Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
3503
 

Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması

Özel Yetkili Mahkemelerin Kaldırılması
 

İstanbul'daki Özel Yetkili Mahkemeler, sadece burada yargılanan için değil; bu yargılamaları takip eden gazeteciler için de her zaman çok önemli oldu....


 

Başbakan Tayyip Erdoğan “Özel Yetkili Mahkemeler” in kaldırılması talimatını verdi.  Önümüzdeki günlerde meclis gündemine gelecek 3. Yargı Paketi içerisinde bu mahkemelerin kaldırılması ya da yeniden düzenlenmesi de yer alacak.  Kamuoyunda son dönemde Özel Yetkili Mahkemelerin kaldırılması ya da yetkilerinin sınırlandırılması üzerine tartışmalar devam ediyordu. Başbakan Erdoğan’ın bu talimatıyla tartışmalar yeni bir boyut kazanmış oldu.

Öncelikle, “Özel Yetkili” mahkemelerin tamamen kaldırılacağını düşünmüyorum.  Zira bu mahkemelerin görev alanına giren suçlar “özel” nitelikli suçlar… Dolayısıyla bu mahkemelerin yeniden düzenlemesi, bazı yetkilerinin sınırlandırılması mümkün… Ancak mahkemelerin tamamen kaldırılması şeklinde bir düzenlemenin yapılabileceğine ihtimal vermiyorum. Adı değişebilir, yetkilerinin bir bölümü değişebilir ancak bu mahkemeler örgütlü suçlar, özellikle de hükümete ve yasama organına karşı suçları (Darbe suçları)  soruşturmaya ve yargılamaya devam edecektir.

 

Özel Yetkili Mahkeme nedir?

Aslında “Özel Yetkili Mahkeme” diye resmi bir sıfat yok. Bu basının ve kamuoyunun kullandığı bir adlandırma… Bu mahkemeler “ihtisas” mahkemeleri. Yani belli nitelikteki örgütlü suçlara bakıyor. Bu mahkeme ve savcılıkların görev alanına giren suçlar Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 250. Maddesinde sayılıyor.  Her türlü örgütlü uyuşturucu imal ve ticareti,  tehdit ve cebir kullanılarak işlenen örgütlü suçlar(mafya suçları), terör suçları, darbe suçları 250. Madde kapsamındaki suçlardan…  Bu suçları işleyenler “Özel Yetkili” savcılar tarafından soruşturuluyor ve “Özel Yetkili” mahkemeler tarafından yargılanıyor.

Bu Mahkemeler Ne Zaman Kuruldu?

Bu mahkemeler 1961 Anayasası’nda 12 Mart 1971 muhtırasının ardından 1973 yılında yapılan değişikliklerle “Devlet Güvenlik Mahkemeleri” adıyla kuruldu. Bir çeşit sıkıyönetim mahkemesi olarak görev yapan bu mahkemelerde askeri hâkimler de görev yapıyordu. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından hazırlanan yeni Anayasa’nın 143. Maddesine dayanılarak “Devlet Güvenlik Mahkemeleri” yeniden düzenlendi ve 2845 numaralı kanunla sistem içindeki yerini aldı.  Kuruluş amaçları arasında “Devletin varlığı ve devamlılığıyla ilgili suçlarda çabuk ve isabetli karar vermek” de olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri başta terör suçları olmak üzere, uyuşturucu ve mafya suçlarının yargılandığı ve soruşturulduğu merciler oldu.

DGM’den ÖYM’ye…

2004 yılına gelindiğinde bu mahkemelerde yeni bir düzenleme yapıldı. Özellikle mahkemelerde görev yapan “Asker Hâkim” üyelerden dolayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bu mahkemelerin kararları hakkında verdiği tazminat kararları,  mahkemeler üzerinde yeni bir düzenlemenin de yolunu açtı. 2004 yılı Mayıs ayında bu mahkemeler kaldırıldı.  Bu mahkemeler sadece sivil hâkim ve savcıların görev yaptığı “CMK 250. Maddede Sayılan Suçları Soruşturmak ve Yargılamakla Görevli Mahkemeler” haline dönüştü.    Ancak kamuoyu bu mahkemeleri “Özel Yetkili Mahkemeler” olarak benimsedi. Bu mahkemelerin görev ve yetkileriyle birlikte bu yetkilerin kullanılma yöntemleri üzerindeki tartışmalar ise hiç bitmedi.

 

ÖYM’lerin “Özel Yetkileri” ne?

 

-   Türkiye genelinde İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Erzurum, Van, Malatya ve Diyarbakır olmak üzere 8 ayrı Özel Yetkili Mahkeme ve savcılık var.  İstanbul’da ise toplam 8 ayrı özel yetkili mahkeme ve 40’a yakın özel yetkili savcı görev yapıyor.  

-   Bu mahkemelerin öne çıkan en önemli özelliği sadece bir ilde değil; o ilin çevresinde bulunan birçok ili kapsayan yetkilerinin olması. Mesela İstanbul’daki mahkeme ve savcılar sadece İstanbul’da değil; bütün Marmara bölgesindeki suçları soruşturma ve yargılama yetkisine sahip…  

-   Bu mahkemelerde tutuklu kalma süresi normal Ağır Ceza Mahkemelerindeki sürecinin iki katıdır. Yani normal Ağır Ceza Mahkemesi’nin görev alanına giren bir suç işlendiğinde, azami tutukluluk süresi 5 yıl ise; ÖYM’lerin görev alanına giren suçlarda bu süre 10 yıldır.

-   Normal Ağır Ceza Mahkemelerinin görev alanına giren suçlarda savcılar, ifadesini almak istedikleri kişiyi davetiye ile ifadeye çağırır. Gelmezse polis zoruyla getirilmesine karar verir. Ancak “Özel Yetkili” savcıların böyle bir zorunluluğu yoktur. İfadesini almak istedikleri kişiyi davet etmeden, doğrudan polis ya da jandarma zoruyla getirtebilirler.

-   Soruşturmalarda "gizli soruşturmacı" denilen casus ya da ajanlar kullanılır. Mesela polisler, bir uyuşturucu şebekesiyle alıcı ya da satıcı rolünde temasa geçerler, bu temas uzun süre devam edebilir.

-      Bu mahkeme ve savcılıkların sahip olduğu en önemli yetki ise 250. maddenin üçüncü fıkrası... 3. fıkra şöyle der: "Birinci fıkrada belirtilen suçları işleyenler sıfat ve memuriyetleri ne olursa olsun bu Kanunla görevlendirilmiş ağır ceza mahkemelerinde yargılanır. “ Savcılar bu yetkilerine dayanarak mesela Genelkurmay Başkanı’nı ya da herhangi bir kamu görevlisini bir izine gerek duymadan doğrudan ifadeye çağırabilirler…

Bu mahkemeler ihtisas mahkemeleri. Örgütlü suçlara bakıyorlar. Burada yargılanan insanlar "suçu yaşam biçimi haline getirmiş olan insanlar" Dolayısıyla soruşturma hükümleri de buna göre düzenlenmiş. Bir sebeple cinayet işlemiş birisiyle, cinayeti adam öldürmeyi, gasp haraç alma gibi suçları meslek haline getirmiş insanları aynı kanunlarla yargılayamazsınız. Bu tür insanlarla, bir şekilde suç işlemiş insanları aynı kefeye koyamazsınız. Darbe suçlarıyla ilgili yargılamalar ise Türk Hukuk Sistemi’nin henüz yabancı olduğu yargılamalar olduğu için uygulamada bazı hata ve eksiklikler ortaya çıkıyor. Bu eksikliklerin giderilerek, özellikle özel hayatın gizliliğine aykırı uygulamaların önüne geçilmesi; devletin güvenliği kadar, birey özgürlüğünün ve kişi hak ve hürriyetlerinin de önemli olduğu gözden kaçırılmamalı…   

Suç örgütleri kanundan kaçmak için, kanunların boşluklarından yararlanmak için sürekli strateji üretirler. Yeni yollar, yeni yöntemler geliştirirler. Özel Yetkili Savcılıkların ve bunlara bağlı olarak faaliyet yürüten polis ve jandarma birimlerinin kullandığı mevzuatın bu yöntemler karşısında da stratejik manevra kabiliyeti var. Ayrıca, özellikle 80’li yıllardan beri belli konularda oluşmuş bir tecrübe var. Oturmuş içtihatlar var. Dolayısıyla uyuşturucu ya da terör konusunda daha hızlı, daha derinlikli kararlar verilebilir. Bu nedenle bu mahkemeler ve savcılıkların görev ve yetkilerinin tamamen kaldırılması değil; bazı sınırlandırmalar konulması daha kuvvetli ihtimal diye düşünüyorum.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 1185
Kayıt tarihi
: 19.11.08
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni 2004 yılında bitirdi. 2006 – 2008 yılları arasında Ame..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster