Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Kasım '13

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
229
 

Özel tiyatrolar ve devlet yardımı

Her yıl ağustos ayındaki başvurularla, profesyonel, amatör ve çocuk tiyatrolarına ekim ayında devlet yardımı yapılıyor. Bu yardımlarla özel tiyatrolar yeni oyunlarını sahneye çıkarma mücadelesi veriyor. Devlet bu ödeme karşılığında belli sayıda oyunu zorunlu tutuyor. Yönetmeliklerle belirlenmiş olan maddeler, hem devlet hem de özel tiyatrolar tarafından ta ki 2013 haziran ayına kadar uygulanıyordu.

Bu yıl haziran ayında meydana gelen "Gezi Olayları" ile birlikte hükümetin sanata ve tiyatroya olan bakışı ve tavrı değişmeye başladı. Aslında olayın başlangıç noktası, Başbakan'ın kızının Ankara Devlet Tiyatroları'ında oyun seyretmeye gitmesi ve ardından gelişen olaylar oldu. Başbakanın kızı kendisine başörtülü olduğu için hakaret edildiğini iddia ederken, oyuncular böyle birşeyin olmadığını söylediler, arkasından Başbakan ve hükümet yetkilileri Devlet ve Şehir tiyatroları konusunda olumsuz düşüncelerini bildirdiler.

Sonrasında Şehir Tiyatroları'nda yönetmelik değişimi ve şehir tiyatrosu kuruluna belediye yetkililerinin kararda etkili olacak şekilde girmesi konusunda sıkıntılar yaşandı. Şehir Tiyatroları'nda büyük ayaklanma oldu. Sanatçılar direndi, eylemler yapıldı. İstiklal Caddesi'nde yapılan yürüyüşte birçok sanatçı en önde yürüdü. Sonrasında birden sanatçılar sustu, bazıları sessizce işlerine devam etti. Direnen ve mücadele eden kişi sayısı bir elin parmaklarını geçmez oldu. Peki ne oldu? Şehir Tiyatroları'nda kriz çıkaran yönetmelik sorunu halloldu mu? Hiçbir açıklama ne yazıldı ne de söylendi. Şehir Tiyatroları sezonu açtı, oyunlar oynanmaya başladı.

Ardından patlak veren Gezi olaylarında meydana gelen olaylar sonrası, hükümet yetkilileri halka destek veren sanatçı ve özel tiyatroları kara listeye aldı. Önce Mehmet Ali Alabora ile başlandı kıyıma. Linç edilmek istendi. Birçok sanatçı da olayları kışkırtmak suçuyla basın önünde hedef gösterildi.

Özel tiyatroların birçoğu destek verdikleri için, yakın zamanda basına bomba gibi düşen bir haber olayın vehametini ortaya çıkardı. Gezi olaylarına destek veren 14 tiyatro sanatçısı ve tiyatroya devlet yardımı verilmeyecekti. Bu sanatçılar içinde Genco Erkal, Ferhan Şensoy, Levent Kırca ve daha birçok isim vardı. Devlet yardımı için yapılan başvuru sonrası, toplantıya hükümet tarafından gönderilen iki görevlinin, Gezi'ye destek veren tiyatroların yardım almasının istenmediği bildirildi. Kurul üyeleri tarafından pek de sıcak bakılmayan bu düşünceler toplantıyı etkilemiş olacak ki, kasım ayına gelinmesine rağmen, devlet yardımları hala açıklanmadı.

Bütün bu iddiaları basından takip edebildik. Bakanlığın yaptığı açıklamalarda böyle bir durum olmadığı, sadece adı bilinmeyen tiyatrolara ve Türk yazarların eserlerine de yardım edilmesi yönünde bilgi aldıkları söylendi. Yardımların açıklanması ile bütün muallakta kalan konuların aydınlanacağı da ayrı bir gerçek.

Bu noktada söylenmesi gereken şeyler olduğu düşüncesindeyim.

Öncelikle tiyatronun her daim muhalif bir duruşu olduğunu, hangi hükümet olursa olsun, sanatın dilinin daima muhalif olması gerektiği bilinen bir gerçek. 80 darbesi sonrası birçok tiyatro oyununda gelen hükümetler eleştirildi, yapılan çalışmalar hicvedildi. O dönemin hükümetleri sanata müdahale etmek konusunda hep sanattan yana davrandı. Çünkü dünyanın heryerinde tiyatronun muhalif sesi halkın belli bir noktaya kadar söyleyemediklerini söyleyerek yol gösterici oldu.

Sanatçıların bu muhalif yapısı nedeniyle, hükümetimizin Özel Tiyatrolara Devlet yardımını vermeme kararı alması vahim ve üzücü bir karardır. Çünkü verilen yardım adı üstünde "Devlet" yardımıdır, "Hükümet" yardımı değil. Hükümetler seçimle gelir, görevlerini yapar ve süresi dolunca gider. Ama Devlet kalıcıdır. Nasıl ki, eğitime, askeriyeye, diyanete yardım ediliyorsa, sanatın gelişmesine ve ayakta kalmasına yardım etmekle yükümlüdür. Hükümetin "bana muhalefet edene yardım etmem" deme lüksü yoktur. Çünkü bu yardım halktan toplanan vergilerle, yine halkın sosyal gelişimi için kullanılmalıdır. Zaten çok da yüksek olmayan yardım paralarının verilmemesi demek, sanatın yokolması anlamına gelmektedir.

Bir özel tiyatronun seçtiği oyunu sahneye koyması dekor, kostüm, aksesuar masrafı, sanatçı, teknisyen ödemeleri, sahne kirası demektir. Oyun çıktıktan sonra ise gazeteye verilen ilanlarla seyirci toplamaya çalışmak da cabası. Devlet, verdiği yardımı zaten vergilerle topladığı için geriye pek de birşey kalmıyor. Uzun yıllardır kanayan yara haline gelen tiyatroların vergi durumu düzeltilmeden de kolay kolay düzelmeyecek gibi.

Çuvaldızı başkasına batırırken, iğneyi de kendimize batırmayı ihmal etmeyelim. Zamanında ustaların sendikal hakları almaması, tiyatronun popüler olduğu, kapı pencerenin yıkıldığı dönemlerde ustalarımızın bazı hakları alarak, oda kurmamaları, sorunların bir çığ gibi büyüyerek günümüze kadar ulaşmasına sebep oldu.

Bunun dışındaki sorunlardan biri de verilen yardımların tiyatro çalışanlarına yansımaması. Belki verilen yardım yetersiz. Fakat birçok tiyatro bu yardımları oyuncu, teknisyen, dekoratör kadrosuna hakkaniyetle paylaştıramadı. Zaten prova zamanı herhangi bir ödeme alamayan oyuncu ve teknik kadro, oyunlarda oldukça az rakamlara razı oldu. Böyle olunca oyuncular da dizilere ve televizyona yöneldi. Televizyon dünyasının acımasız sürelerle çekilen dizilerinde helak olmaya başladı.

Yazımı kaleme aldığım güne kadar Devlet Yardımının açıklanmaması, sıkıntıların daha da artacağını gösteriyor. Sıkıntıların en kısa zamanda çözülmesi dileğiyle.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 50
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 390
Kayıt tarihi
: 01.05.12
 
 

Konservatuar mezunu tiyatro oyuncusu, seslendirme sanatçısı ve eğitmen. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster