Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Aralık '12

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
1498
 

Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde Aydın'ın intikamını Osman değil, babası aldı...

Öyle Bir Geçer Zaman ki dizisinde Aydın'ın intikamını Osman değil, babası aldı...
 

Herkesin ya da çoğunluğun bildiği konular üzerinden, bazı ülkemiz gerçeklerini tartışmayı seviyorum ve gerekli buluyorum... Çok izlenen diziler bu tartışmalar için bulunmaz bir fırsat yaratıyor... Birçok ülkede eğitimin temeli, ortak okunan bir kitabın aylarca tartışılmasıdır... Bu tartışma kültürünü, derinlemesine bakış açısını, değişik bakış açılarına saygıyı ve tek bir olaya bile çok sayıda bakışın olabileceğini içselleştirir... Bizim gibi ülkelerin eğitim sistemi ise buna izin vermez... Çünkü biz de hedeflenen tek tip insan yetiştirmektir.

Gelelim diziye: Dizide Aydın'ın öldürülmesini erken final diye düşünmüştüm... Yanılmışım... Tempo giderek yükseliyor...

Bu sefer de Aydın'ın intikamının alınması sürecine dönüştü gelişmeler... İntikam duygusu dünyanın tüm kültürlerinde var... Ve kutsal bir görev kabul ediliyor... İnsanın ölene duyduğu sevginin, saygının işareti kabul ediliyor... Kurbanın intikamı alınırsa mezarında rahat uyuyacağına inanılıyor... Yoksa kanı yerde kalmış sayılıyor... Bence asıl etken kurbanın intikamı alınmazsa, yaşayan yakınlarının utancı daha çok etken bu sosyolojik olayda...

İntikamın mutlaka kurbanın ailesi, arkadaşları ya da yoldaşları tarafından alınması esas burada... Suçluya cezanın devlet eliyle verileceğine inanmamak da burada etken olabilir... Hatta gerekli cezanın verilmeyeceğine, sürecin uzayacağına olan inanç... Sanırım linç kültürümüzün altında bunlar yatıyor... Linç toplumsal bir intikam değil mi sonuçta? Adalete güven olan ülkelerde, suçlunun adalete teslim edilmesi şeklinde gelişiyor intikam almak eylemi…

Bu dizi Aydın'ın vurulma sahnesine kadar çoğu şeyi gerçeklere aşağı yukarı uygun olarak getirdi... Peki Aydın'ın vurulmasından sonraki gelişmelere ne demeli?  

Yani o tarihlerde siyasi bakışın, siyasi amacın yerine intikam duygusu öne geçti mi hiç? 

Belki büyük şehirlerdeki, bilindik ses getiren cinayetlerde bu olmadı... Profesyonelce planlanmış cinayetlerde, vurulanın siyasi görüşüne göre karar verilirdi kimin cinayeti işleyebileceğine...

Cinayeti işleyen örgütün taraftar tabanında ise (nasıl bir iletişim ağı vardıysa) cinayeti kimin işlediği ima yollu rahatça konuşulurdu... Çok efsane kişi yaratıldı... Bunların gerçek olup olmadığı asla anlaşılamadı...

Oysa beş altı büyük şehir dışındaki şehirlerde hatta daha küçük yerlerdeki cinayetler hemen çözülüyordu... Çözülmek bile denmez buna, her şey zaten nerdeyse açıktan yapılıyordu...

Asıl tehlikeli olanda buydu... İnsanlar siyasi görüşten çok, intikam duyguları etrafında kamplaşıyorlardı... Bu kan davası iç savaşın habercisiydi... Bu tartışmalarımdan sakın 12 Eylül darbesini akladığım çıkmasın… Çünkü darbenin iç savaşı önlediğine inanmadım hiç… Aksine darbeyi yapan gücün, bu kamplaşmanın sorumlusu olduğuna inandım… Halkın haklı taleplerini bastırmak için halkı böldüler çünkü…  

Dizinin dün gece izlediğimiz son bölümünde, Aydın’ın en yakın arkadaşı Osman, katil Mithat'ı vurmadı... Vuramadı... Ama Aydın'ın babası vurdu, Katil Mithat'ı... Baba da katil oldu... Sıra Hikmet'in kız kardeşinin katil sandığı Osman'dan intikam almasına geldi... Üstelik bu kız kardeşe, Osman ve kardeşi Mete aşıklar...

Yani siyasi bakış açısı olmayan binler böyle katıldı o zaman kör dövüşe... Taraf olmak zorunda kaldılar... Hem de en kanlı şekilde... Bu güya siyasi kan davaları asla bitmedi Anadolu’da…

Bence o dönemde yaşanan gelişmelere iyi bir bakış açısı getiriyor dizi...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın Kuyucak, o diziyi biz de beğeni ile izliyoruz eşimle.Bazı teknik aksaklıklar olsa da o günlere ait ayrıntıların hiçbirinin atlanmadan seyirciye aktarılması bile takdire değer.Oyuncuların çoğu adeta yaşıyor, oynamıyor...Bizlerin gençlik dönemimizin o fırtınalı günlerini, öğrenci olaylarını; aynı sosyo-ekonomik yapının gençlerinin nasıl birbirine düşürüldüğünü sergileyerek gençlere de ışık tutuyor.Bazıları, bu tür dizileri de seviyesizlikle suçluyor, hiçbir diziyi izlemediklerini(tabi doğruluk derecesi kuşkulu) söyleyerek toptancı bir yaklaşımla hepsini karalıyorlar.Bence,dünyaca ünlü birçok yabancı dizi ve filmden çok daha emek ve özen gösterilerek ortaya konulan yapıtlar da var ekranda.Bizim iki hastalığımız var milletçe.Ya aşağılık kompleksine girer yapılan herşeyi küçümseriz ya da gereksiz şovenist söylemler peşine düşeriz,bir türlü ortayı bulamayız... :))Saygılar,selamlar...

Nur Eşmeli 
 26.12.2012 19:27
Cevap :
Merhaba Nur hanım... Teşekkür ederim katkılarınız ve verdiğiniz destek için... Sevgiler...  27.12.2012 10:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 615
Toplam yorum
: 1395
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 918
Kayıt tarihi
: 25.06.10
 
 

1959 Denizli doğumluyum.. İ.Ü. İktisat Mezunuyum.. Emekliyim ve hala çalışıyorum.. Yaşam bizden önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster