Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Aysegül Akbay Yarpuzlu

http://blog.milliyet.com.tr/yarpuzlu

15 Mayıs '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
550
 

Özelleştirme neden hala en iyi çözümdür?

Özelleştirme neden hala en iyi çözümdür?
 

Özelleştirme; kamu varlıklarının, zorlayıcı "kamu" sektöründen, gönüllü özel sektöre transferi anlamındadır ve sektörel fonksiyonların ve varlıkların transferi, toplumda radikal devlet etkisinden şikayet eden klasik liberal programın merkezi bir bileşeni olarak değerlendirilir. Ama, tüm özelleştirme girişimleri eşitliğe gerçekten hizmet eder mi ve bu adla giden her şey, devletin ezici ve baskılayıcı gücünü ve kapsamını azaltmada gerçekten yararlı mıdır? Bazıları ekonomik verimlilik aktarımının hızını önemserken, "görünmez el" tarafından özelleştirmede oluşturulan Coasean süreçte varlıklar her zaman "doğru" insanlar ile sona erecek varsayımı, özelleştirmenin yönteminde yapılan yanlışlıklar yüzünden başarıya ulaşamamaktadır. Yine de özelleştirme gelirlerinin adalet ve verimlilik kriterlerinde tatmin için önemli olduğuna inanmak için iyi bir neden var diye düşünmek eğilimindeyim.

Özelleştirmeyi yalnızca klasik liberallerin istediği doğru mu? Bunların amacı serbest piyasanın özünü yakalamak mı? Bunu yanıtlarken, öncelikle; hükümet yetkililerinin elinden, fonksiyonlarının baskıcı ve suistimalci unsurlarını geri almanın, toplumdaki bireylerin, sosyal varlıklardan daha verimli yararlanabilme erdemlerini keşfetmelerine yardımla eşdeğer olduğunu anlamak önemli, diyebilmeliyiz sanırım.

Çünkü çoğu zaman, devlet hizmetlerinin sunumunda iki ölümcül kusur; bürokratik takdirin anarşist eğilimler adı altında harice itilen itiraz ve demokratik eleştiriyi baskılaması ve buna eklenen, hesaplama / bilgi sorunu eşliğinde, niteliksiz devlet istihdamının teşviki sorununun lakaplı ve ünvanlı devletçi burjuvaziye teslim edilmiş olmasıdır.

Hesaplama / Bilgi Sorunu

Bilgi sorununun sorgulanması Avusturyalı iktisatçı Ludwig von Mises tarafından 1920 yılında başlatılan ve öğrencisi FA Hayek tarafından 1930'larda genişletilmiş devlet sosyalizminin etkinliği üzerinde ünlü tartışma sırasında oluşmaya başladı. Bu kritiğin sonucu olarak, serbest pazarın, üretim araçlarını düzenleyen vazgeçilmez araç olduğu ve rakipler arasında kıt kaynakları tahsis kararlarının, ekonomik-politik-yasal ortamda, fiyatları devlet aracılığıyla hesaplama ve çeşitli olası ürün ve üretim planlarını devlet eliyle yapmaya çalışmaya; karlılık değerlendirmeleri karşılaştırmalarına bakılarak üstün olacağı vurgulandı.

Burada üretim için tercih edilecek yöntem belirlenirken, işçilik, hammadde kombinasyonu, üretici sermaye kullanımı gibi sorulara rasyonel piyasalarla değil, serbest pazar kavramı yoluyla ulaşılması, tüketiciler için en verimli sonucu her zaman bir diktatörün önermelerinden daha gerçeklikle verecektir, denilmektedir.  

Mises’e karşıt devlet sosyalist teorisyenleriyse, fiyat müdaheleleri gereklidir, derken, piyasalarda fiyatların yeterince güçlü bir bilgisayar ile, bürokratlar tarafından, tüketici talebine göre denge koşulları denklemleriyle sistematik olarak hesaplanabileceğini savundular.

Rasyonel bir ekonomik düzende eksik; sık sık çelişkili bilginin dağınık bit olarak konsantre veya entegre biçimde kullanımının tüm ayrı bireylerin sahip olduğu koşulları hesaplamada yetersiz kalmasıdır. Toplumun ekonomik sorunu, bu nedenle tahsis değil, göreli önemi olan kişilerin amaçları için, toplumun üyelerinin kaynakların en iyi şekilde kullanılmasını sağlamak olmalıdır.

Mises’e göre; bu bağlamda fiyatların, pazar tarafından oluşturulan faktör fiyatları tarafından belirmesi verimlilik planlarından üstündür ve dönüş saf girişimci için kazançtır. Kar, arbitrajdaki doğru kararlarına karşılık girişimcinin mükâfatıdır.

Zararsa değerin yok edildiğini göstermektedir. Bu durumda, üreticiler, tüketicileri tatmin için varlıklarını transfer planlarını revize etmeye zorlanır. Mises’e göre ekonomik karlılıkta belirleyici olan; bireyci ve rekabetçi serbest pazardaki keşif süreçleridir.

O halde klasik liberalizmin varsayımına göre; bürokrasi de anlatıldığı gibi, özel, kâr amaçlı rekabetçi kurumsal serbest piyasa ile; tekelci bir devlet bürokrasisi arasındaki fark büyüktür. Bürokrasideki zorlama vergidir ve vergiler üzerinden zorunlu olarak dağıtılan sosyal adalettir. Sosyal adalet zorlaması, devlet hizmetlerinin "tüketicileri" için bir seçenek değildir. Bu düzenlemelerdeki ahlaki kusur, ekonomiden destek alan serbest tüketicilerin, rekabetçi işletmelerden geri beslenmesi yerine kararları zorlayayıcı bürokrasinin söylemesidir.

Bir karma ekonomik bürokraside bile, piyasa güçlerinin ürettiği artı değer,hükümetin kamulaştırma alımları ve askere alma yoluyla harcanıp tükenmekte ve pazara geri dönmemektedir.

Teşvik Sorunu

Politik ekonominin ‘’Kamu Tercihi’’ okuluna göre, "kamu görevlileri"ni halka hizmet için teşvik,
kişisel ilgi prizmasından bakıldığında, dünyayı gördükleri gözlüklerle ilgilidir ve kamu görevlileri daha çok yüksek gelir için kariyer-çabası, güvenlik, prestij, etki, yetki ve güç odaklıdırlar. Objektif bir gözle; kamu sektörü çalışanlarının fedakar olma eğilimi ise özel sektörde insanların "açgözlü" olma eğilimi olduğunu varsayarak, hiçbir neden yokken, pazar kavramını dışlama eğilimleriyle ilişkilendirilir, kamu yararı ve sosyal geri paylaştırma düzeni adına.

Politikacılar ve bürokratların egemen sınıf olduğu durumdaysa; kitleleri görmezden gelip demokraside iktidar elde etmek ve korumak için yapılan manevralar pazarın dengeleyeceği sosyal yararın önüne geçecektir ve hatta hükümet politikasına dönüşüp toplumdaki azınlıkların gerçeklerine uyumu bile yitirebilecektir. Ve unutmayalım ki, devlette siyasi işlem maliyetlerini yükseltmek için sayısız yollar vardır.

"Özel Mülkiyetin, Ortak Servet olarak algılanmaya başlandığı sosyalleşme," "aşırı" kar eğilimine müdahaleci düzenlemelerle gerçek piyasa rekabetinin faydalarını göz ardı etmek eğilimindedir.

Burada son sözü yine demokrasi söyler.

Özelleştirme

Böylece devlet genel nüfus için tatmin edici mal ve hizmetleri sağlamak için en iyi aracı olamaz. Peki yapılması gereken nedir? Hükümetin varlık işlevlerinden elini eteğini çekmesi çözüm için en iyi cevaptır. Devlet varlıklarının özelleştirilmesi yine de kollama eğilimlerine karşı kamuoyunun demokratik gücüyle denetlenmelidir. Bir hükümet, varlıklarından gelen ekonomik kaynağı askerlik harcamaları için çarçur ediyorsa, işlevi tartışılmalıdır. Zorunlu askerliğin kaldırılması, askeri müdahalelerden vazgeçilmesi vergilerin topluma dönmesinin ön şartıdır. Daha ileri giderek, adalet ve cezaevleri sisteminin de devlet tekelinden çıkarılması ütopyasını savunmuştum. Cezaevlerinde konaklamak bedava olmamalıdır ve burada da bir piyasa oluşmalı hatta sigorta sektörü devreye girmelidir, hele de bir çok tutukluluğun asıl sebebinin hükümetler olduğu durumlarda. Polis güçleri tümüyle tasfiye edilmelidir. Özel güvenlik şirketleri meşru bir pazarda zorlayıcı devlet baskısının unsuruna dönüşen polis gücünün yerini almalıdır.

İşe yaramayan eğitim sisteminin tektipçi okullarının zorunlu finansmanı, bireylerin sırtından alınmalıdır. Burada korporatizmdeki tekelcilikle mücadele giderek daha çok önem kazanacaktır. Ticari işlevlerdeki şeffaflıksa giderek daha önemli bir gerekliliğe dönüşecektir.
Burada ,1980’lerin,Thatcher dönemi tartışmalarının, vakti olanlarca yeniden gözden geçirilmesini önermek isterim.

İdeal olarak, gerçekten rekabetçi özelleştirme, kayırmacılık veya ayrıcalık olmadan başarılırsa etkili olacaktır. Böylece, gerçek adil ve şeffaf özelleştirmeler, liberal projenin ve programların en önemli bileşeni olarak görünmeyi sürdürmektedir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Brezilya krizden önce özelleştirmede yavaş ve başarısız olmak ile şuclanırdı ve ekonomisi zayıftı. Kriz ile fark edildi ki brezilya kamu şirketleri borçsuz ve sermaye birikimine sahip. Avrupa kriz yaşarken Brezilya bu borçsuz kamu şirketlerini satarak veya çalıştırmaya devam ederek krizden büyüyen ülke oldu. Avrupa, yazınızın sonunda belirtiğiniz yöntemi bu krizle ile fark etti... Bazı sektörlerin devlet elinde kalması daha isabetli ve özelleştirilmiş firmaların batmadan ve devleti zarara uğratmasına izin verilmeden mali denetlenmeye tabi tutulması çok önemli. SAygılarla

Süleyman Akyürek 
 16.05.2013 8:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 42
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 367
Kayıt tarihi
: 21.03.12
 
 

Halk Sağlığı Profesörü, Kamu Yönetimi ve Avrupa Birliği Uzmanı   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster