Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Nisan '08

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
509
 

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki
 

Sevgili Dostlar, en son yazım olan “Öyle bir ülke hayal ediyorum ki” den sonra, son birkaç gündür, ben ve içimdeki benin almamız gereken rolümüzün nasıl olması gerektiğini anlatan bir yazı yazma ihtiyacı içerisine girdim. Bu ülkenin tüm insanlarını çok seven ve onların da içinde bulunduğu geminin zarar görmemesi için elinden gelen her şeyi yapan bir Türkiye sevdalısı olduğumuzun bilincinde olarak. Aslında hayal ettiğimiz biz hep oradaydık, yalnız özgürleşmemiz lazımdı; yalnız acılarının üzerine tuz basmamız lazımdı; yalnız tüm ihanetlere rağmen sistemi yıkmadan, ona zarar vermeden dışarı çıkmayı becerebilmemiz lazımdı… Yani, hayallerimizin üzerini örtmeye çalışan kara bulutları dağıtmamız lazımdı öncelikli olarak.

Bu noktaya ulaşıncaya kadar çokça acılar çektik ben ve içimdeki ben; çokça yalnızlıklara katlandık; çokça anlaşılamama sorunu yaşadık; çokça maddi yetersizliklerle karşılaştık beraberce, sırf sistemin içine girip hayallerimizi örselettirmemek için; çokça yalnız geceler geçirdik beraberce “<ı>sevdalımız” diye koynumuza alacağımız insanların bizi yolumuzdan geri çevirme risklerini bertaraf etmek için... Duygularımızı esir ettik yani, hayallerimizi ve umutlarımızı yitirmemek için… Onları taptaze tutmak ve sürekli gelişimlerini sağlamak için…

Çokça defalar “nafile çabalar, kendini boşuna yorma, böyle gelmiş böyle gider, bu ülke adam olmaz, bu ülkenin çivisi çıkmış” türünden, makineli tüfek atışına benzer atışların altında yürüdük yolumuza, bizdeki umudu, tüm insanlarımızın mutluluğunu hayal etmedeki yetimizi yaralattırmamak için… Belki de tüm bu güçlüklerdi bizi böylesi dayanıklı, böylesi güçlü kılan ve yolumuza inançla devam etmemizi sağlayan hayatın acımasız yaylım ateşi altında.

Tüm bu yaylım ateşi altında tek duamız, parolamız, haykırışımız “Tanrım bizi yükselirken, alçalanlardan yap” idi. Elbette ki en büyük yol gösterici fenerimiz ise “Mustafa Kemal Atatürk’ün yaktığı aydınlanma ateşimiz” idi, atılan her adımda, düşülüp kalkılan her vakadan sonra onu daha bir şükranla anarak.

İşte tüm bu duyguların ve düşüncelerin ışığı altında sizlerle paylaşacağız gelecekteki bizle ilgili hayallerimizi, bir önceki yazımız olan “Öyle bir ülke hayal ediyorum ki”nin ışığına da sığınmış bir biçimde. Başka bir ifadeyle de, bundan sonraki yaşantımızda sahip olacağımız felsefenin bir manifestosu gibi olacak bu yazı.

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, çocuklarımızın çocukluklarından başlayarak, çocuk olduklarını unutmadan, kendi yaşlarına en uygun davranış şekillerini gösterip, kendi yaşlarına en uygun özgürlüklere sahip olarak yetiştirilmeleri, eğitilmeleri için çaba harcıyoruz... Tüm bu çabalarımızı da, aynen Hasan Ali Yücel gibi bakanların yaptığı gibi, ülkenin çocuklarını kendi çocuklarımızdan ayırt etmeden sürdürüyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, çocukluktan çıkan insanlarına dünya ülkelerinde yaşayan diğer insanlarla, hepimizin üzerinde yaşadığı Dünya’nın evrende sadece bir toz zerresi olduğunu unutmadan en medeni, en onurlu, en insanca ilişkiler kurabildiği özgüvene sahip oldukları imkânı sağlayabilen bir ülke yaratmayı asıl hedef edinmişiz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, toplumsal düzeni sağlamanın en önemli aracının eğitim olduğunun anlaşıldığı, insana insan olduğu için saygı duyulduğu, Tanrının âdemoğluna bahşettiği en büyük değer olan aklını özgürce ve çevreden etkilenmeden kullanması gerektiğinin anlaşıldığı bir ülke için her şeyimizi ortaya koyuyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, pazar haline dönüştürülmüş ve halkının aydınlanması tamamlanmamış bir tüketim toplumunun değerleriyle değil, ülkenin en ücra köşesindeki vatandaşına dahi en iyi eğitimi verebilmesi ile övünen bir topluma ulaşmak için her şeyi yapıyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, yönetenlerin ve yönetilenlerin tek amacı Anayasa’da yazılı olduğu şekliyle vatandaşlarının eğitim ihtiyaçlarının devlet eliyle karşılanması, sağlık harcamaları sağlık sistemindeki kaçaklar da denetime alınmış şekilde devlet güvencesi altına alınması için mücadele asıl amacımız olmuş…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, devletten bu gibi hizmetleri isteyen herkesin öncelikli amaçlarından birisinin bireysel olarak devletin gelirini artırmaya nasıl katkıda bulunurum diye sorgulandığı, ondan sonra artan bu gelirden de herkesin asgari ihtiyaçları karşılanabilecek şekilde adilce yararlanabildiği bir ülke için çarpıyor tüm kalbimiz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, üretmenin, tüketmekten daha değerli olduğunun anlaşıldığı, hazıra dağların dayanmayacağının görüldüğü, ekonominin duygularla değil akılla düzlüğe çıkabileceğinin bilindiği bir ülkede gözümüzü açmak en büyük mutluluğumuz olmuş…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, etrafımız alışveriş merkezlerinde batılı gelişmiş ekonomilerin gazetelerine dahi kapak olacak kadar raydan çıkmış bir alışveriş çılgınlığı yaşayanlardan daha çok, insanlarla bir arada olmanın, bir parkta dolaşmanın, bir ağaç altında oturmanın, bir cafe’de arkadaşlarla dostça sohbetler etmeyi yeğleyen insanlar tarafından sarılmış…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, 1978 Dünya Bankası Raporuna göre pazar olarak düşünülen bir ülkenin ferdi gibi değil de, o rapora isyan edip “ben köleleşmemek için, gururumu ayaklar altına almamak için, üretmek zorundayım” diye, boğazını yırtarcasına bağıracak insanlarla omuz omuza ülkemizi geleceğe taşıyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, kimsenin, kim olursa olsun hiç kimsenin önünde ne makamı, ne unvanı, ne de maddi üstünlüğünden dolayı eğilmediği, anlık çıkarları için kişiliğinden, benliğinden, onurundan, gururundan ödün vermediği bir ülkenin pasaportuna sahibiz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, ayrılıklarımızın değil benzerliklerimizin ortaya çıkarılmasının amaç edinildiği, onun için çaba harcandığı, bilimsel çalışmaların da desteklediği ve birbirimize kenetlenmiş bir biçimde geleceğe doğru koşar adım giderek, uygar dünyada hak ettiğimiz yerimizi almak için gece gündüz çalışıyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, kardeşçe yaşadığımız, farklılıklarımızı bir kenara bıraktığımız, bir arada durup dışarıdan gelebilecek tehlikeleri tek vücut olarak bertaraf etmeyi becerebildiğimiz bir yapının oluşması için en önde mücadele ediyoruz…

Öyle bir biz hayal ediyoruz ki, Dünya’da yapılmış devrimler içerisinde en önemlisi olan Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde gerçekleştirilen aydınlanma devrimimizin saygınlığını artırmak, onun önemini herkese anlatmak ana amacımız olmaya devam ediyor ve çok kısa bir süre içerisinde tüm dünyaya “tamam bu iş halloldu” diye, haykırıyoruz…

Laik-Demokratik Cumhuriyetimizin ve sosyal-hukuk devletimizin değerlerinin herkes tarafından anlaşıldığı, tam bağımsız bir biçimde iç-dış politikalarımızın şekillendirilebildiği ve buna uygun insanların artık insanlarımız tarafından değer görüp, saygı duyulup ve başa getirildiği bir gündelik yaşantıya kavuşan bizi hayal ediyoruz yani…

Eveeet, Değerli Dostlar! Dün ve bugün taşıdığımız ve yarınlarda da taşıyacağımız bize ait hayallerimiz böyle… Umarız sizlere ters gelen bir biz değilizdir. Ve yine umarız ki, en kısa sürede bize ait olan, ama aslında toplumsal yaşantımız için oluşturduğumuz hayallerimizin tek tek gerçekleştiğini görür ve sağlıklı, mutlu ve üretken yarınlara hep beraber ulaşırız…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 128
Toplam yorum
: 184
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 868
Kayıt tarihi
: 26.01.07
 
 

Kimim? Nereden gelir, nereye giderim?29 Kasım 1970 tarihinde Türkiye'nin Doğu-Batı geçiş yolunun en ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster