Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '11

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
3322
 

Özel hastane öldürür!

Özel hastane öldürür!
 

 

2009 yılı sonunda geçirdiğim ameliyattan sonraki, 2. senelik kontrolüm için hastaneye gittim. 

Muayene olacağım kata çıktığımda, ultrason çekimi öncesinde içmem gereken suyu içmeyi unuttuğumu fark ettim. 

Doktor 2 kg’ya yakın su içip beklememi söyledi. 

Dediğini yaptım. 

Bekleyen insanların yanındaki sebile gittim ve bardak bardak su içmeye başladım. 

Altıncı bardağa geldiğimde karnım o kadar şişmişti ki, boşalan bardağı sebilden tekrar doldurup, elimde bardakla oturacak yer bakmaya başladım. 

Köşedeki koltuklardan birinin boş olduğunu fark ettim, oturdum. 

Yanımdaki koltukta oturan 35-40 yaşlarındaki bayanla sohbet etmeye başladık. Rahatsızlığımı sordu, önemli bir şey olmadığını, kontrole geldiğimi söyledim. 

Ben ona rahatsızlığını sorduğumda, yıllardır kemikleşmiş bir korkusunu o anda çözeceğimi, biraz sonra öğrenecektim. 

“Son bir yılda yirmi kg. birden adım ve kalbim yavaş yavaş teklemeye başladı. Merdiven çıkarken, uzun bir yol yürürken veya efor gerektiren bir çaba içindeyken, yanıyor ve büyük bir ağırlık oluyordu göğsümün üzerinde, bu yüzden anjiyoya gerek gördü doktorlar.” dedi. 

Anjiyo sonucunu sordum. 

“Çok şükür, temiz çıktı. Ama asıl problem de bundan sonra başladı” dedi. 

Anjiyo sırasında sağ kasıktaki damardan girişte bir yanlışlık sonucu problem oluşmuş ve operasyonun başladığı günden beri, zor yürüyor, topallıyormuş. Sağ ayağı sürekli uyuşuyormuş. Yarım saat yürürse, ayağını havaya kaldırıp 3 saat uyuşukluğun geçmesini bekliyormuş. 

Hastaneye tekrar gelme amacı buymuş. 

Sonra “özel hastane öldürür zaten insanı” diye ağzının içinden söylenirken duydum… 

Öncesinde bir problem mi yaşadınız özel hastanelerle ilgili diye sordum. 

Anlatmaya başladı. 

İlk çocuğuna hamileyken, devlet hastanesinde çok zor bir doğum yaşamış. Üç gün sancı çekmiş ve söylediğine göre doktorlardan ve hemşirelerden kötü muamele görmüş. 

İkinci çocuğuna hamile kaldığında çevresi ve ailesi, mutlaka özel hastaneye gitmelisin, daha güvenli, diye baskı yapınca, ikinci çocuğunun ­doğumunu özel bir hastanede yapmaya karar vermiş. 

Özel hastaneden bir doçent bulup, dokuz ay boyunca muayene olmuş ve bu doçent doğuma gireceğini, korkacak hiçbir şey olmadığını, her şeyin yolunda gideceğini söyleyip, kendisinin güvenini kazanmış. 

Dokuzuncu ay gelmiş ve doğum başlamış. Eşiyle birlikte özel hastaneye gittiklerinde, doktorunun yıllık izne çıktığını öğrenmiş! 

Çok büyük bir moral bozukluğu yaşamış. O sırada hemşire gelip bir serum takmış kendisine ve bir anda dünyası kararmış… Kadıncağız o anda komaya girmiş. 

On saat komada kalmış. Hemşire yanlışlıkla kan şekerini düşürücü serum vermiş ve bir anda kendisinin ve bebeğin kan şekeri sıfıra düşmüş. 

On saatin sonunda çok şükür ki bebek ve anne yaşam mücadelesini kazanmış. 

Ancak tüm bu yaşanan, olumsuz bir bilinçaltı inancı yaratmış onda. 

Özel hastaneler öldürür! 

Bayanın bu negatif kaydı, maalesef onun gerçekliği haline gelmiş. Özel hastanelerin öldüreceğine dair bilinçaltına verdiği emir, hayatının değişik zamanlarında tekrar tekrar karşısına çıkmış ve kehanet sürekli kendini gerçekleştirmiş. 

Annesi özel bir hastanede hayatını kaybetmiş! 

Birkaç yıl önce trafik kazası geçiren eşini, en yakındaki özel hastaneye götürmek zorunda kalmışlar ve orada yanlış bir tedavi uygulanmış! 

Şimdi de başına şu an yaşadıkları gelmiş! 

Üstelik şimdi anjiyo olduğu özel hastaneyi kendisi seçmemiş! 

Anjiyonun özel bir hastanede yapılmasına bir devlet hastanesi karar vermiş ! (Korkularıyla yüzleşmesi için kusursuz hizalanma başlamış.) 

Dilim döndüğünce ve onun anlayacağı şekilde, bu korkusundan arınması gerektiğini, aksi takdirde hayatı boyunca bu korkunun çekimine ve olumsuz enerjisine kapılarak, özel hastaneler ile ilgili tatsız olayları ard arda yaşamaya devam edeceğini anlattım kendisine. 

Biraz düşündü, sonra başını salladı. “Kesinlikle haklısınız, bu kadar rastlantı olamaz" dedi. 

Özel hastanede başıma kötü bir şeyler gelmesinden o kadar korkuyorum ki, sürekli özel hastanelerde ya benim, ya da yakınlarımın başına bir şeyler geliyor” dedi. 

Sağlıkla, mutlulukla ve güven içinde yaşamakla ilgili olumlamaları tekrarlaması gerektiğini söyledim ve birkaç olumlama öğrettim kendisine. 

Artık özel hastanelerle ilgili olumsuz bir şey düşünmeyeceğini, verdiğim olumlamaları tekrarlayacağını söyledi. 

Bu korkudan kurtulmak istiyordu. Farkındalığı yüksekti ve ne anlatmak istediğimi anlamıştı. 

Bir insanın korkusuyla yüzleşmesine ve bitirmesine sebep olduğum düşüncesi beni mutlu etti. 

Ultrason vaktim geldi, kendisiyle vedalaştım ve yanından ayrıldım. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 563
Toplam yorum
: 1939
Toplam mesaj
: 119
Ort. okunma sayısı
: 8522
Kayıt tarihi
: 30.03.10
 
 

Kişisel gelişim uzmanıyım. Yaşam Koçu, İlişki Koçu, NLP Uzmanı ve Eğitmeni, Kuantum Yaşam Koç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster