler hayata bakışıma çok şey kattı. Bahsettiğin öykü kitaplarını listeme ekliyorum, merak ettim:) Teşekkürler paylaşım için:)

Mor Okyanus 
 04.07.2015 14:20
Cevap :
Sevgili Sibel, öyküde beni de çeken yoğun atmosfer. .. Öykü yazabilmek hayata odaklanabilme yetisiyle örtüşüyor. Ortak noktamız olması beni çok mutlu etti. Sevgiler  04.07.2015 23:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 56
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 445
Kayıt tarihi
: 04.01.12
 
 

Kendinin farkında olmakla başlar herşey.  Akar giderken birşeyler insan tutunmak ister hayata. Bu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster