Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ekim '09

 
Kategori
Dilbilim
Okunma Sayısı
2774
 

Öz Türkçe mi, halkın kullandığı Türkçe mi?

Öz Türkçe mi, halkın kullandığı Türkçe mi?
 

Küçükken yarışma programlarını çok severdim. O zamanlar sadece TRT vardı.

TRT1, TRT2 falan değil. Sadece TRT.

Bu yarışma programlarından birinde günlerden bir gün yarışmacılar "anımsayamadım" demeye başladılar.

Hatırlayamadım değil de anımsayamadım.

Sonra televizyon seyretmeyi bıraktık.

Televizyon izlemeye başladık.

Televizyon için değişik bir kelime yok. O günlerde 5-10 yıllık bir mazisi var ama herkes isminden memnun

Seyir mi edilecek yoksa izi mi sürülecek derken, televizyon kaldı Türkçede...

Ne "tele"si tanıdık ne de "vizyon"u. Ama öylece kaldı işte.

Bundan sonra da değişmesin zaten. Aynı otobüs gibi kalsın o da...

Otobüs demişken,

Bir de "oturgaçlı götürgeç" meselesi var ki, eminim yaşı 40 ve üstünde olan herkes gülümseyerek "hatırlar"

* * * * * *

Bir lisan içinde bulunduğu coğrafyadaki diğer dillerden etkilenir. Bu durum olağandır.

Kelime alır kelime verir, aynı o toplumların karşılıklı kız alıp verdiği gibi…

Aradan yüzyıllar geçince de, lisanın içine yerleşir o kelimeler. Dede ile torun aynı kelimeyi kullanarak konuşuyorsa bile, artık o sözcük, o lisana girmiş demektir.

Türkçeyi, asırlardır kullanılan kelimelerden temizleyeceğiz derken, Malazgirt’ten girdiğimiz günlerin öncesine dönmeye kalkışırsak, ülkede iletişim tamamen koptu demektir.

Hem zaten, “o lisan” da kendi döneminde komşu toplumların dilleri ile ortak kelimeler kullanmamış mıdır?

“Öz Türkçe” tabir edilen ve atalarımızın Orta Asya’da kullandığı lisan bugünkü lisanın omurgasıdır. Bu kelimelerin bugün kullandığımız 5000 kelimelik konuşma Türkçesinin içindeki oranı % 30 civarındadır.

Gerçek şu ki, bu oran ile kendimizi ifade edebilmemiz imkansızdır. Birçok konuda ifade güçlüğü doğacaktır. Mesela üç temel bağlacı (ve, veya, fakat) ifade eden tüm terimler Arapça esaslıdır.

En iyisi bu sevdadan vazgeçmek ve dedelerimizin, ninelerimizin de konuştuğu ve tüm kültür mirasımızı anlayabileceğimiz lisanı fazla kurcalamayalım.

Gelişen zaman içinde, konuşma dili de gelişirken, milletin içinde bulunduğu coğrafya belirleyici etken olmuştur.

Türk milleti yaklaşık 1000 yıldır Anadolu’da yerleşmiştir. Bunu inkâr edip de;

“Hayır, biz illa da Orta Asya’da kullandığımız dili isteriz!”

tezini savunanların tam olarak nasıl bir milliyetçilik peşinde olduklarını anlamak gerçekten güçtür.

Bu durumda kendi soy ağaçlarının da tamamının Orta Asya’dan yola çıkanlardan olup olmadığı sorusu gündeme gelir.

* * * * * *

Konuştuğum lisanı seviyorum ve günümüze ne şekilde geldi ise, o şekilde korunmasını istiyorum.

Geçmiş yıllarda Türkçeye giren kelimelerin büyük çoğunluğu ihtiyaçlar sebebi ile olmuştur. Meyve, sebze isimleri, yemek çeşitleri, hukuk tabirleri, mühendislik tabirleri vs. vs…

Son dönemde ise Türkçemiz daha farklı bir biçimde “popüler batı dillerinin” saldırısına uğramaktadır.

Genelde gençlerden oluşan bir kesim, batı dillerinde hoşuna giden kelimeleri gündelik konuşma lisanı içine taşımaktadır.

Bazıları da kendini “kültürlü” göstereceğini sanarak, her cümle içinde yabancı bir kelime kullanmayı marifet saymaktadır.

Kültürlü ve bilgili olmak demek, her şeyden önce ana dilini iyi kullanabilmektir.

Biz bugünü ve yarını kurtaralım esas!

Konuşma dilini korumak için esas yapılması gereken 2 konu var.

1) Teknolojinin gelişmesi ile birlikte ortaya çıkan yeni araç ve eylemlere acilen Türkçe karşılıklar bulmak.

2) Özensizlik ya da kültürlü görünmek çabası ile Türkçenin içine sokuşturulan Fransızca ve İngilizce kelimelere karşı direniş göstermek

Al yabancı bir kelimeyi ekle sonuna “etme”yi, ya da “olma”yı!

Nur topu gibi melez bir yüklemin oldu.

Ah zaten şu “etmek” fiili yok mu?

"Print edecem"

Ne ediyorsun kardeşim? Ya yazdır ya da bastır gitsin!

Hem Türkçe kullanmış olursun, hem de derdini daha kolay anlatırsın.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Cevapladığım halde nedense gözükmeyince, alttaki yoruma cevabımı başka bir yorum ile yazmak zorunda kaldım. Sayın eleştirmen, yazılarım, kişisel birikimlerim doğrultusunda yazılmakta olup, bilimsel makale olmadığından dibinde kaynak belirtme durumu yoktur. Siz de kısa bir araştırma yaparsanız ya da bu tür bilgilerin yer aldığı makaleleri daha çok okursanız, Türkçe konuşma dilinde 5000 sözcük kullanıldığı bilgisine ulaşırsınız. Nerde kaldı ki dünyada konuşulan birçok lisanda da "konuşma dili" bu seviyede sözcük ile oluşmuştur. Daha fazla bilgi talebiniz varsa, bir mesaj ile telefonunuzu bildirin ki size birçok kaynak nitelikte adres verebileyim. Yazarak yapılan tartışmalardan pek haz etmem. Nerde kaldı ki, bu blog sitesi bir forum değildir. Tarzınız ve üslubunuzdan hoşlanmadığım için başka yorumunuzu yayınlamayacağımı bilmenizi isterim.

Der Wind 
 06.11.2009 23:35
 

"Esenler": selam(lar). Değgin: dair. "Nen": şey. iye: sahip. ekin(ç): kültür. 60'lılardan bu yana kullanılan sözcükler. Bu denli uğraşa gerek olmadığını düşünüyorum. "Oturgaçlı götürgeç" uydurması kime ait? TDK hiçbir dönemde böyle sözcükler türetmedi. TDK'ye atılan bu lekeleri birtakım çevreler yaptı. Yine içtenlikle "oturgaçlı götürgeç" uydurmasına/türetilmesine resmi kurumlardan bir kaynak bekliyorum. Ve "5000" sözcükle ilgili bir kanıt?..

Hasan Özer 
 04.11.2009 21:14
Cevap :
Sayın eleştirmen, yazılarım, kişisel birikimlerim doğrultusunda yazılmakta olup, bilimsel makale olmadığından dibinde kaynak belirtme durumu yoktur. Siz de kısa bir araştırma yaparsanız ya da bu tür bilgilerin yer aldığı makaleleri daha çok okursanız, Türkçe konuşma dilinde 5000 sözcük kullanıldığı bilgisine ulaşırsınız. Nerde kaldı ki dünyada konuşulan birçok lisanda da "konuşma dili" bu seviyede sözcük ile oluşmuştur. Daha fazla bilgi talebiniz varsa, bir mesaj ile telefonunuzu bildirin ki size birçok kaynak nitelikte adres verebileyim. Yazarak yapılan tartışmalardan pek haz etmem. Nerde kaldı ki, bu blog sitesi bir forum değildir. Tarzınız ve üslubunuzdan hoşlanmadığım için başka yorumunuzu yayınlamayacağımı bilmenizi isterim.  05.11.2009 11:15
 

Öncelikle esenler. "Oturgaçlı götürgeç"le ilgili uydurmaya değgin bir kaynağınız var mı? Uydurma diyorum. Özleştirme çalışmaları milliyetçilikle nasıl bir tuttunuz şaşılacak bir nen. Ulusların kendi "kültür"lerine iyelenmesini milliyetçilikle bağdaştırılması, "ekin(ç)"lere saygısızlıktan başka bir nen değildir. Anadolu halkının, köylerinin konuştuğu Türkçeye baktığımızda "öz Türkçe"yi görebiliriz. Özleştirmeler de, ağızların katkısıyla olur zaten. Orta Asya'ya gitmemize gerek yok, yanı başımızdakiler istenmese de Türkçeye saygı gösteriyor! Şu 5000 "sözcük" savınıza da bir kanıtınız/çalışmanız varsa paylaşmanızı isteyeceğim. Yoksa, "oturgaçlı götürgeç" gibi uydurma duruyor da...

Hasan Özer 
 04.11.2009 14:46
Cevap :
Kusura bakmayın yorumunuzu geç yayınlıyorum. Çünkü yazdığınız "öz Türkçe" metni anlamaya çalışıyordum. Seçtiğniz sözcüklere bakılacak olursa, Siz benimle pek aynı fikirde değilsiniz. Kişi karşısındakini kendi gibi bilirmiş. Ben yazılarımda uydurma bir ifade ya da fikir kullanmadığım için, sizin yazdıklarınızı da uydurulmuş kelimeler olmadığını düşünüyorum. Eminim kısa bir araştırmadan sonra ne demek istediğinizi anlayabileceğim.  04.11.2009 17:55
 

Yazdıklarınıza katılıyorum. Önemli bir konuya dikkat çektiğiniz için teşekkürler. Bu arada, MB'a hoş geldiniz.

Melek Koç 
 18.10.2009 17:32
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim. Saygılarımla...  18.10.2009 18:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1760
Kayıt tarihi
: 03.10.09
 
 

1967 İstanbul doğumluyum. İnşaat Yüksek Mühendisiyim. Almanca ve İngilizce biliyorum. Evli ve 2 çocu..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster