Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Nisan '20

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
23
 

Özel Ve Genel Diyalektik

Özel Ve Genel Diyalektik:

Dünyayı değiştirmek bugünlerde çok konuşuluyor. Ve artık her şeyin bireysel olduğu söyleniyor. Bu ne kadar gerçeği yansıtıyor dersiniz? Biliyorsunuz dünya iki görüşe ayrılır birisi "bireyciler" diğeri ise "evrenselciler" olarak. Ama bu ne ölçüde doğrudur? Günümüzde Marx'ta olduğu gibi tikel ve evrensel birlikteliği de kalmamıştır ama başka bir şey vardır. Toplumsal olanın içinde özel bir makine vardır. Althusser'in söylediği gibi devlet neden özel bir makine ki? Devlet gibi nesnel ve somut bir yapı aynı zamanda özel olarak değerlendirilmiştir. Bu neden oluyor? Hemen söyleyelim...

Marksizm ne liberaller gibi sadece bireyseli ne de Hegelciler gibi sadece bütünseli alır da ondan dolayıdır. Bu bütünsellik içindeki özel yapı bütünselliği başka bir şeye çevirir. Mesela A kütlesini B enerjisine çevirir. Althusser şöyle açıklıyor: "Bu öylesine bir soyut bütünlüktür ki, varlığı arık ürünün somut, elle tutulur cismi değil de düşünsel anlamı da parada yoğunlaşmış değeridir; o bütünlüğün iç dolaşımı da serbest değiş tokuştur... paranın soyut evrenselliğe varması ise liberal kapitalizmde olur." (Athusser'den Önce L. A. Syf; 197) Örneğin; devlet gibi, ulus gibi, meta gibi somut evrensellikleri soyut hale getiriyor ve liberal kapitalizme ulaşıyor. Tabi burada paradan varlığı da çıkarıyor yani yasası olan bir şey değil de gelip geçici emareler şeklinde kullanıyor.

Althusser, Marx'ı erken dönem ve olgunluk dönemi olarak ayırıyor. Olgunluk dönemi ise tüyleri diken diken eden somut ampirik olanla yani bilimsel bir kopuşla (epistemolojik kopma) ile başlatıyor. Bilim ve iyilik nasıl olabilir? Ortalama bir zekaya sahip birisi için bunu anlamak zordur. Althusser aslında burada bilimin yanlışlama yapmasını kastediyor yani bilimin gizli yapısını ortaya koymaya çalışıyor. Tezler üretip durmadan sınanması gerekir bunların. Ve "yanlışlama" demek "güzel yalanlar" söylemek demektir. Hatırlayın Celal Şengör'ün birbirini yalanlayan inançlarla bilim yapılabilir mi videosunu. Buradan da teorik olanı hedeflersiniz. Böylece yukarıda (para konusunda) bahsettiğimiz gibi somut durumlar yerini soyut durumlara bırakıyor. Mesela bir hücre olarak meta değil de bir tohum olarak metayı yani somut evrenseli başka bir şeye mesela paraya yani soyut evrensele dönüştürme sürecidir.

"Sonra da (hatta tohum halindeki) bir proleter felsefi konum benimsemenin Tarih biliminin kurulması yani sınıf, sömürü ve egemenlik mekanizmalarının çözümlenmesine şaşılacak bir şey bulunmadığını belirtmek için. Her sınıflı toplumda bu mekanizmalar, tarih felsefeleri vb.nin teorik biçimlerinden başka bir şey olmayan çok kalın bir ideolojik görüşler tabakası ile örtülmüş, gizlenmiş, yalanlaştırılmıştır." (Althusser- Özeleştiri Öğeleri syf;74)

Benzer şekilde Yeniden Üretim kitabında Althusser; "her ideoloji, yarattığı ve imgesel olması zorunlu çarpıtmasında, var olan üretim ilişkilerini değil ama her şeyden önce, bireylerin üretim ilişkileri ve bu ilişkilerden türeyen ilişkilerle kurdukları imgesel ilişkiyi tasarımlar. Demek ki, ideolojide tasarımlanan, bireylerin varoluşunu yöneten gerçek ilişkiler sistemi değil, gerçek ilişkilerle kurdukları imgesel ilişkilerdir." Demek ki ideolojiler çarpıtırlar gerçekleri ve böylece gizli ve imgesel olana erişirler. Althusser şöyle açıklıyor; "görünüşü kurtaran, halkı aldatan bir uzlaşma, Marx'ın iyice gördüğü gibi, yutturmaca bir evrenseldi." Ama bunun da olabilmesi için bireysel olanın toplumsal olandan geçmesi şarttır.

Yani felsefeye ve teoriye gidebilmek için bilimsellikten geçmek gerekir, bu da A enerjisini B enerjisine dönüştürmek demektir. Nesnel olandan öznel olana gidilir. Bu yüzden Althusser devlet neden özel bir makinedir ki? diye sormaktadır. Özel yapılar toplumsal yapıları dönüştürürler. O yüzden ne sadece zayıf halka olan bireysellik ne sadece toplumsallıktan söz edebiliriz. Çünkü biz klasik liberal görüşlerden farklı olarak bir kütleyi buhara dönüştürebiliriz. 

"Paranın yasasıyla karşı karşıya kalan emekçi... tikelliğin katışıksız doğal belirlenmesidir." Bilmeyenler için söyleyelim para evrensel ve soyuttur Althusser burada bir de paraya tikeldir (bireyseldir) de demektedir. Bu yüzden doğayı taklit eder onu değiştirmeye kalkışmaz. Tabi para burada "soyut" ve yasası (varlık) olmayan bir evrensellik olarak ele alınır. (Epistemolojiye de ihtiyaç yok artık.) İşte devletin özel bir makine olması buradan gelir. "Ne var ki, sonda gelen o birliğin başlangıçtaki birliği yeniden kurması ancak biçimde kalıyor." Yani başlangıçtaki, varlık kavramına dayalı somut "evrensellik" yerini soyut, gelip geçici bir "evrenselliğe" bırakıyor. Kaynak halinde duran somut, nesnel evrensellik yerini soyut ve öznel bir evrenselliğe bırakıyor. Demek ki A enerjisi B enerjisine dönüşmüş. Ama Althusser burada ne sadece bireyselliği övüyor ne de sadece toplumsallığı.

Bunu şöyle açalım; burada aslında özel ve genel derken salt Marx'taki gibi bireyler arasındaki evrensel işbirliği kast edilmemektedir. Böyle bir evrensel bağımlılık kast edilmemektedir. Tam tersine özel ve genel olarak değil özel bir evrensellik kast edilmektedir. Öznelerin oluşturduğu bir toplumsallık kast edilmektedir. Elbette dünyayı değiştirmek için öncelikle özel yapılara önem verilmesi gerekiyor. Ama soyut evrensel olan "para" konusundaki "tikel" (bireysel) yapılarda da görüldüğü üzere evrensellik zararsız hale getirilmiştir yani zararsız "bütünsellikler" yaratırlar. Burada faşist tipte bir evrensellik değildir kast edilen içeriği değiştirilmiş bir evrenselliktir. Bu değişimi de bireysel yapılar başarırlar. Daha doğrusu makine değişimi yapar ama mümkün oldukça onu çalıştıran mekanizmadan ayrı durarak bu makinenin sürekli çalışması gerekmektedir. Burada tabi iktidarı fethetmek falan istemiyoruz asla. Dönüşümle birlikte zararlı toplumsallık atılır "zararsız" toplumsallık kurulur böylece.

Yukarıda verdiğimiz Althusser yazsısındaki gibi; "ne var ki, sonda gelen o birliğin başlangıçtaki birliği yeniden kurması ancak biçimde kalıyor" demek ki özne bambaşka bir bütünsellik kuruyor. Burada Marx'ta olduğu gibi "birey" ve "toplum" değil, Ulus Baker'in değimiyle "evrensel özne"den bahsediyoruz. Demek ki özel olan ağırlıklı olsa bile, kaynak aşamasından daha farklı bir şekilde toplumsallık kavramı da yeniden kurulabilir. Bilimde yanlışlama yaparsan bilimden çıkar teoriye geçersin doğrulama yaparsan bilimde kalırsın biz de burada yanlışlama yapıyoruz kısacası.

Gelelim Murat Belge adındaki aydının söylediği konuya. O diyor ki; dünyayı değiştirmezseniz bireysel diyalektik çöker toplumsal (kabile) kazanır. Halbuki 21. yy. da dünyayı değiştirmek için böyle "özel ve genel diyalektik" değil, "evrensel öznellik" (genel görelilik) kavramı kullanılıyor. Böyle yapmakla Murat Belge doğayı taklit etmeyi bırakıp insanın doğa üzerindeki egemenliğini ilan ediyor. Bu da belki aşırı bilge olmasından kaynaklıdır?

Ama yine de Birikim dergisine gidebiliriz ve Nilgün Toker'den kısa bir alıntı yapabiliriz: "Ev hiçbir zaman yaşam dünyasının bağıntılarından bağımsız bir yer olmadı değil mi? Değişen şey işlevinden hareketle tanımlanmadığı, hatta işlevi görünmez kılan ve hatta mistifikasyona kadar varan bir soyut temsile dönüşmesi mi? Reçel yapıyorum, sirke yapıyorum ama ihtiyaçtan hareketle tarif etmiyorum da bir meyvenin dönüştürülme faaliyetine vurgu yaparak, yaptığım şeyi, onun nesnel anlamından çıkararak tanımlıyorum. Böylece benim acayip öznelliğimin bir temsiline dönüşüyor reçel yapmak." İşte söylediğimiz tam da budur. İçeriği değişen ve özneleşen "gizli" evrensellik veya toplumsallıktır.

Althusser'e yine kulak verirsek eğer: "Gelecek zaman, bize göre, bugünkü içeriğin -gizli- devinimlerindedir; hala yarı karanlıkta bulunan bir bütünlüğün içine sıkışmışız ve o bütünlüğü ışığa taşımamız gerekiyor." Demek ki bütünlüğü reddetmiyor ona başka bir anlam veriyoruz bugün için veya onu ışığa taşımamız gerekiyor... Mesela devrimci bütünlüğü paraya (liberalizm) çeviriyoruz ve zararsız bir bütünlük olur böylece elimizdeki bütünlük. Elbette liberalizmin dogmatik kuralı olan atomcu öznesi burada bulunmaz. Başka bir şey vardır, evrensel öznellik vardır. Çok söylendiği gibi hem devrimciliği hem liberalizmi birleştirmiyoruz biz burada. Devrimci bütünlüğü başka bir şeye çeviriyoruz. Zaten öyle olsaydı bireyselliği nesnellik ile birleştirirdik. Olgunluk aşamasına girerken bir epistemolojik kopma meydana gelir yani ampirizm, biz bunu teoriye çeviririz tekrar.

Atlhusser'in para dediği şey siyasettir, "somut evrenselliği" yani ekonomiyi, "soyut evresnele" yani paraya çevirir. Evrensel öznellik denilince siyaset ve ekonomiyi sentezlemek diye anlıyorlar. Sadece bireyi ele alırsanız o "sivil toplum" olur ama "siyaset" ve "hukuk" olmaz. 

Büşran Betül Kaya, ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 8
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 63
Kayıt tarihi
: 04.01.19
 
 

İktisat mezunuyum, felsefe ve ekonomi ilgi alanlarımdır ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster