Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Haziran '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
471
 

Öykü kitabımızın tanıtım kokteyli

Öykü kitabımızın tanıtım kokteyli
 

İstanbul'da hiç bir blog toplantısına katılmadığım için, blogdan kimseyi tanımıyordum. Kokteyle giderken, blog dostlarımla tanışacak olmanın heyecanı sardı yüreğimi. Kapıdan girdiğimde, hemen farkettim Yurdagül hanımı. Gülen gözlerindeki ışığı o kadar dost, o kadar çook eskilerden aşina olduğunuz ve hep özlediğiniz sımsıcak tat vardır ya, işte öyle bir ışıktı. Yıllara meydan okuyan ruhuna bayıldım. Neredeyse tüm insanları kucaklayacak kadar geniş, sevgi dolu yüreğine bayıldım. Ne yazık ki, türlü nedenlerle katılımın çok az oluşuna efkarlanan, incinen, küskünlüğünü belli etmemeye çalışsa da gizleyemediği hüznüne teselli bulamadım, çok üzüldüm.

Sevgili Yurdagül ablacığım, size abla! dedim iznimi aldım, buradan da abla diye sesleniyorum. Bizim Kayseri'nin çok anlamlı bir meseli (örnek alınacak yaşanmış hikayeler) vardır, Bizim Hacıemmi, akşam iş çıkışı eve giderken çarşıdan

KUŞGÖNÜ dediğimiz, pastırmanın en güzel tarafından bir bütün pastırma alır. Koltuğunun altına sokar, yürüye yürüye evine varır. Eve gelince bir bakar, aa! pastırma yok, düşürmüş yolda. Amanın, yav ben nası ettim bu işii? Eyvahlar olsun! diye dövünmeye başlar. Hanımı bunu görünce kızar:

- Amaan Hacıı! Ne bu gadar yanıyon canım? Altı üstü bir basdırma deel mi? Yarın gene alırsın, sus gayrı! der. Hacıemmi karısına bakar öfkeyle şöyle der:

- Yav cahal cahal gonuşma Allase'en gadın! Ben bastırmanın yittiğine mi yanıyom sanıyon? Doğramasını bilmeyen bir meymenetsizin eline geçer de, ziyan eder güzelim basdırmayı, anladın mı?

Sevgili Gül ablacığım, güzel yüreği ile bir iyiliğe sıvadı kollarını. Bilmediği bir prosedür zincirinde, kitap ile ilgili sorunlar oluştu. Bunu bizlerle paylaştı, sonuçta yardım dernekleri için yapılacak kitap çalışması gerçekleşmedi. Kitap, yardım derneklerinin adı kullanılmadan ANADOLU'DAN SEÇME ÖYKÜLER adı altında basıldı. Geliri belli, yayınevi belli, hesap ortada.

Değerli Kadri Kanpak beyefendinin katkılarıyla yayınlanan bu kitap için, sizi inciten tüm davranışlar dolayısıyla beni de incitmiş olacak bu günden itibaren sevgili Yurdagül hanım. Bu nedenle sizi sağınızdan solunuzdan, yukarıdan, aşağıdan doğramaya incitmeye çalışacak tüm satırların birinci dereceden muhatabı olmaya talibim. Bu ne bir kadın dayanışması, ne bir güç sınaması, ne de gardını almış bir müsabığın meydan okumasıdır. Bu, yaşı kemale ermiş, yüzündeki her bir çizgide emek ve dürüstlük ışıyan; hayatın yollarını dimdik yürümüş kocaman bir çınarın, haksız yere incitilmesidir.

Ben, emekli bir öğretmen olarak hiç bir haksızlığı kabullenmedim şimdiye kadar. Yurdagül hanıma yapılanın da, çok büyük bir haksızlık olduğuna inanıyorum. Onun güzel yüreği, kimsenin korumasına ya da savunmasına gerek olmayacak kadar büyük zaten, ama ben onun incinen ruhundaki sızılarını, daima nezaketle, kimseyi incitmeden kapatmaya çalışacağını düşünüyorum, bunu kabullenmiyorum sevgili Yurdagül ablacığım. Sizi incitenin, nasıl incitileceğini bana bırakın lutfen, izninizle ben buna seyirci kalmayacağım. Bu kadar anlamsız, bu kadar art niyetle saldırmanın ardında ne olabilir anlamıyorum ki? Ne istiyorsunuz, hayatı boyunca iyilik ve güzellikten başka amacı olmayan böylesine değerli bir hanımefendiden? Hayatınızı armut sapı ve üzüm çöpleriyle uğraşarak geçirmek sizlerin seçimi olabilir, ama o çöpleri atacağınız bahçelere dikkat edin kardeşim. Tertemiz süpürülmüş bir bahçede o çöpler çok sırıtır, yakışmaz..

Kokteylde tanıma fırsatı bulduğum sevgili blog dostlarım; Sayın Kadri Kanpak, sayın Cansın Erol, sayın Ruksan İldan, güzel ve akıllı oğlum Cem.., , sevgili Emre, sayın Erol Işık, değerli yazarımız Mamut beyi temsilen gelen güzel oğlu ve sevgili Yurdagül Alkan yazarımızın yeğeni hanımefendiyi tanımaktan ayrı ayrı mutluluk duydum. Gitmem gereken bir başka randevu nedeniyle erken ayrılmak zorunda kaldım.

Sevgili dostlarım, bunu saymıyorum, en kısa zamanda yeniden görüşmek dileğiyle gönülden sevgiler yolluyorum hepinize.

Benim güzel gönüllü Yurdagül ablacığım; emeklerinize tekrar teşekkürler ediyorum. Lutfen, o tertemiz yüreğinizi

yormayın, değmez. Yeniden başlayacağınız ilk kitap çalışmanızda, benim tüm bloglarım emrinize amadedir, açıklamaya bile gerek yok.İstediğiniz an, öykülerim sizindir.

Selam ve sevgilerle..

bildiğim için

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Orada olmayı ben de çok istemiştim, olmadı. Lakin kalbim sizlerleydi.Gelişmelri yazıalrınızdan okuyunca çok üzüldüm.Güzellikleri paylaşmak varken tatsızlıklar niye? Sevgiyle kalın.

papatya altı yüz elli 
 25.06.2010 10:02
Cevap :
Kısmet değilmiş, inşallah başka toplantılarda görüşürüz. Gerçekten çok üzücü bir durumdu, Yurdagül hanım asla eleştirilecek bir yanlışlık yapmadı ki, bu kadar incitilmesinde ancak kasıt aranır. Kitabın adı, kapağı v.s bunlar elbette eleştirilebilir.Ama incitmekten imtina edilir,amenna. Teşekkür ederim paylaşımınıza, selam ve sevgilerle..  25.06.2010 15:56
 

Toplantıya üzülerek katılamayanlardanım. Gül hanımla ve diğer şahsen tanışmadığım arkadaşlarımla tanışma fırsatını kaybettiğim için çok üğzülmüştüm. Hemen kitabımızı almalıyım ve öyküsü olan arkadaşları gördükçe sayfalarını imzalatmalıyım... Emeği geçen herkesi kutluyorum. sevgi ve saygıyla

Meral Yağcıoğlu 
 23.06.2010 12:21
Cevap :
Güzel yürekli dost,sevgili Meral hanımcığım. Toplantıda gerçekten olmalıydınız ve O iyilik meleği Yurdagül ablamızla tanışmalıydınız. İnşallah bir başka vesile ile bir araya geliriz. Yurdagül hanımefendi ile tanışmak gerçekten bir şans. Öyle değerli bir melek ki, onu incitenler ne kaybettiklerini bilmiyorlar. Teşekkür ederim paylaşımınıza, selam ve sevgilerle..  23.06.2010 18:03
 

Kitap tanıtım toplantısına ilişkin blogunuza ikinci yorumum. Birincisi, blogunuzun yayınlandığı günün, ilerlemiş saatlerindeydi, teknolojik kazaya uğramış. Hocanım, sizinle tanışmaktan bende çok mutlu oldum, Kitap vesilesi ile olsa da...Lakin bugün gelinen nokta maalesef üzüntü verici boyutlarda...Biliyorsunuz, Kadri beyle mini, ikili bir ekip oluşturmuştuk. İyi bir şeyler yapmak amacındaydık...Ne varki, biz takdir beklerken, sabote çalışmaları ile karşılaştık. Önceleri üzülmemiş gibi görünsem de, şimdilerde fevkalade üzgünüm...Suçum nedir? neden bu sabotajlar yapılmaktadır? Kadri beyden destek istemek suç muydu? Kitabın ismini, onunla özdeşleşen sunumu rica etmem mi suç kabul edildi? Üstelik, kitapta öyküsü ve alakası olmayanlar tarafından yapılıyor bu olumsuzluklar.Ben ve Kadri beyi yıpratma çalışmaları kime ne kazandırır? O günkü toplantıya dair güzel görüşleriniz ve bizleri bu ortamda bile yüreklendiren mültefit ifadelerinize gönülden teşekkür ederim. Sevgiler, güzellikler dileğim

Yurdagül Alkan 
 15.06.2010 12:52
Cevap :
Bilmukabele Yurdagül hanımcığım, çok sevdiğim bir söz vardır: " Dolu başak boynun eğer". Günümüzde doluluğun ifadesi ceplerin doluluğu olarak anlaşıldığından, sizi bilenlerin tavırlarıdır önemli olan. Başka çalışmalarınızda, daha geniş bir katılımla bir kitapta buluşalım inşallah.Lutfen artık üzülmeyin, sevgiler selamlar gönülden..  15.06.2010 13:24
 

Gelinen bu üzücü ortamı başlangıçta normal kabul etmiş gibi görünsem de, şimdilerde fevkalâde üzgünüm. İyi-güzel birşeyler yapmak adına Kadri beyle güç birliği yapmamızın sonucunda takdir beklentileri varken bugünkü gerilim ortamını anlamakta hala güçlük çekiyorum. Suç muydu, Kadri beyden destek istemek? Suç muydu, kitaba başlık ve sunum rica etmek? Km.lerce uzaktan neticeye ulaşmak öylesine zor ki...Anlayamadığım diğer bir konu: Gerilime sebep olanlar kitapta öyküsü olmayan kişiler...Çok üzgünüz ikili ekip olarak...Çok üzgünüm, ben bu üzücü sahneleri hak etmiyorum, çalışmalarımın, gayretlerimin, maddi ve manevi katkılarımın karşılığı bu olmamalıydı...Psikolojim bozulma sınırlarında...Arıyorum, bulamıyorum ÇÖZÜMÜ...Evet! ÇÖZÜM, ÇÖZÜM, ÇÖZÜM...Bu durumların nötr hale gelmesi için kimden nasıl, ne şekilde bir katkı beklemeliyim? Çıkmazlardayım...Sevgilerimle...

Yurdagül Alkan 
 15.06.2010 11:28
Cevap :
Sevgili Yurdagül hanım, sizi çok iyi anlıyorum ve bu nedenle de gerek blog yazarak, gerek blogdan dostlarımla görüşerek uğradığınız bu haksızlığa manen destek olabilme çabasındayım. Ben bloğumda, bu ailede diyecek sözü olan varsa hodri meydan bana söylesin dedim. Görünen o ki, hiç kimseden ses çıkmıyor. Siz, güçlü ve çağdaş Türk Kadınının en iyi temsilcilerinden birisiniz. Bu bakımdan, artık kafanızı dinleyin. Psikolojinizin bozulması mümkün değil, ben buna inanamam. Hayat hikayenizi okudum, geçtiğiniz yollardaki dikenlerin yanında bunlar ot bile olamaz. Siz, yapmanız gerekeni yaptınız. Kadri bey ve size emekleriniz için tekrar teşekkürler.Sizi bunca seven varken, üzüntü neymiş? Selam ve sevgilerle..  15.06.2010 13:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 95
Toplam yorum
: 326
Toplam mesaj
: 42
Ort. okunma sayısı
: 714
Kayıt tarihi
: 08.03.07
 
 

Emekli öğretmenim, 52 yıllık hayatımdan amatör mizah, bağlama, sürrealist resimler, yitikler, sev..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster