Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Kasım '07

 
Kategori
Engelli Eğitimi
Okunma Sayısı
3386
 

Özel Eğitim Sınıfları sınıfta kaldı

Özel Eğitim Sınıfları sınıfta kaldı
 

Özel eğitim adı üzerinde eğitim süresi boyunca kişiye özel bir hizmet alması demektir. Ülkemizdeki Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri bu amaçla kurulmuş olup algılama ve öğrenme engeli olan bireylere hizmet vermek üzere teşkilatlanmıştır. Buraya kadar kağıt üzerinde herşey çok güzel.

Bir de uygulamalara bakalım: İşitme, görme, ortopedik engelliler ve üstün yetenekliler okulunda gerekli öğretmen, araç-gereç donanımının olduğunu, eksiklerin tamamlanmaya çalışıldığını biliyoruz. Aynı zamanda kaliteli bir eğitim verilmesi için gerekli” özel eğitim anlayaşına sahip” eğitim yöneticilerinin ve öğretmenlerin olduğuna bizzat tanık oluyorum. Herşeyden önemlisi aynı ilkeye bağlanmış, aynı hedefe odaklanmış özel eğitim duyarlılığı ve içtenliğine sahip kişilerle çalışmak ailelere, öğrencilere ve topluma en kaliteli hizmetlerin verilmesi anlamına gelir.

Sınıf kapasiteleri, araç gereçleri, öğretim yöntem teknikleri, öğretmenin çalışma alanları özel eğitim okullarında çok daha profesyonelce ilerliyor, görünen o ki. Peki ya özel eğitim sınıfları?

Özel eğitim sınıfları bu sistemin en çok problem yaşayan “zavallı” konumunda olan sınıflarıdır.

Öncelikle eğitim yöntecileri bu sınıfı açmamak için ellerinden geleni yaparlar. Rehberlik Araştırma Merkezleri ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri hemen hemen her okula bir özel eğitim açma kararı alır. Ancak İlçe Eğitim Müdürleri okul müdürlerine bu kararı uygulatmakta güçlük çeker.

Çünkü her nedense bu özel eğitim sınıfları açmak için sınıf bulunamaz bir türlü... Bulunsa da bodrum katı, kömürlük, tavan arası gibi ücra yerler düşünülerek bu öğrencilere eğitim ortamı yaratılmaya çalışılır. Ama tam tersi durumlar var. En ergonomik en rahat koşullarda özel eğitim sınıflarını açan okul müdürlerini tenzih ederim. Örnek gösterilecek çok sayıda müdür mevcut. Ayrıca saygılarımı sunarım.

Okul yönetimi bu sınıfı açsa da çalışacak öğretmeni bulmakta güçlük çeker. Çünkü zihinsel engelliler eğitimi alanında yetişmiş eğitimci sayısı;

özel eğitim okullarında: 883

özel eğitim sınıflarında: 964 tanedir.

Bu demek oluyor ki ülkemizde yetişmiş ve hizmet vermekte olan özel eğitimci sayısı sadece 1847.

Özel eğitim bölümleri mezunları daha çok özel sektördeki kurumlarda çalışmayı rahat çalışma ortamı ve yüksek maaş sözkonusu olduğu için tercih ediyor. Devlet sektöründe çalışmakta olan eğitimciyi zorluklar beklediği için özel eğitim öğretmenliği mezunları haklı olarak genelde özel sektörü tercih ediyorlar.

Tüm bu tabloda özel eğitim sınıflarında çalışan özel eğitimöğretmeni görev ve sorumluluklarını tam analamıyla yerine getirmeye çalışır. Bu alanda en büyük sıkıntıyı onlar yaşar. En zor “anlayış şartlarında” çalışırlar.

Engelli çocuğa eğitim verme, ailelere rehberlik hizmeti verme sorumluluğu taşır. Aynı zamanda kırık dökük sıraları, paslanmış panoları, bozuk abaküsleri tamir etme sorumluluğu da... Sınıfının temizlenmesi de ona aittir. Çocukların tuvalete götürme sorumluluğu da ... Bu öğretmene yardımcı olacak destek personel göndermeyi yada bir şekilde “gönüllülerin” işe koşulmasını kimse bir türlü başlatamaz.

Özel eğitim öğretmeni tek kişilik dev kadrodur.

Rehberdir,

Öğretmendir,

Marangozdur,

Boyacıdır,

Tamircidir,

Bakıcıdır,

Temizlikçidir,

Hemşiredir,

Doktordur...

Sınıfındaki birbirinden farklı en az 10 öğrencisine aynı anda aynı kaliteli ilgiyi, eğitimi vermek zorundadır. Öğrencisinin biri 7 yaşındadır biri 14...Aynı anda hem hece okutur hem okuma parçası hem ses verir hem sözcük okutur.

Özel eğitim öğretmeni süpermendir.

Hastalanmaz,

Yorulmaz,

Sinirlenmez,

Kızmaz,

Hiç şikayet etmez.

Sınıfdaki öğrencilerinin dışlanmasına, horlanmasına karşı savaş verir. Onlar canavar değil korkmayın der her teneffüste. Engeli olmayanlara hoşgörüyü anlatır. Dışlamamayı ayıplamamayı öğretir. Esas engelin dışlamak olduğunu söyler. Dinletemez ama yılmaz da üstelik.

Özel eğitim öğretmeni aynı devrede komşu sınıf olmak istemeyen öğrtmenlere sevgi gösterir. Onların farklılıkları görmesine yardımcı olması gerektiğini düşünür. Şikayetlerini şevkatle dinler. Öğrencilerinin teneffüse çıkmasından rahatsız olan öğretmenlere bu büyük yanlıştan dönmeleri için dil döker, savaş verir.

Rehberlik Araştırma Merkez’inin destekçi olacağını düşünerek bilgi, fikir ve projelerini paylaşır ama onlarında çok işleri vardır, sürekli olarak evrakları imzalamakla meşgul olduğunu görür, boynu bükük geri döner.

Bireysel eğitim hizmeti vermesi istenir ama ne rehber öğretmen ne de Rehberlik Araştırma Merkezi kurması gereken BEP birimlerini kurmaz.

Özel eğitim öğretmeni hoşgörü örneğidir, sabır taşıdır, hatta evliyadır!

“Yaptığınız iş çok zor” diyenlere tebeessüm eder, “işiniz çok sevap” diyenlere gülümser. Çünkü etrafındakilerin göstereceği empati işte bu kadardır. Bunu bilir ve yolunda tek başına yürümeyemeye devam eder.

Feryat eder ama sesini kimse duymaz. Aynı anda bir çok cephede savaşarak can vermeden, kan kaybetmeden, yorulmadan, usanmadan çalışır ve hiçbir zaman şikayet etmeye hakkı yoktur.

10 kişilik iş yapar 1 kişilik maaş alır... Yüksek performans gösterir sağlığını zorlar bir teşekkür bile duymaz.

Keşke bu 964 öğretmeni tek tek dinlesek, neler yaşadıklarını nelerle karşılaştıklarını duysak. Emin olun ki yukarıda yazdıklarımın az olduğunu söyleyeceksiniz.

Özellikle yetkilileri bu yazıyı okumaya davet ediyorum.

Saygılar ,

Aylin Atasagun

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne kadar ince bir ruhla ve ne kadar edebi bir üslupla yazmışsınız. Çok etkilendim.Umarım bir gün bu duyarlıktaki insanlar yetkili ve etkili olabilirler...Sevgilerimle...

nevin demir 
 21.11.2007 22:13
Cevap :
teşekkür ederim, sevgiler  21.11.2007 22:27
 

Aylin Hanım yazdığınız konu bir çok kişi tarafından kaleme alınmış bir konu...Ama değişik bir bakış açısı var ve bu yazıyı okumaya değer kılıyor. Şimdi bir de şunu demek istiyorum:Öğretmenler aldıkları maaşla hayatlarını mı idame etsinler; yoksa kendilerini mi yenilesinler. Bir öğretmen kendini yenileyemezse orada problemler başlar.Düşünsenize bir edebiyat öğretmeni dergileri takip edemiyor.Bu bir felaket gibi...Saygılar...

BURAK FAYRAP 
 20.11.2007 17:11
Cevap :
Burak Bey, yorumunuz için teşekkür ederim. Öğretmenlere daha fazla gelişme imkanını tanımak Milli Eğitimin Başlıca görevlerinden olmalıdır. Selamlar, sevgiler ...  20.11.2007 18:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 30
Ort. okunma sayısı
: 4649
Kayıt tarihi
: 07.07.07
 
 

Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Eğitim Programları ve Öğretim Bölümünden mezun oldu. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster