Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '09

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
35
 

Özelleştirmeye bakış - 3

Özelleştirme ekonomi-politiğin bir aracıdır. Söz konusu olan kamu malıysa, kamunun o tasarruf üzerinde söz söyleme hakkı haydi haydi vardır. Gerçekten, bazı özelleştirme uygulamalarında yürütmeyi durdurma kararlarını, “Yargı engeli/darbesi” biçiminde yorumlayanlar olduğu gibi, o özelleştirmeleri ekonomik, sosyal, dahası siyasal açıdan eleştirenlerin ve alınan Yargı kararlarının “uygulanmamasının” doğuracağı sonuçlara dikkat çekenlerin de söz söyleme hakları vardır. Yazık ki, bu sözler, bağırış- çağırış ve yapay gündem arasında yeterince etkili olamamaktadır.

Ancak önce bir saptama yapmak istiyorum: Kimse, “özel sektörün özelleşmesi” gereğinden söz etmez. Oysa Türkiye’de kaynak birikimi, büyük ölçüde devletten sağlanan kredi ve teşviklere dayalıdır. Özel sektörümüzün “aile şirketleri” olarak erginlik çağına gelmeleri ile Dünya’da rekabet eden ve bunun için profesyonel olarak yönetilen, borsaya kote anonim şirketler haline gelmeleri arasında süreç kırılgandır.

Bu koşullarda bir yandan ideolojik kerterde özelleştirmenin arkalanması, deyim yerindeyse, “kamunun devlet girişimciliği açısından öksüz bırakılması” ile devlet desteği olmaksızın bir birleriyle rekabet bir yana yaşam eğrisini sürdürmede güçlükler bulunduğunun savlanması, tam anlamıyla ironiktir.

Bu, bizim, tarım-sanayi-bilgi toplumu geçişlerinde esnekliği tutturamadığımızdan ve özel-devlet sektörlerinin yanına halk sektörünü koyamamamızdan da kaynaklanan bir durumdur. Bu, Dünya “karma ekonomiye” yönelirken, fason sanayi gibi, montaj sanayi gibi, taklide yönelip telifi bir yana itmemizden ve yüksek rekabeti sağlayacak patentli inovasyon sahalarını geliştirmeyişimizden oluşan toplam hasılattır.

Özelleştirme elbette gerekli olduğu alanlarda yapılabilir. Stratejik alanlar ve kamunun da başarılı işletmecilik olanaklarının esirgenmediği ve başarının yaratıldığı alanlar dışında yapılırsa daha yararlı olabilir. Örneğin, madenlerimiz ve enerji kaynaklarımız ile savunma sanayi tesislerimiz kamusal işletmecilik alanında kalmaya devam etmelidir.

Özelleştirme sonrası tam rekabete geçileceğinden kuşku olmaması, sermayenin tabana yayılmasında duyarlık ve işçilerin/çalışanların hak ve iş kayıplarının önüne geçilmesi ve yerli girişimcilere de olanak tanıyarak bir özelleştirme politikasının belirlenmek gerekirdi.

Yazık ki ülkemizde de özelleştirme uygulamaları ekonomiye kazanım bakımından net fayda-maliyet analizinde özele de kamuya da ekonomiye de beklenilen katma değeri sağlamadı. Ekonomi, siyasete feda edildi. Siyaset ise, kendi ikbali uğruna çok şeyi heba etti.

Özelleştirme konusundaki yazımın gelecek olan dördüncüsü son bölümü olacak ...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 374
Toplam yorum
: 193
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 480
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Merhaba! Toplumsal, siyasal, ekonomik ve kültürel olgularla ulusal ve evrensel düzlemde ilgilenme..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster