Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Ekim '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
17
 

Öyküde Doğru Yol Almak

Ata sözlerimizle yaşamdan elde ettiğimiz tecrübelerin gelecek nesillere nasihat olsun diye devam ettirirken geçmiş, bugüne yeterli gelmemiş ki kısa öykülerle ders dönemi başlamış. Ancak o Aziz NESİN, Fakir BAYKURT, Muzaffer İZGÜ, Necati CUMALI vb. tadında öyküler değil. Irkçı, cinsiyet ayrımcı ve kişilik bozukluğu, sevindirir  hoş dille şırınga edenler ortalıkta dönüyor.

Muhyyiddin İbn-i Arabi söylemiyle bir dikkat çekeyim: Zanlar hakikat olmadığı için, kararlar da adil olmayacaktır.

Örnek öykü; Evliliğin ilk gecesinde kadınla erkek susamışlıkların giderildiği anın sarhoşluğunu yaşarken,

-kadın “önümüzde ki üç günü evde geçirelim kimseye kapıyı açmayalım. Özelimiz olsun 3 gün, birbirimizi yaşayalım” der.

-Erkek “ tamam” der.

Uykunun derinliği geçtiği saatlerin şafağında sabah sabah kapı çalar. Koşarlar sessizce. Kapı dürbününden bakarlar. Erkeğin anne babası gelmiştir. Adam kapıya yönelir.

-Kadın; Açamazsın sözün var. Akşam ne karar vermiştik?  Fısıltıyla diyerek açmaması için gözleriyle kocasının gözlerinin içine haykırır başını sallar olmaz anlamında.

- Ama annem babam diye fısıldasa da erkek,

- “olmaz” der kadın. “Söz verdin” der tekrar.

Bir zaman daha çalar kapıyı anne baba sonra evde yok düşüncesiyle ellerinde ki hediye paketleriyle geldikleri gibi giderler.

Birbirlerine sokulurlar kadınla erkek. Aşklarını ateşler kadın. Çok geçmez yine çalan kapıyla koşarlar kapıya sessizce. Dürbünde bu kez görünenler; Kadının anne babasıdır.

Yalvarır gözlerle bakar kadın ama koca olmaz diye fısıldar ve başını sallar “Söz verdin” der.

Elini uzatır kapıya kadın ve kapıyı açarken anne babamı dışarda bırakamam ben der. Açar kapıyı alır anne babasını içeri.

Yıllar geçer ve çiftin yuvasında aşkın meyveleri olur ilk çocuk erkektir. Birkaç yıl sonra bir erkek çocuk daha doğar. Geçen birkaç yıl sonra da bir kız çocuğu olur. Mutluluktan uçar adam. Hastaneden dönüşte evde ki değişiklikleri görür kadın. Ev süslenmiş ve duvarlarda “hoş geldin bebeğim” “iyi ki doğdun kızım” yazıları yapıştırılmıştı. Kadın şaşkınlık ve sevgiyle kocasına;

Aşkım hayrola oğullarına böyle şeyle yapmamıştın ne oldu da şimdi bu kadar sevgi gösterisi yaptın? Der.

Ehh hayatım! Bir gün kapıya geldiğimde kapıyı açacak beni dışarda bırakmayacak bir çocuğum var artık. Der koca.

Şimdi şöyle okuyalım öyküyü: Kız çocukları ailesine bağlıdır. Anne babası için tüm değerleri yıkar atar. Kaypak değildir emek vereni unutmaz. Saygıda kusur etmez. Kız çocukları erkeklere göre daha kıymetlidir. Anne babasına bakar, sokakta koymaz.

İlginç değil mi erkekleri yetiştiren anne baba, kızları da yetiştiriyor. Erkeklerde genetik bir eksiklik söz konusu ki emek bilmez, vefasız, kadir bilmez oluyorlar. Anne babalarına kendisini büyütmelerinin karşılığı bile olsun kapıyı açmaz ve ölümlerine kadar bakmazlar.

Acaba öyle mi? Öyküyü başka türlü okumak mümkün değil mi?

Cins ayrımcılığı yapılan bir yorumdu önceki bakış. Hâlbuki anne babasına kapı açmayacak ve bakmayacak insanın cinsiyetinden çok vicdanında büyüyememişle sevgisizlik söz konusudur. Öyküde erkek kapıyı açmak ister ama kadın açtırmaz. Akşam ki sözünü hatırlatır. Kendisi açar. Sözüne güvensizliği kim yarattı. Kime güvenilmez.

Kendi anne babası anne baba olurken kocasının anne babası anne baba değil midir? İkilik yaratan kim. Erkeğin hoş görüsü atlanmıyor mu öyküde? Kendi anne kapısını kapatan kadının anne babasına gönül kapısını açan erkektir.

Yaşamda görürüz; kaynanasına, kayınbabasına bakmayan gelinlerin varlığını. Ancak kendi anne babasına evinde barındırır ve bakar. Kovduğu kocanın anne babasına kim bakar? Kocanın kız kardeşi. Kadının kadına yaptığını görüyor musunuz?

“ Ben onlarla geçinemiyorum. Annen sivri dilli” diyen kadının yerine kocanın kız kardeşi o sivri dilleri yaşamaz. Kadınlar kendi anne babasına hoşgörülüdür. Ama erkekler tüm anne babalara hoşgörülüdür. Çünkü eşinin anne babasına da anne baba gözüyle bakmaktadır.

Çünkü kadının kovduğu diye kadına giderken kocalar hep evdedir, paylaşır evde huzur olsun diye sessizliği.

Huzur evlerinde şiddet gören insanları düşleyince insan olan insanca yaşasın ve acısız kedersiz ölsün dilerim. Sevgiyle kalın.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 43
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 288
Kayıt tarihi
: 15.12.10
 
 

Denize yakın adam... İzmir'de yaşıyorum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster