Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Ağustos '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
629
 

Oyun ve gerçek

Oyun ve gerçek
 

OYUN VE GERÇEK


Uzayda yön ve konum nasıl belirlenir? Bunu anlamak için mutlaka uzaya çıkmak gerekmiyor. Bizim hayal kurma, zihinde canlandırma melekelerimiz ne işe yarıyor? Böyle konuları beynimizin bu özelliklerini kullanarak araştırabilir miyiz bir bakalım. 

Şimdi kendimizi dünya gezegeninden uzakta, uzayda hayal edelim bir anlığına. Ne konumdayız? Yatıyor muyuz? Ayakta mıyız! Yoksa baş aşağı mı duruyoruz? Tespit edebildiniz mi? Bu şartlarda bu sorulara yanıt vermek olanaksızdır. Bedenimizi, ayaklarımızı görebiliriz; ama yatıyor muyuz, yoksa baş aşağı mı duruyoruz bilemeyiz. Yön ve konum kavramı yok olmuştur. Bunun nedeni bu kavramların göreceli olmalarıdır. Başka bir deyişle yön ve konum kendi başına ortaya çıkmaz; bir kıyaslama sonucu ortaya çıkar. Kıyaslamak içinse en az iki şeyin olması gerekir. Tek başımıza olduğumuzda bu nedenle yönümüzden ve konumumuzdan söz edemeyiz. Bu anlamsız olur. Tıpkı dünyada sadece bir tane bulunan birşey için, “en iyi” ya da “daha iyi” gibi ifadelerin anlamsız olacağı gibi. Çünkü iki şeyden birisi için daha iyi; üç şeyden biri için en iyi demek anlamlıdır; ancak tek bir şey için böyle şeyler söylemek bir anlam taşımaz. 

Peki bu dünyada hatta bu evrende sizden kaç tane var? Siz, en büyük, en yüce, en akıllı ya da en zeki misiniz? Eğer böyle iseniz birden fazla olmanız gerekir. Birden fazla mısınız, bir tane misiniz? Bu soruya yanıt verirken “Ben bir insanım.” derseniz, siz altı yedi milyar tanesiniz demektir. O zaman da , oyun başlar, yarış başlar, daha iyi bir insan, en iyi insan olmak için önünüzde kocaman bir saha vardır. Bu sahada oynanan oyuna “hayat” adı verilir. Bu oyunda kaybedenler kazananlar vardır ve siz bazen kazanır bazen kaybedersiniz. Daha iyi, en iyi olmak için çırpınır durursunuz. Ne zevkli aslında ama bir şartla: Eğer bu bir oyun ise! Bunu bir gerçek kabul ederseniz, o zaman bu oyun, oyun olmaktan çıkar ve gerçek, acımasız bir savaşa dönüşür. Daha iyi olma, en iyi olma savaşı. 

Oyun ne demek? Biz bunu günlük yaşamımızda “gerçek olmayan” anlamında kullanırız. Eğer oyun gerçek olanla karıştırılırsa, ciddi bir problemle karşı karşıyayız demektir. Çocuklar bu hataya çok çabuk düşerler. En azından biz bu hatayı çocuklarda çok daha kolay görürüz. Bu nedenle de onlara sık sık “Çocuklar bu bir oyun sadece, güzel güzel oynayın, tamam mı?” demek zorunda kalırız. 

Gelelim kendi oyunumuza! Şimdi, bizden bu dünyada kaç tane vardı? Altı yedi milyar tane! O zaman bu oyun, “hayat oyunu”, altı yedi milyar insanın oynadığı bir oyundur! Ne kadar büyük bir oyun olduğunu görüyorsunuz! Bu oyunu kazanmak için neden süpermanler, mesihler, ermişler, insan-ı kamiller, dahiler…vs. gibi oyuncular yetiştirilmesi gerektiğini şimdi daha kolay anlayabiliriz. Altı yedi milyar oyuncunun yer aldığı bir oyunda başka çaremiz var mı?
Bu oyundaki en büyük tehlike nedir? Bu kadar kalabalık oyuncu olması, bu kadar karmaşık kuralların bulunmasından dolayı, onun bir oyun olduğunu unutup, gerçek zannedilmesi olabilir mi? Bu bir oyun mu, gerçek mi?
Peki, ilk soruya dönüp şimdi adam gibi cevap verme zamanı geldi sanırım. Bu soruya vereceğimiz yanıtın ne olduğunu hep aklımızda tutabilmemiz için ciddi olma zamanı! Soru şu: 

BU DÜNYADA SİZDEN KAÇ TANE VAR? 

Bir tane mi? O zaman siz kıyaslanamaz olansınızdır. Bir başka deyişle siz ne daha zeki, ne daha akıllı, ne de daha seksi değilsiniz; çünkü bir tanesiniz. Ama o zaman da oyun olmaz! Tek kişilik oyun olur mu?
Karşınızda bir bilgisayar olması gerekir en azından. Diyelim ki karşınızdaki oyuncu bir bilgisayar, oyun süresince siz de bir bilgisayar gibi davranmak zorundasınızdır. Ya da bilgisayarın sizin gibi davranması gerekir ki oyun oynayabilesiniz. Kendinizi oyuna kaptırır da, bu oyunu gerçek kabul etmeye başlarsanız, o zaman siz kendinizi bir bilgisayar ya da bilgisayarı kendiniz gibi biri zannetmeye başlarsınız değil mi? Çocuklara bakın yine, bilgisayara karşı yenilince nasıl ona saldırıyorlar? 

Şimdi bizim kendi oyunumuzla başımız çok ciddi dertte. Hayat oyunu gerçek olmuş kafamızda. Çocuklardan çok daha kötü durumdayız üstelik. Çünkü sizi sizden başka kimse ikna edemez artık bunun bir oyun olduğuna. Oyuncuların çoğu bana hastir çeker tabii. Ben oyunbozanlık yaptığımın farkındayım. Çünkü bu oyunun tadı iyice kaçmış durumda! Kendinize sorun: “BEN KAÇ TANEYİM?” Ve uyanıp, vahşete dönmüş bu oyundan çıkın artık! Afrika’daki oyuncuların saha dışına çıkarılması gerek, Suriye’de, Libya’da ve sahanın bir çok yerinde ciddi şekilde sakatlanmış oyuncular acı içinde kıvranıyor! Şimdi oyuna bir ara verme zamanı!
izzetbalci@ziprotek.com 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 1111
Kayıt tarihi
: 06.06.11
 
 

Zihinsel Programlama Teknikleri(NLP, Hipnoz, Meditasyon..vs.) alanında, uzun yıllardır araştırma ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster