Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Ekim '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
21219
 

Özal'ın cesedi neden çürümedi?

Özal'ın cesedi neden çürümedi?
 

La Doncella, Arjantin High Montain Müzesinde korunuyor


Turgut Özal’ın Anıt Mezarı açılarak incelenmek üzere Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Cesedinin üst tarafının bozulmamış olması nedeniyle fısıltı gazetesi ve internet medyasında, bloglarda  “Özal’ın cesedi üzerinde keramet arayan” yazılarda boy göstermeye başladı.

Adli Tıp Kurumu yapılacak incelemede ‘Özal’ın Öldürüldüğü’ iddialarına bilimsel yanıtı verecektir, bekleyip göreceğiz.

 

Bozulmamış cesetler üzerine dünyadan örnekler vererek çıkarımı/kanaatı  okura bırakalım. İlk örneğimiz Arjantinden.

 

Arkeoloji tarihine La Doncella adıyla geçen 15 yaşında olduğu tahmin edilen küçük kızın cesedi Arjantin High Montain Arkeoloji Müzesi’nde bulunmaktadır. Bugüne kadar en iyi korunmuş cesedin yüz ifadesi, hüzünlü bakan gözleri insanları çok etkilemektedir.500 yıl önce İnkalar tarafından kurban edildiği düşünülen genç kızın donarak öldüğü ve cesedini günümüze ulaşmasında soğuğun etkili olduğu söyleniyor.  1999 yılında  La Doncella bulunduğunda yanında iki de küçük kız cesedi bulunarak, Elnino ve La Nina del Roya adları verilmiştir.

***

 

 

Elazığ’ın Harput Mahallesi’nde Arapbaba türbesi içinde bulunan ve mumyalanmadığı halde yaklaşık 700 yıldır bozulmadığı öne sürülen Arapbaba’nın naaşı  Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün izniyle bilim adamları tarafından incelenir. Bilim insanları cesedin mumyalandığını  bu nedenle bozulmadığını düşündüklerini ifade eder.

 

***

Cesetlerin günümüze ulaşmasında doğal yollarla korunmuş olanların yanında mumyalanarak ta korunan örnekler mevcuttur.

Bilinen en ünlü mumyalara iki örnek; İlki Kraliçe Hatşepsut’tur. Kraliçe Hatşepsut bilinen tek kadın firavun’dur. İkincisi ise Tutankamon’dur. Tutankamon’un mumyası yaklaşık 85 yıl önce Krallar Vadisi’nde bulunmuştur. M.Ö. 1323 yılında kadar hükümdar olan firavunun mezarından çıkanlar günümüzde Kahire Müzesi’nde sergilenmektedir.

***

Günümüz Fransa’sından bir örnek verip devam edelim.

Fransa’da son zamanlarda yapılan otopsilerde genç ölülerin cesetlerinin çürümediği görülmüş. Nedenini araştırmışlar, besinlerdeki katkı maddelerinin insan bedeninde fazlasıyla biriktiği sonucuna varmışlar.

***

Üzerinde en ço konuşulanlar kuşkusuz Kuzey Avrupa Bataklık cesetleridir. Bataklık cesetlerinin korunmasındaki gizem, bataklık yosununun turba oluşturmasıdır. Turba bakterilerin üreyememesi ve böylece de organik maddelerin (aynı zamanda bataklık cesetlerinin) bataklık yosunu içinde bakteri saldırısına uğramamasına yol açar.

 

Bataklık yosununda doğal bir deri tabaklama kimyasalı vardır ve bu da bataklık cesetlerinin derilerini korurken, rengini de “Maillard reaksiyonu” adı verilen bir süreçle koyu kahverengiye dönüştürür. Bataklık yosunu ölünce turbaya dönüşür ve bataklık cesedi, biriken tabakaların altında kalır. Son yüzyıllarda yakıt olarak turba kullanılması ve son zamanlarda bahçelerde turbanın hâlâ kullanılır olması nedeniyle, bataklık cesetleri bu turba kullanımı sırasında tekrar günışığına çıkmıştır. En yaşlı bataklık cesedinin –Danimarka’nın Fyn adasından Koeljberg Kadını- 10.000 yıl öncesine ait olduğu tespit edilmiştir.

 

Mezolitik Dönem’e ait olan bu cesette, daha sonraki Neolitik örneklerde olduğu gibi, yumuşak doku korunamamıştır. Bataklık cesetleri tam olarak Demir Çağı’nda başlamakta ve Britanya ile irlanda, Hollanda, Danimarka ve Almanya’da çıkmaktadır.  Çıkarılan cesetler genellikle çıplaktır. Günün geleneklerine göre suç işleyenlerin köyün içerisinden çıplak yürütülerek bataklığa atıldığı veya kurban edildiği düşünülmektedir.

***

 Buz adam Otzi, Azize Bernadette, Windeby Kızı, Çaçapoya Kadını gibi çokça örnek bulmak olası. İlginç örneklerin fotoğraflarını yazının sonuna ekleyeceğim, şimdi Adli Tıp Kurumu’nun eski başkanı Prof. Sevil Atasoy’a kulak verelim. Atasoy, Özal’ın kilolu olmasının cesedin üst tarfafının bozulmamasında etken olduğunu söyler, “Özal’ın cesedinin üst kısmı çürümemiş. Bu Allah’ın bir mucizesi… Mezarda bulunan su da bu korumayı sağlamış. Soğuk ve nemli ortamda normal çürüme süreci yavaşlar uzun süre su altında kalmada beden şaşırtacak ölçüde korunmuş biçimde kalabilir hele cilt altındaki yağların çürümeye karşı özellikle koruyucu etkisi vardır. Islak toprakta, göl tabanındaki çamurda ayrıca iyice kapalı tabutta, gerek tahnittenmiş gerekse hiçbir işlem görmemiş bedenlerde bir nevi kimyasal sabunlaşma oluşumuna rastlanır.

 

 

 

Ölümden bir ay kadar sonra başlayan bu süreç havasız ortamda yüzyıllarca dayanabilir. 13’ncü yüzyıldan kalma bir çocuk beyninin sol yarısında her türlü özelliğini tespit etmek mümkün olmuştur. Kadın çocuk ve aşırı kilolu kişiler daha fazla beden yağı içerdiklerinden ‘adiposer’ oluşumuna yatkındır.

 

Prof.Dr. Sevil Atasoy’un söz ettiği kimyasal sabunlaşmaya bir bakalım; Sabunlaşma için öncelikli koşul, ortamın nemli olmasıdır. Nemli, havasız ortamlarda kalan cesetlerde, cilt altı yağ dokusu başta olmak üzere vücuttaki yağlar, önce yağ asitlerine ayrışır, meydana gelen yağ asitleri, çürümenin ürünü olan amonyakla birleşerek amonyak sabunlarının oluşmasına yol açar. Ancak kalsiyum ve magnezyum amonyağın yerine geçerek daha dayanıklı olan ve normal yapay sabunlara benzeyen kalsiyum ve magnezyum sabunlarını meydana getirir. Böylece, çürümenin istisnası olan ve çürümenin ilerlemesini engelleyen bu olayın gerçekleşebilmesi için de yine çürümenin başlamış olması gereklidir.

 

Sabunlaşma için gerekli ikinci şart ise, kişinin şişman ve yağlı olmasıdır.

 

Sabunlaşma genel olarak su içinde bir yılda, toprak içinde üç yılda tamamlanmaktadır.

 

Sabunlaşmanın adli tıp açısından önemi, cesedin kimliğinin ve eski ya da yeni yara izlerinin belirlenmesine olanak sağlamasıdır.

 

 

***

Ya Özal iddia edildiği gibi zehirlendiyse?

 

Failimiz arsenik!

 

Bilinen etkili bir zehir türü arsenik.

 

Arsenik zehirlenmesi sıklıkla arsenik içeren böcek ilaçlarının ağız yolu veya nefes yolu ile alınmasına bağlı gelişir. Yüksek doz alınmasına bağlı gelişen ani zehirlenmelerde bulantı, kusma, karın ağrısı ve boğazda yanma hissi ortaya çıkmaktadır. Dozlar yeterince yüksek ise dolaşım bozukluğu ve kalp yetmezliği gelişerek ölüme neden olabilir. Küçük dozlarda arsenik alındığı zaman ise süreğen (kronik) zehirlenme ortaya çıkar ve dışkılama ve işeme sorunları, ilerleyici halsizlik ve yorgunluk, ciltte kansere benzeyen oluşumlar, tırnak çizgilenmeleri, sinir sisteminin işlevinin bozulması, bilinçte bozulma ve sonuçta ölüm gelişebilmektedir. Tarihte bir çok cinayetin arsenik ile işlendiğine dair iddialar vardır.

 

Napolyon Bonapart gibi. 1961’de yapılan testlerde Napolyon’un saçında bulunan anormal orandaki arsenik, imparatorun zehirlendiği iddialarını gündeme getirmişti.

 

Arsenik sadece öldürmüyor, cesede mikroorganizmaların vereceği zararı da önlüyor. Zehirlenen birisinin cesedine bakteri, mikroorganizmalar zarar veremeyeceği için ceset bozulmadan kalabiliyor. Tabi sadece zehirlenmeye bağlı değil cesetlerin uzun süre bozulmadan kalması, ısı, nem,  sabunlaşma vb. olasılıklarda göz önünde bulundurulmalı.

 

Normal koşullarda öldükten 24 sonra bu parazitler harekete geçer ve 1 yıl sonra sadece kemikler ve kemiklerin aralarındaki dokular kalır.

 

Adli Tıp Kurumu’nun yapacağı inceleme sonuçları bir ay içerisinde alınacak. Yazıda günümüze kadar bozulmadan gelen cesetler konusunda olabildiğince değişik örnekler toparlayıp vermeye çalıştım.

 

Uygun koşullarda cesetlerin binlerce yıl saklanabildiği gerçeği ortada; halimiz budur. Kimi bilimsel nedenlerini ortaya koyar, kimileride keramet arar.

Görseller sırasıyla: Azize Bernadette, Buz adam Ötzi, Çaçapoya kadını, Firavun Tutankamon, Kraliçe Hatşepsut, La Doncelle,(??), Windeby Kızı

  

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba,sizi çok iyi anlıyorum.Ve söylemlerinize de hak veriyorum ancak neden inananları ve her şeyin bir denge üzerine kurulduğunu kabul etmemenizi anlamıyorum ve bundan kerametten ziyade bir ders çıkarmakta zorlandığınızı anlamıyorum yoksa türbe ya da kişileri ilahlaştırmak onlardan medet ummak bunları eleştirmekte haklısınız ama bilim adamları beyinin çürümediğini çünkü müdahale edilmediğinden bahsediyor beynin çürümesi gerekiyordu ancak çürümemesi çok şaşırtıcı değil mi tabiki bu da bilimle aydınlanacak bir konu bu konuda uzman olanlar bizi aydınlatacak size çok güzel bir örnek vermek isterim firavunun var olan cesedi Yunus Suresi 90. 91. ve 92.(Şimdi mi?! Oysa daha önce isyan etmiş ve bozgunculardan olmuştun. Biz de bugün bedenini, arkandan geleceklere ibret olman için, kurtaracağız. Çünkü insanlardan birçoğu âyetlerimizden gerçekten habersizdir)ayetin bir kısmını yazdım konuyla alakalı diye. Ayrıca şunuda eklemek istiyorum ki ben eleştirilmeye açığım teşekkürler.

eda doganay 
 09.10.2012 16:02
Cevap :
“..ancak neden inananları ve her şeyin bir denge üzerine kurulduğunu kabul etmemenizi anlamıyorum ve bundan kerametten ziyade bir ders çıkarmakta zorlandığınızı anlamıyorum..” dediğiniz yorumunuzu yazının neresinden çıkardınız doğrusu anlamıyorum. Okuduğunuz yazı konuyla ilgili örnekler ve görüşlerden ibarettir. Kerameti ben değil başkaları çıkarıyor ve dikkatli okusanız fark edeceksiniz ki, ‘keramet çıkaranları’ yazıda eleştiriyorum. Kaldı ki insanların inançları kendilerini ilgilendirir, kimse sorgulayamaz; yazılarımda ‘inancın istismar edilmesine’ karşı düşüncelerimi olanak buldukça ifade ediyorum.Kabul edersiniz herkes her konuda uzman ol(a)maz. Kaldı ki bu konuda uzman olanların mealleri de farklı... http://www.kuranmeali.org/10/yunus_suresi/91.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx  09.10.2012 20:23
 

Necati bey Merhaba, Çok ilişkili olmasa da bu konuya yakın bir yazı yazmıştım bir ara belki ilgili arkadaşlar okur selamlar, linki paylaşıyorum. http://arsiv.ikizdere.net/Kose_Yazilari-file-yazi_oku-sid-859.htm

Nizamettin BİBER 
 09.10.2012 9:49
Cevap :
Teşekkür ederim Nizamettin Bey, yazınızı okuyacağım.  09.10.2012 12:35
 

Eda Hanım, Tarzım değil senin giblere yanıt vermek. Çünkü Mistik anlayışta, Allah'ın veli kullarına, ermişlere verdiği olağanüstü kudret veya güç olan kerameti herkese dağıtan bir düşünceye karşıyım. Terminolojik olarak sadece peygamberler mucize, veliler keramet gösterir. İslam'da, nakli olarak, sadece peygamberlerin mucize gösterebildiklerine, peygamberlerin aslında doğaüstü bir olayı kendi iradelerince gerçekleştiremeyeceklerine, bunun zaman zaman ibret, zaman zamansa farklı amaçlarla Allah tarafından onlar üzerine bahşedildiğine inanılır. Zaten, siz bana Alvin Tofflerın eğitim alanında sıkça atıfta bulunulan 21. Yüzyılın cahili, "Okuma yazma bilmeyen değil, ÖĞRENEMEYEN, eskiden öğrendiklerinden gerektiğinde vazgeçemeyen ve YENİDEN öğrenemeyen olacaktır.”sözünü hatırlattınız. Kuranı Kerimde akıl 75 ayette geçmektedir."Eğer aklınızı kullanabiliyorsanız, O, doğunun da, batının da ve bunlar arasında olan her şeyin de Rabbidir" dedi (Musa). (ŞUARASÜRESİ28) yaratıcı tarafından bize bahş edilen en değerli varlığımız olan aklımızı kullanmamızı kim engellemektedir

Nizamettin BİBER 
 08.10.2012 15:55
 

merhaba Nizamettin Bey ben sizin yorumunuzu okudum ve sizi eleştirme ihtiyacı hissettim. Milletimizi hatta kendinizi de inançlarından dolayı neden gerici olarak nitelendirdiğinizi pek anlayamadım. Dünya da her şey rabbimizin kontrolü altında belki de cesedin çürümemesi bugünler için gerekliydi ve ilahi adalet tecelli edecek. Bilimi de yaratan bizlere de bilimsel zekayı veren yüce Allah ve her şeyin altında tabiki Allah'ın hikmetlerini arayacağız. Benim takıldığım konu neden inanan kişileri gericilikle şuçladığınız gerçekten inançlı kimseler her şeyin bilimle aydınlanacağını bilir ama bu bilim şuanki var olan biliminde ötesinde bir bilim bunu insan beyni (gelişmiş ve ilerici olan beyin ) pek algılayamaz. Rabbim bizim bilmediğimizi bilir. Teşekkürler.

eda doganay 
 06.10.2012 11:22
Cevap :
Azize Bernadette yazıdaki 4. fotoğraf.16 Nisan 1879’da öldü.Cesedi Nevers’teki bir manastırda,1933’te Azize ilan edildi.Diğer fotoğreflarda farklı zamanlardan, binlerce yıldır uygun koşullarda olduğu için bozulmadan günümüze kadar ulaştılar.Özal 19 yıl önce öldü, cesedinin yukarı kısımlarının fazla bozulmadığı haberlere yansıdı. Bilim adamları nedneini açıkladı bende yazıda kullandım. İslam dininin akıl ve mantık dini olduğu,bilimsel gerçeklerle çelişmediği farklı din adamları tarafından her zaman dile getirilir. Körü körüne, bilmeden, öğrenmeden adeta gelenekçi bir anlayış ile bakanlar tabii olarak ölülerden medet umarlar, işi mucizeye bağlarlar... ilginç bir örnek, yılbaşında eline piyango biletini alanlar türbelere koşar, büyük ikramiye çıksın diye. Ölülerde keramet arayan anlayış ile gerçek İslamı bağdaştıramanın yanlış olduğunu düşündüm, düşünmeye de devam ediyorum. Gericilik, cehalet bunun aksini iddia etmek , ölülerde keramet aramaktır...  07.10.2012 12:27
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 1318
Toplam yorum
: 2275
Toplam mesaj
: 126
Ort. okunma sayısı
: 719
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Ankara'da yaşar, dünyalı,aynadaki görüntüsüne muhalif, vicdan hesapları yapmaktan yorgun, yaşanıl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster