Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ocak '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
530
 

Oyuna alınmayan çocuklar gibi...

Oyuna alınmayan çocuklar gibi...
 

Otel odalarını hiç sevemedim. Pansiyonları da öyle. Bir kaç günlüğüne gidilen ve sadece uyumak için düzenlenmiş hiç bir yeri... Kendimi hep eksik ve ait olamayan hissettim böyle yerlerde.

Bir kaç gün için çıkılmış bir tatili anımsıyorum şimdi. Akdeniz sahillerinin çılgın kalabalığını. İlk gün henüz.Ben, kardeşim ve bir arkadaşım bir anda karar verip yola koyulmuşuz. İki saat sonra tüm kayıtsızlığıyla masmavi bir deniz karşılamış bizi. Havada insanı sarhoş eden bir koku. Otobüsün boğucu havasını terkedip alev alev yanan asfalta ayak basmışız. Hayat henüz hırçın yüzünü göstermemiş bizlere. Yüzümüzde şapşal bir gülümseme. Öylesine kayıtsız...

Bir pansiyon bulmuşuz. Pansiyonu işleten yaşlı teyzenin yüzünde bezgin bir ifade. O önde, biz arkasında yola koyulmuşuz. Suskun yaşlı teyzemiz soluk renkli çarşafları ve perdeleri olan bir oda göstermiş bize. Ve arkasını dönüp gitmiş. Gülümsemişiz...

Oda çıplak. İçinde üç yatak, bir masa ve iki sandalye var. Ne geçmiş ne gelecek...İçimi tuhaf nedenini bilmediğim bir huzursuzluk kaplamış... Çok kafa yormamışım.Yataklardan birinin kıyısına ilişivermişim. Beni tedirgin eden bu ait olamama, bu yabancılık hissi bir kaç güne kadar gidecek. Bunu bilememiş ve tedirgin oturup kalmışım o yatağın kıyısında.

Bir kaç gün sonra herşey farklılaşmış. Çünkü o bir kaç gün içinde, o çıplak odaya bir geçmiş sığdırmışız. Küçük bir geçmiş... Yerdeki soluk kilim üzerinde bir kaç gün önce dökülmüş çaydan kalan lekeler, içilen biralara eşlik etmiş fıstıkların gözden kaçmış kabukları, yatağın altındaki iskambil destesinin kaybolan kağıdı, balkonda kuruyan tişörtler... Küçük bir geçmiş var artık paylaştığımız. Kendimizi köksüz ağaçlar gibi hissetmekten kurtulmuşuz... Küçük bir geçmişe sahip olmuşuz ve bir kaç günlük geleceğe...

Otel odaları gibi bir kaç gün için misafir olunan odalar da aynı hissi verir bana. Biraz farklı da olsa, zaman ortasında öylece kalıvermiş gibi hissederim kendimi. Tek fark o odanın yaşayan bir geçmişin parçası olmasıdır. Orada yabancı olduğun bir geçmişe ve geleceğe dışardan bakarsın. Tıpkı hiç tanımadığın çocukların oyunlarına katılmaya çalışan fakat bunu nasıl yapacağını bilemeyen yabancı bir çocuk gibisindir. Sana uyuman için sunulan odada duvarları, kapıları, perdeleri, sandalyeyi, aynayı inceler onlardan hayali bir geçmiş çizersin. Bir hikaye yazarsın o odadaki herşeye dair.Ve parçası olur o hikayenin, geçmiş zincirine ekleniverirsin uyumadan önce...

Çünkü insanoğlu böyledir. Hep geçmişi olsun ister. Zincirin halkalarından bir olmak ister. Yoksa hiç kimse oyuna alınmayan yabancı çocuk duygusuyla rahat bir uykuya dalamaz...

RESİM: Edward Hopper

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Çocuklukta en dramatik konu:''Oyuna alınmamak'' Bu dışlanış,büyümemize rağmen,belleğimizde yazılı olduğu yerden çıkmaz.Kazısan da çıkmaz.Konuyu aksettirirken,bunu vurgulamışsın,iyi olmuş.Öte yandana,Çocukluklar ,çok aziz.Sık sık hatırlamakta yarar var.Hatırladıkça güzelleşiriz.Hem onurlanırız,hem zamanı durdurup dört tarafa güvenle bakmamız sağlamlaşır.Sağlıklı olur yani.Bu hal,'Ruh sağlığı'mıza da 'terapi' gibi iyi gelir.Bak,bu çocuklukların yaşanması,insana roman yazdırır.'İyi' geçirilmiş çocukluklar,ömür boyu ömrümüzde 'perçem perçem' izlerini göstere göstere hayatımıza moral,kıvanç,huzur ve geleceğe güzel bir 'bakış' atfeder.İstenilen de budur yaşamda tabi. Şahsen çocukluğumu çok iyi yaşamış biri olarak bu konuya önem veriyorum.Bu konuları yazıyorum hep.Devam et.Daha da güzelleşirsin.Kuş gibi hafiflersin...Rüyalarında uçarsın hep.. Sevgilerle kal derim.Saygılar sunarım.

Muzaffer Cellek 
 23.01.2007 18:40
Cevap :
Sevgili Muzaffer Bey, Çocukluğun sık sık anımsanması gerektiğinde hem fikirim. Çok güzel ve çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Oyun dışında kalan çocuk olmadım hiç ama oyun dışında kalan çocukları gördüm. Ne hissettiklerini bilirim. Çünkü oyuna dahil oldukları zaman ve arkadaşımız oldukları zaman ne hissettiklerini anlatacak kadar yakın oldukları zaman öğrendim. Bu değerli yorumunuz için çok çok teşekkür ederim. Saygı ve sevgilerimle....  23.01.2007 23:36
 

yazını okuyup yazdım yorumu ama silindi mi bilmiyorum gittiğine emin değilim olur da iki taneyse seç beğen al artık:)hangisini seversen asla ikisi olmasın:) aynı cümlelerle olmasa da şunu demek isterim eşyaların da yüklü hafızaları var; biriktirirler ve bazen insan söke söke çıkarır o yüklerden kendini..çıkarmalı..mülksüzleştikçe özgürleşir bir o kadar ağırlaşır...bir evden ,bir şehirden ,-bir insandan bile -uzaklaşmak için bazen ait olmamak gerekir..o duyguyla bakarım ben otel odalarına, durup şöyle bir soluklanıp evim evim güzel evim demek için otel odalarını severim. ....

üç nokta 
 23.01.2007 17:01
Cevap :
İlk gelen yorumun bu o nedenle buna cevap veriyorum :) Ama asla iki tane olmayacak buna da söz veriyorum:) Bu geçmişsiz odalar hepimizde ne kadar farklı duygular yaratıyorlar değil mi? Aslında düşününce çok haklısın "Evim evim güzel evim" demek için belki en iyi mekanlardır. Ya da ben hep "evim evim güzel evim" dediğim için mi sevmiyorum o geçmişsiz odaları aceba :)Sevgiler...  23.01.2007 19:03
 

Biz insanlar bu hayattan gelip geçen bir yolcu gibi, uğradığımız duraklarda, konakladığımız hayatlarda ne geçmişler, ne gelecekler cizmişizdir Kendimize. Soğuk, buzgibi, odaları geçmişle,gelecek arasında bir yerlerde hep yaşamışızdır, yaşayacağız, kimbilir. Ellerine sağlık, sağlıcakla kal...

Mehmet EREN 
 23.01.2007 16:52
Cevap :
Sevgili Mehmet Bey, Hep kendimize geçmişler çiziyor ve gelecekler yaratmaya çalışıyoruz. Belki de adına yaşamak dediğimiz budur...Çok teşekkürler ve Sevgiler..  23.01.2007 18:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1046
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster