Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '20

 
Kategori
Magazin
 

Oyunculuk pembe bir düş değil

 

Kurtlar Vadisi’nde canlandırdığı Laz Ziya’nın kızı ve Çakır’ın baldızı Asiye Yılmaz karakteriyle tanıdığımız Müge Ulusoy oyunculuktan menajeriliğe doğru evrilen kariyer yolculuğunu anlattı. “Menajer olma hayaliyle konservatuar okumadım” diyen Ulusoy bu konuya şöyle açıklık getiriyor; “Bir başarıya sahip olduysanız onun altına inmemeniz ve bu başarıyı korumanız lazım. Bu düşünce bende hep vardı. Menajerlikte de kendimden yola çıktım. Çünkü ben oyuncu olarak, iyiyi, kötüyü ve bir işin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsam aynı şekilde empati kurarak, çalıştığım oyunculara da bunu uygulamak için çabaladım. Menajerlik benim için bu fikirle doğdu ve bugüne kadar süregeldi.”

 

“Ünlü veya popüler olmak çok kolay. Asıl iş ünlü olduktan sonra başlıyor” diyen Müge Ulusoy oyunculuk sektöründe herkesin sandığı gibi kolaylıkla çok para kazanılmadığını belirtiyor ve şöyle diyor; “Bu işin çok kolay olduğu ve çok para kazanıldığı anlaşılabilir ama bu çok az kişinin başına gelen bir durum. Yani uzaktan görüldüğü gibi çok paralar kazanılıp herkesin büyük hayranlıkla yıllar boyu peşinden koştuğu bir rüya yok.” Şöhret olduktan ve para kazanmaya başladıktan sonra oyuncuların daha dikkatli olmasının da altını çizen Ulusoy sözlerine; “Yetenek rutubet gibidir, üzerini ne kadar kapatsan da mutlaka bir yerden çıkar.” Eğer sende bir yetenek varsa illa ki çıkar. Ama zamanında çok para kazanıp, kendini kaybeden, şimdilerde ise adı dahi geçmeyen gençleri de gördüm bu 24 yılda. Oyunculuk bir rüya veya pembe düş değil, aksine çok önemli ve ciddi bir iş” diyerek devam ediyor. Yakın zamanda kamera karşısına geçmesi konusuna da açıklık getiren Müge Ulusoy, sinema filmi için her an bir sürpriz yapabileceğini, dizi konusunda ise daha temkinli davrandığını söylüyor. 

 

 

 

Sizi Kurtlar Vadisi dizisinde Laz Ziya’nın kızı, Çakır’ın baldızı olarak tanıdık hala da canlandırdığınız rolle akıllardasınız. Ancak oyunculuktan menajerliğe geçiş hikayeniz nasıl oldu onu merak ediyorum?

Eskişehir Konservatuvar Tiyatro bölümünden mezun olduktan sonra İzmir Devlet Tiyatrosu’nda bir sezon konuk sanatçı olarak oynadım ve 1996’da İstanbul’a yerleştim. Türkiye’nin büyük bir çoğunluğunu ekranlara kilitleyen Kurtlar Vadisi gibi büyük bir prodüksiyona dahil oldum ve rüzgarı bugünlere kadar esen Asiye Yılmaz ile Meral Yılmaz gibi muhteşem karakterlere hayat vererek projede iki sezon 55 bölüm oynadım. Saygı, özlem ve rahmetle andığım İstemi Betil, Tarık Ünlüoğlu gibi büyük ustalarla çalışma şansını elde etmiştim. Böylesi güçlü isimlerle tiyatroda sahne almak bile her yiğidin harcı değilken, televizyonda karşılıklı oynamak müthiş bir duyguydu. Benim için çok büyük bir şanstı. Bu başarı elbette yapım şirketinin, Osman Sınav’ın ve ekibinin başarısıydı. Ben de bu başarıya ortak olmuştum. Tabii menajer olma gibi bir hayal ile konservatuvarı bitirmedim. Böyle bir plan aklımda bile yoktu. Oyunculukta şöyle bir şey var; bir başarıya sahip olduysanız onun altına inmemeniz ve bu başarıyı korumanız lazım. Bu düşünce bende hep vardı. Menajerlikte de kendimden yola çıktım. Çünkü ben oyuncu olarak, iyiyi, kötüyü ve bir işin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsam aynı şekilde empati kurarak, çalıştığım oyunculara da bunu uygulamak için çabaladım. Menajerlik benim için bu fikirle doğdu ve bugüne kadar süregeldi. 

 

Şu an ünlülerin kariyer yönetimini yapıyorsunuz ama geriye dönüp baktığınızda o dönem için kendi kariyerinizin yönetiminizi doğru yaptığınızı düşünüyor musunuz?

O dönem menajerlik, marka veya medya iletişim danışmanlığı, basın, PR gibi alanlar oyuncular için söz konusu değildi. Yapım şirketleri bünyesinde çalışan cast direktörler vardı ki en sağlıklısı bu bence. Yapım şirketi ile oyuncular direkt iletişim kurar, TV dizilerinde oynarlardı. Bu kadar fazla oyuncu veya dizi de yoktu zaten. Sadece şarkıcıların bir menajer ile çalışmasının olağan olduğu ancak oyuncular için böyle bir gerekliliğin düşünülmediği bir dönemdi. Dünyadaki menajerlik anlayışının tam tersine Türkiye’de maalesef yakın tarihte başlamış hatta ciddiyeti ve önemi daha yeni yeni anlaşılmaya başlamış ama anlamı itibariyle tam olarak kavranamamış bir meslek menajerlik. Ünlü olmayan cast oyuncuları doğal olarak cast ajansları ile çalışırdı. 15 sene öncesini düşündüğümüzde ünlü oyuncular ise profesyonel bir menajerle değil, kendisi yapım şirketleri ile tanışarak bu işi yürütüyordu. Kurtlar Vadisi’nden sonra 2007’de Zeki Demirkubuz’un “Kader” filmi ile ödül almış ödüllü bir oyuncu olarak biraz bekledim, araştırdım ama kendime doğru bir menajer bulamadım bari ben menajer olayım dedim.

 

 

“Asıl iş ünlü olduktan sonra başlıyor”

 

Menajerlik asıl hangi noktadan sonra başlıyor ve bunun için ne gerekiyor?

Ünlü veya popüler olmak çok kolay. Asıl iş ünlü olduktan sonra başlıyor. Zaten karakteri oturmuş, kendini eğitmiş, eğitmeye devam eden ve olağanüstü yeteneğe sahip bir oyuncu ile çalışmak kaydıyla tabii… En önemlisi, o oyuncu için doğru projeyi seçmek gerek... Ayrıca ilk etapta doğru projeyi seçmiş olabilirsiniz ama sonrasında yine en doğrusunu seçebilmeli ya da beklemeyi de bilmelisiniz. Eğer bir sanatçının kariyer yönetimini yapıyorsanız oyunculuk eğitiminiz de varsa edindiğiniz bilgilerle ve yaşadığınız tecrübeyle sanatçınızla birlikte her zaman zirvede kalırsınız. Burada sanatçı da mutlaka menajerinin geçmişine, bugüne kadar neler yaptığına, bilgi ve tecrübesine kesinlikle bakmalı, iyi araştırmalı. Bu mesleği, işin mutfağından gelirseniz anlayabilir, anlatabilir ve uygulayabilirsiniz. Kulaktan dolma bilgilerle birilerinin yanında bir süre çalışıp sonra da amip gibi bölünerek o anda bulduğun oyuncularla çalışarak menajer olunmaz. Yani, okuduğu senaryoyu anlamayan birinin çalıştığı celebrity’nin (ünlü) kariyerini yönetmesi gibi bir durum söz konusu olamaz bana göre. Buna biz muhasebe menajerliği diyoruz…

 

Herkes sizinle çalışabiliyor mu?

Maalesef hayır… Herkesle çalışamam çünkü, önce tanımam, sevmem, güvenmem, inanmam ve enerjimizin uyuşması lazım. Yeteneğinden, oyunculuğuna, duruşundan neler yapabileceğine kadar pek çok etkenden emin olmam gerekiyor. Bu ukalalık asla değil, tam tersine ben o oyuncuya fayda sağlayabileceksem onunla çalışırım. Çünkü bu işe sevgimi, emeğimi, zamanımı, tecrübemi ve yüreğimi katıyorum. Ezberini yapamıyor, bir şeyleri başaramıyor durumunu göze alamam. Bu yüzden herkesle çalışamam ki zaten genelde çalıştığım kişiler arkadaşlarım olur. Ama iş konusunda anlaşamadığım noktalar olacağını sezersem de hemen “Arkadaşlığımız bozulmasın” der ve bırakırım ki çalışmayı bıraktığım arkadaşlarım da olmuştur. Çünkü ben emek verdiğim kadar keyfine de düşkün biriyim. Çalışırken iş gibi değil de hobi gibi gördüğüm bir iş hayatım var. Bu yüzden aksi durumlarla uğraşarak zaman harcamak istemem.  

 

 

“Bende promosyon oyuncu yok”

 

“Menajerler asistan değildir” cümlesini üzerine basa basa söylüyorsunuz. Bunun özel bir sebebi var mı?

Geçmişte bunu karıştıran arkadaşlar olmuş demek ki… Bildiğiniz üzere asistan dediğiniz kişi size her alanda yardımcı olan, notlar tutan, ileten vs..  kişidir. Ama kariyerinizi oluşturan, strateji planlayan veya duruşunuzu sergileyen iş hayatınız ile ortak olduğunuz beyin takımı değildir. Bu karıştırılmasın. Burada bir tarafı küçümseyip diğer tarafı yüceltmek gibi bir durumum yok, sakın yanlış anlaşılmasın. Sadece iş bölümü açısından böyle bir fark var bu gözden kaçmamalı diye düşünüyorum. 

 

Sektörde son zamanlarda cast yapılırken sıkça yapılan bir şey var... Bazı menajerler belli isimleri isteyen yapımcılara şart koşup, sundukları yan karakterlerin de kabul olması halinde anlaşacaklarını söylüyor. Buna ne diyorsunuz?

Yapımcıları projelerindeki özgürlüğünü kısıtlayarak mecbur bırakmak gibi mi anlamadım? Ya da reklamda gördüğümüz “iki tane alana üçüncüsü indirimli” promosyonu gibi bir şey mi? Şaka bir yana, hep aynı isimler dönüp dolaşıp hiç ara vermeden televizyon dizilerinde oynadıkları zaman inandırıcılıkları kalmıyor. Bir diziden ayrılıyor, o dizi devam ederken hemen başka dizide neredeyse aynı tarz oyunculukla izliyoruz. Sonra bir bakıyoruz ki dizi final yapmış. Bu tüketim sektörümüz için başarıyı da düşürüyor. Her oyuncu çok kıymetli ve hepsinin yeri çok ayrı. Ama oyuncular da seçici olursa bir duruşa sahip olmazlar mı? Bu sebeple ben bu kadar aşağılara çeken bir bakış açısına ya da fabrikasyon yöntemlere sıcak bakamıyorum. Neyse ki bizde promosyon oyuncu yok.  

 

Peki, sanıldığı gibi oyunculukta büyük para kazanmak kolay mı?

Bu bir senaryo olsaydı çok güzel izlerdik. Çünkü izlenmesi için çok büyük bir gösteriş ve illüzyon içinde sunulurdu ki zaman zaman sunuluyor. İzlediğimiz dizilerden, filmlerden, yeni ünlenmiş isimlerden bu işin çok kolay olduğu ve çok para kazanıldığı anlaşılabilir ama bu çok az kişinin başına gelen bir durum. Yani uzaktan görüldüğü gibi çok paralar kazanılıp herkesin büyük hayranlıkla yıllar boyu peşinden koştuğu bir rüya yok. Eğer başarılı olmak ve para kazanmak istiyorsan yapılacak tek şey var çok çalışmak ve kendini geliştirmek. Eğer bir üne kavuştuysan da onun altındaki sebeplerin farkına vararak onu sürdürmen lazım. Bir de çok sevdiğim bir söz var: “Yetenek rutubet gibidir, üzerini ne kadar kapatsan da mutlaka bir yerden çıkar.” Eğer sende bir yetenek varsa illa ki çıkar. Ama zamanında çok para kazanıp, kendini kaybeden, beni de unutup bir hülyalara dalan ama şimdilerde adı dahi geçmeyen gençleri de gördüm bu 24 yılda. Oyunculuk bir rüya veya pembe düş değil, aksine çok önemli ve ciddi bir iş. 

 

Oyunculukta önemli olan şey ne? 

Önemli olan dizi oyunculuğu değil önemli olan aktör- aktris olabilmek. Er meydanı denilen tiyatro sahnesinde de beyaz perdede de seyirciye başarıyla ulaşabilmek… Eğer aktör ise kalıcılığını sürdürebilir, ölene kadar da mesleğini yapabilir. Dolayısıyla aktörlerle çalışmayı hem gurur duyarak tercih ediyorum, hem de çok seviyorum. 

 

“Menajerin görevi oyunculara iş bulmak değildir”

 

İyi bir menajeri olan oyuncu hiç işsiz kalmaz mı ya da işsiz kalan oyuncunun kariyer yönetimi eksik veya yanlış mıdır?

İyi bir menajeri olan oyuncu yükselerek geldiği noktayı iyi korur ve o noktanın daha ötesine geçmeyi garantiler. İşsiz kalmak kalmamak ile ilgili konular cast ajanslarına bağlı çalışan cast oyuncularının (ünlü olmayan oyuncuların) konularıdır. Menajerin görevi oyunculara iş bulmak değildir. Kısaca menajer; talep edilen ve kendisine iş teklifleri gelen ünlülerin işlerini organize eden, iş hayatında başarı haritası çizen ve uygulamada yardımcı olan kişidir. Sözleşmelerini hazırlayacak, hukuk desteğini sağlayacak, basın PR’ını yönetecek, kariyer planlamasını yapacak bir donanıma sahip olan yetkin birinin olması lazım talep edilen oyunculara. Çünkü haliyle bir oyuncu tüm bunları tek başına yapamaz. Şöyle düşünün, oyuncuya gelen iş yoksa, talep edilmiyorsa neden menajere ihtiyaç duysun ki? Menajer ile cast ajansını karıştırmamak lazım.

 

Sizi tekrar ekranda görebilecek miyiz böyle bir sürpriz yapma durumunuz var mı?

Bu hayatta her şey olur. Bir oyuncum için senaryo okuduğumda “Keşke bunu ben oynasam” diye bir şey asla aklıma gelmez. Çünkü onu oyuncum adına okuyorum. Ama bana gelip de “Müge harika bir proje bu veya  bir dönem işi mutlaka sen olmalısın ” gibi bir yaklaşım karşısında bir düşünürüm. O dizi içinde oyunculuk yapabileceksem, gerçekten içinde olmam gerekiyorsa yapabilirim. Ama iyi bir sinema filmi için her zaman sürpriz yapabilirim.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 25
Kayıt tarihi
: 13.12.18
 
 

Gazeteci ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster