Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Eylül '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
360
 

Öze dönüş

Öze dönüş
 

Yaşadıklarını hak etmediğini düşünüyor yüreğini kaplamış öfke bedeninde dolaşan kan ile birlikte bendenin en ücra köşesindeki hücrelere kadar yayılıyordu sanki. Öfkesi tüm benliğini kapladıkça adımları hızlanıyor etrafındaki hiç bir şeyi ve hiç kimseyi umursamadan yürüyordu. Beyninde binlerce ses yankılanıyordu, bu sesleri susturamadıkça öfkesi katlanıyordu.

Yüzüne doğru esen biraz şiddetli ılık bir rüzgarla irkildi. Rüzgarın etkisiyle gözlerini kapatmıştı adımları yavaşlamıştı. Durdu ve gözlerini hiç açmadan rüzgarın bedenindeki dansını, saçlarının içindeki gizemli hareketlerini hissetti. Sanki kulağına ahenkli huzur veren bir melodi fısıldıyordu. Son baharın içinde hüzün barındıran huzurlu kokusunu kendisine teslim olmuş ahenkle savrulan kurumuş yaprakların arasında dolaştırıyordu. Yüreğindeki öfkenin hücrelerinden yavaş yavaş çekilip rüzgara karıştığını hissetti. Gözlerini açtı dağılan bulutlardan yüzünü gösteren güneşe baktı iliklerine kadar hissediyordu sararmış yaprakların arasından sızan güneş ışınlarını. Yaşlı çınara dayandı gözlerini kapattı sanki yaşlı çınar onu tüm şefkati ve bilge bir edasıyla kucaklıyordu.

Hiçbir anı bu kadar derinden yaşamamıştı. Tüm duyularıyla aynı anda algılıyordu evreni ; görüyor duyuyor dokunuyor kokluyor hissediyordu. Herşey farklı ama ahenkli bir bütündü. Dünyanın hareketini bile hissediyordu sanki. Tüm evren bir bütün olmuştu kendisi de bu bütünün bir parçaydı… Ağaç olmuştu, çiçek olmuştu, rüzgar olmuştu, dünya olmuştu…

Biraz önce tüm hücrelerinde hissettiği öfkenin yerini tarifi imkansız bir huzur almıştı. Nasıl bu kadar kör, sağır, dokunmadan hissetmeden yaşamamıştı ki bu zamana kadar hiç bu bütünlüğü yaşayamamıştı. Sadece görmüştü ama duymamıştı dokunmuştu ama hissetmemişti. Hiçbir zaman tüm duyuları ile algılamamıştı… Benliğini körelten sağırlaştıran hissizleştiren şeylerden sıyrılamamıştı… Hiç özünü hissedememişti…

Ne çok şey kaybetmişti şuana dek. Düşündü; her anı tüm benliğin ile hissederek yaşamalı. Evrensel sevgiyi bir ağaçta, medil satan bir çocuğun hüzünlü gözlerinde, yaşlı bir teyzenin yılların izlerini taşıyan yüzünde görerek, rüzgarın, dalgaların, kuşların sesinde duyarak, yağmur damlalarının yüzüne dokunuşunu, baharın kokusunu hissederek…

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

hayır efendim, yeni yazmış olabileceğinizide düşündüm ama ben bu yazıyı bir yerde okudum yada buna çok benzeyen bir yazı....neyse, önemli değil...önemli olan bir kez daha okuma fırsatı....vs. vs. vs. işte.

Ceyhun İnce 
 17.09.2009 0:04
 

Nerde okumuşdum bu yazıyı?! hatırlayamıyorum ama bir yerde yada bir kez daha okumuşluğum var sanki...son parafraf...klasik bir ifade ile; "büyüleyici" kaybedilen hiç bir şey yok ki! Olmaması gerekiyor, hani yazının diğer bölümlerine bakınca, öyle olması gerektiği geliryor insanın aklına, yada onu anlatıyor. Öze dönebilmek...sevmek...sevgi...edebi bir metin gibi, roman, hikaye...anektot, vs.

Ceyhun İnce 
 15.09.2009 23:58
Cevap :
başka bir yerde okuduğunuzu sanmıyorum daha yeni yazdım. belki benzer bişey olabilir.  16.09.2009 8:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 78
Toplam mesaj
: 77
Ort. okunma sayısı
: 987
Kayıt tarihi
: 18.09.08
 
 

1983 doğumluyum. 2004 yılında Endüstri Mühendisliği Bölümünden mezun oldum. Mezun olduktan sonraYöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster