Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
460
 

Özgür parmaklar...

Özgür parmaklar...
 

Her sabah yaptığım gibi bilgisayarımın başına geçer geçmez, faremin imleci sık kullanılanlar menüsüne gitmişti. Günün ilk haberlerini alma umudu, gazetelerin internet sayfalarını gezmem için iterdi beni.

Milliyet İnternet sayfasında o ana kadar dikkatimi çekmeyen, veya önemsemediğim bir bağlantı gözüme ilişti. "Blog" diye birşey yazıyordu. Ana sayfadan aşağı doğru taradığımda da Blog için ayrılmış kutucuklar gözüme çarptı.

O anda içimde bu bağlantıya tıklama doğrultusunda büyük bir istek uyandı. Sonuçta ne çıkardı ki, tıklayıp bakacaktım ve bitecekti. Öyle de yaptım...

İşte sonuç...

Şu anda 100. blogumu yazıyorum...

Herşey o anda başladı ama öngördüğüm gibi o anda bitmedi.

İlk blogumu yazarken, çekingen ve ürkek kelimeler seçip, "acabalar" eşliğinde klavyenin başındaydım. İnsanların yazıma tepkileri oldukça önemliydi. Dünyaya açılan bir platformda, sınırsız bir kitleye ulaşma imkanı vardı. İlk yazıma ilk yorumlar geldiğinde ve insanlar genel olarak destekleyici yazılar yazdığında, koltuğumun altına kocaman iki karpuz almış gibi hissettim.

"Vay be, yazarlık böyle bişey demek ki..." diyerek, klavyeye daha büyük bir inançla saldırmaya başladım.

Yazacak konu arıyor, sağda solda, dost muhabbetlerinde bir hafiye edasını takınıyordum. Nerden ne kapsam, hangi konuyu bloguma taşısam, acaba ilgi çeker mi? düşünceleri kafamın içinde dolaşıyordu.

Çekingen yazıların yerini, ara sıra, eleştirel ve sorgulayıcı yazılar almaya başlıyordu. Bulunduğum konumun bu tür yazılara izin vermedeğinin bilincindeydim ama kahretsin ki durdurulamayan muhalif görüşüm başını çıkarmaya başlıyordu perdenin arkasından.

Bu aşamada çok defa çelişkide kaldığımı itiraf etmeliyim. Blogda 3 ayrı amaçla yazı yazılacağını gözlemledim.

Bir amaç; etliye sütlüye dokunmadan, kılla tüyle uğraşmadan, soyut kavramlar üzerine, sırf yazı yazmak için yazmakdı. Renkler, rüzgar, esinti, mutluluk, hüzün...

Diğer bir amaç da, blogda tanındığını ve kaliteli yazı yazdığını ispatlama adına en önemli gösterge olan, "Bu Blog Editörden Öneriler Bölümünde Yayınlanmıştır" ibaresini kapmaydı. Bunun için, asla siyaset üzerine yazı yazmamanız, çevresel veya kültürel yazı yazmanız, kelimelerinizi titizlikle seçmeniz yeterliydi. Ama nedense, bu blogların okunma oranı daha düşük oluyordu. -Bu noktada bir açıklama yapma gereği duyuyorum, benim en çok okunan yazım da editör tarafından önerilmiştir. Bu az önceki tezime ters düşebilir ancak, ben hala önerilen blogların daha az okuduğunu savunuyorum-.

Son blog yazma amacı ise gerçekten en çekici olanıydı benim için. Sürekli eleştirel gözle bakan yazılar yazma, muhalefeti asla elden bırakmama, topluma dikte edilen sözümona doğruları sorgulama üzerine yazılar yazmaydı. Bu amaç doğrultusunda yazı yazdığınız zaman kimse sizi önermezdi, çünkü sivri bir dile sahip olmanız, sizi önerenin de sivri dilli olabileceğini gösterebilirdi.

100 blog içerisinde, bahsettiğim 3 amaç doğrultusunda da yazılar yazdım. Beni de editörlerimiz birkaç defa önerdi. Başka yazar arkadaşlarım önerdiler mi onu bilemiyorum. Ama ana sayfamda göreceğiniz üzere benim de önerdiğim yazarlar var.

Yeri gelmişken editörlerimizden bir isteğim olacak; bizi öneren yazarları görebileceğimiz bir ayarlama yapılamaz mı? En azından yerimizi biliriz...

100 blog içerisinde, gerçekten arzuladığım ama hala yerine getirlmeyen bir isteğim vardı, ve aldığım yorumlardan, başka yazarların da bu yönde istekli olduklarını gözlemledim. Hafta sonları çıkarılacak bir MB gazetesi isteğim hala yerine getirilmedi ve bu beni gerçekten üzüyor. Bu konuda yazarlar olarak yeterli baskıyı, editörler üzerinde oluşturamadığımızı düşünüyorum.

Bloglarımın tümünde, yazımın sonunu getirirken zorluk çekiyordum. Bayır aşağı giden bir aracı el yordamı ile durdurmak gibi bişey bu. Yine aynı sorunla karşı karşıyayım, nasıl sonlandırsam bu yazımı?

En azından üst paragraftaki açıklama vesile oldu bu sefer...

100. blogumu yazdım, darısı bu sayıya henüz ulaşmamış tüm yazar arkadaşlarımın başına, umarım daha nice 100'leri yazma imkanımız olur.

Özgür parmakların yazacağı yazıları, yarınlarda da okuma ümidiyle, esen kalın...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

daha nice yüzlere... inşallah sizi bir gazetenin köşe yazarı olarak da görürüz;)

melis artuvan 
 16.10.2008 20:34
Cevap :
Yorumunuz için teşekkürler. Köşe yazarı olmaya gerek yok, MB yeterli, teşekkür ederim.  17.10.2008 8:21
 

100. yazınız hayırlı olsun. Bloglarda yazı yazmanın 3 kategoride incelenmesini çok doğru bulmuyorum. Kendimi hiçbirinin içinde bulamadım. Bana kalırsa bu sizin 3 amacınız geneli için geçerli değil. Yazmak her insan için ayrı şeyler ifade eder ve her insan ayrı amaçlarda yazar. Genelleme yapmakda mümkündür tabi ama bunun için yazıları ve kişileri çok iyi analiz etmek gerekir başlı başına bir çalışma konusu olur bu bana kalırsa...

aslihanca 
 14.10.2008 18:00
Cevap :
Yorumunuz için teşekkür ederim, burada genelleme yapmak amacında değildim zaten, yazıklarım benim görüşüm. Tabiki herkes için farklı yazma amaçları olacaktır. Neticede bir anlamda da hobidir yazmak. Tekrar teşekkürler.  15.10.2008 9:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 117
Toplam yorum
: 197
Toplam mesaj
: 14
Ort. okunma sayısı
: 1058
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

1980 yılında Mersin'de doğdum, bütün eğitim öğrenimimi Mersin'de tamamladım. Yetmedi, işimi de Mersi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster