Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Aralık '17

 
Kategori
Çalışma Yaşamı
Okunma Sayısı
312
 

Öylesine Bir Akşamın Ötesiydi

Öylesine Bir Akşamın Ötesiydi
 

Arkadaştan öte kardeşimiz olan Selen ziyaretimize geldiğinde ya Elçin’le ittifak içinde benimle uğraşırlar ki Sancho’yla oralı bile olmayız, ya da DoğalıVarken’in ilk beş yıllık kalkınma planını revizyona koyulurlar.

Çalkama ve sakızlı yahni bahanesiyle çağırmazsak hafta içi pek görünmez; ama o arayıp da gelmek isterse anlarız ki bir sorun var!

Aradı yine, “Ne zaman dönüyorsun?” dedi.

O güçlü bir Türk kadını ve de İzmirli. Gencecik yaşına rağmen başarılı bir kariyeri ve yaşam duruşu var. Kendine yetemediği durumlar yok gibiyse de olduğunda, stratejisini bizimle paylaşarak belirlemek ister.

DoğalıVarken ofis Atatürk Havalimanı’na 5 dk mesafede; ama direkt eve geçtim. Saat dörde geliyordu ve valizi açmadan mutfağa daldım. Mücmeri ve Girit Ezmesi yapacaktım, vakit kalırsa da tatlı; sürpriz olacaktı.

Saat 19:30 gibi arka arkaya geldi hanımlar.

Yüzleri düşüktü; biri yorgun, diğeri dertliydi.

“Ne zaman geldin de yaptın bunca yemeği!” deyip duygulanınca İzmirli, kucaklaştık; gözler de nemlendi tabii.

Boğazkere’den aldığı irice bir yudumla anlatmaya başladı;

“İki ay kadar önce vardiyada ustalardan biri kasnak kırdı. Tamam hatalıydı, makineyi aşırı yüklemiş; ama verilmiş sadakası varmış, çünkü fırlayan parçalar yüzüne gelse sonucu felaket olurdu. Vardiya mühendisiydim ve vardiya amirine raporlamak zorundaydım. Adamcağız hem fırça yiyecek hem de bilmem kaç bin lira maaşından kesilecekti. Korktuğum olmadı. Metin Bey, ‘Kasıt yok Selen Hn, bu konu aramızda kalsın; ben de bu raporu görmemiş olayım.’ dedi. Nasıl sevindim anlatamam! Ertesi gün iş yeri kankim Demet’le paylaştım mutluluğumu. ‘Çok iyidir Metin Bey, helal olsun.’ dedi. Neyse, seni aradığım gün bizim direktörün sekreteri aradı, beni çağırıyordu. Olayı öğrenmiş! Metin Bey’i emekli ettiler, Hasan Usta’yı atölyeye aldılar, bana da ihtar çekip kasnağın bedelini borç yazdılar! Allah cezalarını versin, ne diyeyim! Sonradan öğreniyorum ki bizim Demet herifle fingirdiyormuş! Sekiz senemi verdim o şirkete ve sen de tazminatını almadan çıkma diyorsun. Dayanılır mı bu çirkinliklere!”

“Şapşal serçenin hikayesini biliyor musun sen?

Her zamankinin aksine o kış güneye uçmamaya karar vermiş bizim şapşal kuş! Ama hava soğumaya başlayınca kararını değiştirmiş ve güneye doğru uçmaya başlamış. Kısa bir süre sonra kanatları buzlanmış, ağırlaşmış ve bir çiftliğin avlusuna düşmüş. Ahırına dönmekte olan bir inek onu görmüş ve -donmasın diye- üzerine dışkılamış. Dışkının sıcaklığıyla buzlar erimiş, nefes almaya başlamış ve sevincinden cıvıldamaya başlamış. Onun cıvıltısını duyan bir kedi hızla gelmiş, dışkının içinden çıkarmış ve iki lokmada yemiş!

‘Bu hikayeden çıkan dersler nedir?’ dersen;

- Üzerine her mok atan düşmanın değildir.

- İçinde bulunduğun moktan her çıkaran da dostun değildir.

- Ve eğer mokun içinde rahat ve mutluysan, çeneni kapalı tutmayı bileceksin!”

“Anladım. Demet’le paylaşmamalıydım! İyilik yapayım derken kaç kişinin hayatını değiştirdim. Gerçi Metin Bey aradı ve ‘Sakın üzülme, zaten emekli olmayı düşünüyordum, vesile oldu.’ dedi. Hasan Usta da ‘Benim yerime koyacak adamları yok, haftaya geçerim yine yerime.’ dedi. Ama sen gel bir de bana sor! Ee, -anlamlı hikayeniz dışında- yorumunuz nedir Ata Bey?”

“Hatan şu: İşlerine hislerini karıştırmışsın! Metin Bey’in iyi niyetine uymayacaktın, raporu yırtmayacaktın ve gereğinin yapılmasını isteyecektin. İllaki ifadeni alacaklardı ve işte o zaman Hasan Usta ile ilgili pozitif düşüncelerini söyleyebilir, affını rica edebilirdin. Sen beyaz yakalı bir mühendissin, takım liderisin ve iş yeri kurallarının çiğnenmesine ortak olmuşsun! Yöneticin ben olsaydım, tepkim çok daha ağır olurdu. Gelelim şimdi ne olacağına: Metin Bey bugün gitmese yarın giderdi ve tazminatını da almıştır, dertlenme. Hasan Usta da kendi değerini biliyor, bırak dinlensin ve senden de o parayı kesmezler; ama borç hanende durduğunu bilmek -bundan sonra- düşüncesizce hareket etmekten alıkoyar seni. Demet’in ilişkisine de laf etme! Belki de ispiyonlama değil de arkadaş dayanışmasını paylaşmak istedi, nereden bilsin adamın kafa koparacağını!”

“Yine de yolacağım o Demet’i.”

Ortamın ne zaman yumuşatılması gerektiğini hep bilmiştir Bn Otacı: “Seloş’umun derdini dinleyip rahatlattığımıza göre bugünkü röportajımı anlatayım mı size?”

“Aa doğru ya, senin Milliyet TV’de röportajın vardı bugün. Bence o güzel konuyu da sakızlı muhallebiyle çay faslına bırakalım, Sancho’yu çişe çıkarmazsam koyverecek valla!”

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Alazlanınca duygularımız kanatları düşer yüreğimizin iki yanına.Dost ve arkadaşlarımız,güzel ve anlamlı anılarımız sağ olsun onlar denetir yine de iyiliğe ve güzelliğe doğru uçuşları..Elinize sağlık.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 19.12.2017 19:03
Cevap :
Çocukluk ve gençlik dönemlerim yapayalnız geçtiği için dostluklar benim için çok önemli. Hayat -acısıyla, tatlısıyla- birlikte güzel. Yaşamın bize verdiğini kuldan esirgememek gerek. Teşekkürler dostum, sevgiler.  20.12.2017 9:47
 

Ata Bey,çevrendeki insanlarla iyi ilişkiler kurarak sorunlarını ustalıkla çözüyorsun.İyi,başarılı bir yönetici,çevresiyle sağlıklı iletişim kurar.Selam,saygı ve sevgilerimle.

Hüseyin Başdoğan 
 10.12.2017 15:01
Cevap :
Neredeyse bütün çocukluğum, gençliğim yalnız geçti hocam; o nedenle hayat dostlarla güzel, daha yaşanılası. Teşekkürler, sevgiler.  11.12.2017 6:28
 

Anılar biraz üzücü olsa da, hikaye hoştu doğrusu. Esenlikler diliyorum.

Şahin ÖZŞAHİN 
 08.12.2017 23:40
Cevap :
Yaşam paylaştıkça katlanılabilir oluyor. Teşekkür ederim Şahin Bey, sevgiler.  09.12.2017 7:23
 

Sizin de belirttiğiniz gibi yöneticilikte fazla duygusal olmamak gerek dostum. Bir kere ipin ucu kaçtı mı, toparlamak çok zor olur. İstenmeyen durumlar olduktan sonra insan kendisini teselli etmeye çalışır, o da kendisini rahatlatmak için. Yoksa bir adaletsizlik yapıldığında vicdanlar sızlar. Diğer taraftan iş hayatıyla, özel hayat arasına da mesafe koymakta yarar var. Sevgiler, selamlar...

Erol Özışık 
 08.12.2017 22:32
Cevap :
Aslında yönetim anlayışları da oldukça değişti dostum. Yönetici kendisini çalışanın sahibi gibi görüyor. Ya biat edeceksin, ya da gideceksin; kapıda bekleyen çok:( Özellikle banka genel müdürlüklerinde her köşeyi müdürlerle dolduruyorlar ki -hedef odaklı- rekabet ve fokurdama bitmesin! Aynı çatı altında 9-10 saat birlikte geçirince aşna fişne olabiliyor haliyle. Levent Yüksel'in dediği gibi: "Yeter ki onursuz olmasın aşk." Teşekkürler dostum, sevgiler.  09.12.2017 7:20
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 8311
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1114
Kayıt tarihi
: 07.03.09
 
 

Ne güzel bloglar yazdık, ne muhteşem dostluklar kurduk; onlar kaldı baki... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster