Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ağustos '06

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
448
 

Özelleştirme ve ekonomiler

J.M.Keynes , 1929 yılında Amerikan ekonomisinin büyük buhrandan çıkış yolu olarak devlet yatırımlarını işaret etmesi , devletin ekonomi üzerindeki gücü ve etkisinin tartışılmaz olduğunu göstermişti bütün dünyaya...İktisadi süreç ilerledikçe , Keynes'e karşı farklı akımlar ortaya çıktı.Monetaristler ,Rasyonel bekleyişçiler, postkeynesyenler vesaire vesaire.Son çeyrek yüzyılda hakim görüş:Devletin tüm ekonomik faaliyetlerden elini eteğini çekmesi ve sadece kolluk ve sosyal hizmet işlerini üstlenmesi üzerineydi.Böylece tüm ekonomik faaliyetler "Bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler" temel mantığı ile özel sektöre devrolmaktaydı.Bu düşünceye göre de , devlet kaynakları optimal kullanamaz dolayısıyla kaynakların en verimli ve en optimal şekilde kulanılması i piyasa şartları ve rekabetlerle sağlanır anlayışı hakimdir.Bir bakıma bu konuya da hak vermemek imkansızdır.Bu konuyu burada daha da açmak müllkiyet hakları , verimlilik , rekabet konularına iyiden iyiye girerek karıştırmak istemiyorum.

Yıllar geçtikten sonra bu konu üzerine birde emperyalizmi ekledim.Değişik bir durum karşıma çıkmaya başladı.Putin'in papatya gibi açılan Rus ekonomisini toparlamaya çalışması , serbest piyasa söylevleriyle , ülkesinin yabancı büyük şirketler tarafından ele geçirilişine karşı sessiz ve derinden verdiği savaşı görmeye başladım.Yalnız şunu eklemek istiyorum.Gerek üniversite hayatımda gerek sonrası Karl Marx veya Lenin teorilerine yüzeysel olarak baktım ve bu konuyla fazla ilgilenmedim.İlgimi çekmedi.Bunu söylememin nedeni aşağıda yazacağım bazı paragraflarda , sanki bu yönde bir eğilimim var olduğu kanısının oluşmasını istemediğim içindir.

ABD nin uyguladığı neocon şahin politikalarına kadar , emperyalizmin nasıl çalıştığı konusuna maddeler halinde biraz değinelim :

1) Hedef ülke , tüm kaynaklarıyla ele geçirilmek istenirse , topla tüfekle harap ederek değil ,sabırla , özgürlük ve serbest piyasa söylevleriyle , pişirilmeye başlanır.Pişirilmeye başlanan ülke , ilkönce özelliştirme kamuflajı altında ana kaynaklarını ortaya döker.Bilançosu ve gelir düzeyi yükselmesi , artan devlet borçlarını ödemesi için özelleştirmelerle ülkenin ana kaynakları ele geçirlir.

2) Büyük sermayeli dev uluslararası firmalar , güçlü sermayeleriyle yatırım yapmaya geliyoruz diyerek , o ülkedeki insanlara potansiyle yeni istihdam kapıları olarak gösterilir.Böylece hedef ülkeye gelen firmalar istihdam yaparak hedef ülkenin insanlarını çalıştırmaya başlarlar ancak , verdikleri maaşlarıda ellerinden tekrar almak için , devasa marketler kurarak , reklamlar yoluyla , medya yoluyla tüketime sevkederler.

3) Yerli sermaye , dev firmaların ülkeye girmesiyle oluşan aşırı rekabet nedeniyle gelişemez ve yine yabancı orjinli bankaların vereceği kredilerle kontrol altına alınır.

Maddeleri çoğaltabiliriz.Tesbitlerimden sadece 3 tanesini yukarıda belirtmeye çalıştım.Peki Türkiye ekonomisi nereye gidiyor?

Özelleştirmeler sayesinde tabiki gelirde belli bir artış olmuş , bazı imkanlar kısa vadeli olarak sağlanmıştır.ancak bunu uzun süreli etkilerine bakmamız gerekecektir.Telekom'u ele alalım.Osmanlı zamanında telekomünikasyon şebekesi (o zamanın şartlarına göre) yabancılar elinde idi.O zaman şartlarına göre savaş döneminde millet bu konuda epey bir sıkıntı çekti.Peki şimdi Telekom tamamen başka b ir ülkeye ait.Telekomünikasyon şebekesi , ülkenin damarları gibidir.Damarlarında akan kanın nereye gittiğini , telekomdan doğru kolayca tesbit edilebilir.Lübnanda uydu bir hükümettten doğru bu bilgiler istenildiği takdirde pekiala kolayca ele geçirilebilir.Ekonomik kaynağın ötesinde ülkenin telekomünikasyon şebekesi stratejik bir önem arz etmektedir.

Başka bir perspektiften özelleştirmeye bakacak olursak ,zarar eden KİT lerin getirdiği yük tabiki ciddi bir soundur.Kitlerin bu şekilde zarar getirmesinin nedenide , özerk bir yapıya sahip olmaması ve siyasal baskı altında çalışmasıyla direkt bağlantılıdır.Şişen kadrolar , artan verimsizlik , kaynakların optimal kullanılmaması büyük zararları beraberinde getirmektedir.Ancak öte taraftan özel sektörde yer alan, büyük sermaye şirketlerinin (Sermaye piyasasında hisseleri işlem gören firmaların) büyük karlar yaptıkları görülmektedir.İncelenecek olursa aşağı yukarı aynı temel alt yapı vardır iki kuruluşta da.Özel sektördeki sermaye şirketi , başında belli bir sahip yoktur ve profesyonellerce yönetilmektedir.KİT lerde ise yine patron yok ama , maalesef profesyonellerde siyasilerin baskıları altında bir iş yapamıyorlar.

Bu konular üzerine , ülkemizin değerli aydınları tarafından defalarca yazıldı çizildi.Bizde nacizane bazı fikirlerimizi belirtmek istedik.Nihayetinde Konuşan Türkiye istiyoruz deniyor.(Gerçi bu sloganı hep Türkiye'nin düşmanları kullanıyor ama) , bizde konuşalım dedik işte.

Türkiye ekonomisi , maalesef çok kırılgan bir yapıya sahip.Manipilasyonlar ,spekilasyonlar çok yapılmakta ve milletin daima korkuyla yaşamasına neden olunmaktadır.Ha dolar çıktı ,ha düştü , ha borsa tepetaklak oldu ....Dolar çıksa bir dert , düşse bir başka dert.Bu da ekonomimizin sağlam bir yapı arz etmediğinden dolayıdır.Medyayada bu konuda çok önemli görevler düşmektedir.Medyanına elinde sihirli bir değenk vardır.Örenğin isteseler , beni , dünyanına en yakışıklı ,en seksi erkeği ilan edip , biranda şöhret haline getirebilirler.Millette buna inanır.

Türkiye ekonomisinin nasıl bağımsız hale getirilmesi gerekir?Dolardan Eurodan ve Borsadan nasıl korkmadan yaşayabiliriz?Aslında bu sorunu cevabı çok basittir.Ama kimse bunu söyleyemz.Etrafında dolaşır ama merkeze inmez.Üniversitede hocalarımız bile iş reel eknomiye geldiği zaman , yapılması gereken hedefleri gösterirler ama o hedeflere nasıl gidileceğini pratikte söylemezler.Sözyleseler zaten iş buralara varmazdı.

Bana göre işte cevabı.Ülkenin ana kaynakları kullanıma açılmalıdır.Yeraltı zenginlikleri devletin tekelinde çıkartılmalı , işlenmeli ve satılmalıdır.Zaten özelleştirme ile bir çok KİT elden çıkmıştır.Devlet kendi ihtiayaçlarını bu kaynak satışlarından elde edebilir , reel sektörün üzerindeki vergi yükü hafiletilebilir.Böylece vergi yükü hafifleyen özel sektörde, sermaye artacak , artan sermaye yatırıma dönüşecektir.(Böyle bir zamanda parayı faize yatırmak pek akıllı olmasa gerek)İşletmelerin fazla kar etmesi bankalara giden tassarufların çoğalmasına neden olabilir ve bu da bankaların kredi arzını yükseltmelerini sağlayabilir.Her şey arz talep meselesi olduğuna göre bir malın arzı artarsa fiyatı düşer , paranında fiyatı düşeceği ve bu fiyatında faiz olduğunu düşünürsek birbirini tetikleyen bir büyüme ortamına girilebilir.Ukalalıktan ötürü özür dilerim.

Karadeniz de petrol bulunmuş.İşte size birçok kapıyı açacak anahtar kelime.

Şimdilik bu kadarlık yeter diye düşünüyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 115
Toplam yorum
: 139
Toplam mesaj
: 48
Ort. okunma sayısı
: 716
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1994 Uludağ Üniversitesi İ.İ.B.F. İktisat bölümü mezunuyum. Aynı üniversitede Genel İktisat Polit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster