Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '10

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
886
 

Öyle Bir Geçiyor ki Zaman

Öyle Bir Geçiyor ki Zaman
 

Hayat ilginçliklerle dolu değil mi?


Yine koskoca bir yaz mevsimi geçti farkına varmadan. Odamın penceresinden dışarıya bakıyorum. Derin düşüncelere dalmış ruh halimle seyrediyorum parkın içerisinde sağa sola amaçsızca savrulan yaprakları. 2004 yılında yerleştiğim evimin penceresinden kim bilir kaç kez seyrettim bu manzarayı, yılların ne çabuk geçtiğinin farkına bile varamadan. Kim bilir kaç kez hayallere dalıp gittim yine bu pencerenin önünde.

Evet, öyle bir geçiyor ki zaman. Şöyle bir soluklanıp ta geriye baktığımızda anlıyoruz iş işten geçtiğinde ömür denen yolun kısalığını. Hatıralar, keşkeler, acılar, sevinçler geride bıraktıklarımız bu garip hayat yolunda.

Ne istediğimizin, ne beklediğimizin farkında olmadan bekleyerek boşa geçirdiğimiz yıllar. Bu anlamsız bekleyiş esnasında maalesef ummadığımız bir anda ortaya çıkıveren birileri düzeltmedi aksi giden birçok şeyi yaşantımızda. Azaltmadı çektiğimiz sıkıntıları, acıları. Gerçekleşmedi düşlerimiz çoğu zaman.

Maalesef kendimiz için ne yaparsak kendimizin yapabileceğini anlayamadık yine. Başkaları öyle yaptığı için öyle yaptık, öyle düşündük. Başkaları öyle istediği için üzüldük, sevindik. Başkaları için yaşadık başkaları için öldük.

Geçmiş hanesine yazmayı sürdürdüğümüz pek çok günleri keşkelerle ahlar la vahlar la anımsadığımızda düşünmedik içinde bulunduğumuz anı nasıl geçirdiğimizi, nasıl yaşadığımızı.

Hayat ilginçliklerle dolu değil mi?

Geçenlerde yanlışlıkla telefonumu arayan bir kişinin aradığını fark etmemişim. Daha sonra fark ettiğimde numarası kayıtlı olmayan bu kişi kimmiş diye merak ettim ve aradım. Aradığım şahıs telefonumu açmadan meşgule düşürdü. Bir dakika sonra kendisi arayarak özür diledi ve yanlışlıkla aradığını söyledi. İşte o an bu kişinin hayat görüşünü ders alınacak kadar geliştirmiş olduğunu fark ettim.

Bizler kendi yaptığımız hataların yanlışların ceremesini başkalarına ödetmemeyi ne kadar becerebiliyoruz acaba?

Etrafımıza baktığımızda, halka kendilerini seçtirebilmek için türlü türlü vaatlerde bulunan milletvekillerinin, yöneticilerin birçoğunun aymazlıkları, seçildikten sonra yaptıkları yanlışlıkların beceriksizliklerin istismarların doğurduğu sonuçlar hayatlarımızı altüst etmiyor mu? Memleketi kasıp kavuran terör, İşsizlik açlık ve yoksulluğun ağır bedellerini pek çoğumuz ödemiyor muyuz?

Aymazlığın yarattığı çevremizdeki olup bitenlerin farkına varamama alışkanlığı, vurdumduymazlık ve ilgisizlik gerçekleri görememe ve gaflet uykusuna yatma hastalığı birçoğumuzun ruhuna işlememiş mi?

Pek çoğumuz dün kara dediğimize bugün işimize gelmediği için beyaz demiyor muyuz? “Dün dündür, bugün bugündür” sözü Türk siyaset tarihine mal olmuş ünlü bir siyasetçimize ait değil mi?

Bu günümüzü yaşarken yarınlara temel attığımızı geçmişimizi yarattığımızı unutmayalım. Onurlu bir geçmişten aydınlık yarınlardan bahsedeceksek bugün ne istediğimizin ne yapmamız gerektiğinin farkında olalım.

Evet, zaman öyle bir geçiyor ki her şey için geç olmadan arkamızda aydınlıkları güzellikleri bırakarak, temiz havayı ciğerlerimize çeke çeke etrafımızdaki güzelliklerin farkında bir tempoyla yürüyelim bu yoldan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 27
Toplam yorum
: 26
Toplam mesaj
: 50
Ort. okunma sayısı
: 2335
Kayıt tarihi
: 06.10.08
 
 

1960 ANKARA doğumluyum. Evliyim. İki çocuk babasıyım. 1979 yılında Zırhlı Birlikler Assubay sınıf..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster