Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Eylül '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1269
 

Öyküler ve Kahramanları

Ülkemizde sosyal hayattan uzaklaştırılıp evle sınırlı yaşama zorlanan, erkeğin hep üç adım gerisinde yürütülmeye çalışılan; hatta bir erkeğe dört kadın anlayışının meşrulaştırılma yaklaşımları ve bir türlü önü alınamayan kadın cinayetleri dikkati çekerken Anadolu’nun acar, cesur kadınlarının, zaman zaman erkeğin de ilerisinde çok başarılı işlere adını yazdırdığını biliyoruz. Bu olumlu örnekler eğitimli çağdaş kadında olduğu gibi Torosların başında her türlü güç otoritelerinden uzak Şaman ruhlu kadınlarımızda da böyledir.

Ben bunu son kitabım Karacaoğlan Geleneğinde Dirmil Güzellemeleri ve Öyküler kitabındaki “Huruştu” ve “Gece Zeybekler İnerdi” öykülerinde kadını, Muhtar Ümüsün karakteriyle öne çıkarmaya çalıştım. Tarihi bir kimlik olarak tanınan bu ismi öykümde gerçek adıyla yazdım. Yöre halkının öyküde geçenleri tarihi bir metin gibi değerlendirmeye alınca, ne kadarının gerçek ne kadarının kurgu olduğunu açıklama gereği duydum.

Dirmilli son Rumların öyküsünü yazan Kamile Yılmaz’ın Muhtar Ümüsün’ü öyküsüne koymadığını görüyoruz. Olayla ilişkisi olmadığı halde karakteri güçlendirmek için ben Rumlarla ilgili öykümde koydum. Dirmil’i zeybeklerden kurtaran kişinin Karaçulfalı bir ağa olmasına karşın ben Yine Muhtar Ümüsün karakterini kurguladım. (kaynak kişi Dirmilli Yusuf Ergan 94)

Kurtuluş Savaşı’nda Antep, Urfa ve Maraş yöresinde sivil direnişçilerin  keçilerin boynuzuna çıra yakarak geceleyin karşılarında çok sayıda asker olduğunu sanmaları sağlanarak düşmanı şaşırtma taktiğini Arapların da bağımsızlık savaşlarında kullandığını görüyoruz. Gerçekte birilerinin araştırma belgesi olarak yazdığı gibi İtalyanlar hiç bir zaman ne Gölhisar'a gelmiş ne Dirmil'e yürümüştür. Ben öykümde bunu böyle kurguladım ama yöre halkının öyküyü tarihi bir belge gibi değerlendirdiğini görünce ikinci baskıda öykünün bu bölümünü kaldırdım.

Yöredeki Cavır Gediği adı oraya cavır geldiği için değil, o gediğin kış aylarında zorlu ve geçilmesinin zor olduğunu vurgulamak için söylenmiştir. İnsanın zor olanı için de Cavır gibi derler. Asıl İtalyanlar Fethiye yöresinden Maşta yakınlarına kadar geldiği ancak arazinin zorluğu ve kışın kar engeli yüzünden kendiliğinden döndüğü için o mevkiye Cavır Döndü denir.

Bunun dışında Tireli Süleyman’ının, Mesut Ustanın, Yusuf Ergan’ın (Dalca Yusuf'u) yaşanmışlıkları kaynak kişilerin anlattığı gibi öyküde anlatılmıştır.

Yazdığım bu öykülerde isimlerin gerçek kişilere dayandırmamdaki neden halk öykülerindeki yaklaşımın derlemeciliğe dayanması ve yaşanmışlıklardan beslenmesidir. Fakat aynı yörede yaşayan bir yazar olarak bunun sıkıntısını çektiğimi söylemek isterim.

Yukarıda anlatılanlar her ne olursa olsun öyküde geçen olaylar belgeli de olsa, gerçek kahramanlara dayanılarak da yazılsa; öykü bu nesnelliklerden kendini soyutlayarak kendi gerçeğini yaratır ve bağımsızlaşır. Hatta öykü, yazarını da soyutlayarak bağımsız duruma gelir ve toplumsal kültürün bir parçası olur.

Bu bağlamda öyküler tarihi belge olamazlar. Kişisel yaratının estetik birikimi doğrultusunda bir sanat yapıtıdır.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 793
Kayıt tarihi
: 19.06.09
 
 

Gazi Üniversitesi, Eğitim Fakültesi Kastamonu Eğitim Yüksekokulu Sınıf Öğrt. bitirdikten sonra A...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster