Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Ocak '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
349
 

Oyuncağı alınınca…

Oyuncağı alınınca…
 

Takunya:Çocukluğumuzda hem ayakkabı yerine, hem oyuncak yerine kullanaırdık. Her türlü işe de yarar.


Bu gün, ben de nasıl oldu bilemedim ama ta çocukluk günlerime gittim bir anda…

O “Güzel” ama bir taraftan da her anlamda “Yoksul” olan günlerimize…

Okul döneminde sabah erken kalkar, sabah namazı vaktinden sonra, mahalle camiinde çocuklara verilen “Sabahlık” dersine giderdik. Mahalle camiinin imamı, bizlere, özellikle namazda okunması gereken sureleri ezberletir, kısa, öz ve o yaşlarda anlayabileceğimiz “İnanç” ile ilgili kısa bilgiler verirdi.

Sonra eve gelir, analarımızın hazırladığı “Un çorbasını” içer, siyah önlüğümüzü giyer, üzerine de beyaz yakamızı takardık. Bazen, yakanın uç kısmında, hangi okul olduğunu belirleyen amblemler olurdu. Daha sonra okul çantamızı hazırlardık. Okul çantası dedikse, şimdikiler gibi değil… Ya tahtadan, ya da suni deriden… Tahtadan olması tercih nedeniydi, çünkü kavgada ve kar üstünde kayarken oldukça işe yarardı. Bir de yorulunca üstüne oturdunuz mu bir şey olmazdı.

Okula, genellikle mahalle “Mahallenin çocukları” olarak önde üst sınıftakiler, arkada alt sınıflar olmak üzere topluca gidilirdi. Yolda, küçükler arasında olabilecek her hangi bir “Niza”da (Çekişme, bozuşma, kavga) büyükler araya girerlerdi.

Okul dönüşü de yine aynı görüntü içinde geçerdi.

Öğle tatilinde yemek için eve gidiş ve tekrar dönüşten sonra, akşama kadar sokakta oyun oynamak için de yeterli zamanı da bulurduk.

İşte, esas “Tantana” bu zaman içinde çıkardı mahallede…

Ya hep birlikte ya da guruplar halinde oynan oyunlarda çıkan çekişmeler, kavgalar, genellikle mahallenin çocukları arasında “Gündem” oluştururdu. Olayın boyutları eğer çok büyümemişse, aileler bu çekişme ve kavgaların dışında, ama sürekli de gözetleyicileri durumunda kalırlardı.

Yani, herkes bilirdi ki, öyle “Meydan boş” değil…

Düşünüyorum da şimdi, neydi acaba derdimiz o çekişme ve kavgaları yaparken?

Herkesin ayağında ya “Nalın” (Tahtadan takunya) ya da soğuk kuyu lastiği ayakkabısı… Bazı “Hali vakti yerindekilerin” ayağında çocuksu kıskançlıkla baktığımız iskarpin… Belki bir iki kişide, çok da değil hani…

Hepimizde de giyeceğimiz hem okul, hem de sokak kıyafeti var, her gün aynısı giyilecek. Belki bir yedeği var ya da yok…

Demem o ki, birbirimizden hiç de farklı değiliz.

Peki ya o çekişmeler, kavgalar niye idi? Bağırıp çağrışmalar, mahalleyi ayağa kaldırmalar?

Biraz düşününce buldum işin aslını…

Ne zaman ki birimiz, bir diğerimizin elinden oyuncağını aldık, işte o zaman patırdı kopardı. Bakmışınız ki kenarda bir taraftan salya sümük ağlayan, bağıran, ortalığı ayağa kaldıran, sağa sola saldıranın biri var… Ya elindeki telden arabası, ya topacı (Fırıldağını) ya da çelik-çomak oynarken “Ver ben atacağım kaleye” diyerek elinden “Çeliği” (oyundaki Küçük parça) alınmıştır.

Ortalığı ayağa kaldıranı sakinleştirmek o kadar kolay olmaz. Bazen “Oyun” biter, yarıda kalır, herkes bir kenara çekilir, küser…

Ya elinden oyuncağı alınan ne yapar dersiniz?

Onun hali, diğerlerinden daha berbat bir durumdadır. Oyuncağını geri almış, ama oyun bitmiştir. Herkes bir kenarda, ona kızgınlıkla bakarken, oyuncağı elinden alınana verilen ceza, bir süre oyunlara alınmamaktır.

Bu günlere dönüp bakınca, görüyorum ki çocukların bu türden bir derdi yok… Beraber, topluca oynayacakları mahalle oyunu kalmadı çünkü…

Onların yerine “Büyükler” oynuyorlar.

Oyun sahaları ise tüm Türkiye coğrafyasını kapsıyor.

Almışlar ellerine bir “Çelik-çomak” atıp duruyorlar… Bir o başa, bir bu başa.

Bu günün oyuncağı da “Türban”, bakalım kimin elinde kalacak, kim küsecek ortalığı karıştıracak, kim “Oyun dışı kalma” cezasına çarptırılacak mahalleli tarafından…

21 OCAK 2008

murat ertaş bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

işte ben o tahta çantalardan bir tane arıyorum odamda ki tarihi köşeme ama yok bulamadım eskicilerde bile... Umarım oyun oynanmaz yada oynanan oyunda biz başarılı oluruz ülkemde...

Meral Yağcıoğlu 
 23.01.2008 16:14
Cevap :
Sayıon Meral YORGANCIOĞLU... Önce yorumunuz için teşekkür ederim. İkincisi, o çantayı bulabilme olasılığı ne yazık ki yok. Eğer böyle bir arayış içinde iseniz, yaşı 60 ların üzerinde bir marangoza gidip yaptırabilirsiniz. Tabi "Ben de biliyorum" diyeceksiniz de, demem o ki, gençler şeklini bile bilmezler, o ayrıntıyı vermek istedim. Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  23.01.2008 17:07
 

Yüreğinize, kaleminize sağlık. Müsaadenizle yazınızı önerilerime alıyorum. Saygılarımla...

murat ertaş 
 23.01.2008 15:40
Cevap :
Sayın Murat ERTAŞ... Teşekkür ediyorum.İzin almaya gerek yoktu, bilesiniz... Saygı ve sevgilerimle... İBRAHİM PEKBAY  23.01.2008 15:44
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 850
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster