Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ocak '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1299
 

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi
 

Uğur Mumcu yöneticilerin kişilikleri çoğu kez, siyasal düzenin niteliğine bağlıdır der.

Cumhuriyetin ilk yıllarında emperyalizme karşı verilmiş bir bağımsızlık savaşının hamuru ile yoğrulmuş Cumhuriyet yöneticileri, sayıları çok da fazla olmayan hukukçu, ekonomist, mühendis, mimar, doktor, öğretmen ve aydın önderliğinde yıkılan bir imparatorluğun küllerinden, çağdaş Türkiye yaratıldı.

Başarının anahtarı hiç kukusuz bu kişilerin sahip oldukları bağımsızlık bilinci, çağdaşlaşma ve aydınlanma istenci ve ulusal onurdu. O yılların siyasal düzeni bu değerler üzerine inşa edilmişti.

Demokrat Parti iktidarı ile birlikte bu değerler bir bir yıkıldı. Siyasal düzenin niteliği giderek değişti. Bugün geldiğimiz noktada yöneticilerin ve medyada boy gösteren sözde aydınların çok büyük bir kısmında artık bağımsızlık bilincinin varlığından ve ulusal onura sahip olduklarından söz edilemez.

Hangi kademede olursa olsunlar bu nitelikte olanlar öyle ya da böyle susturulmaktadır.

***
Bundan 16 yıl önce karlı bir Ankara gününde Uğur Mumcu’da hunharca katledildi.

Yılmadan, yorulmadan bağımsızlık bilincinden, ulusal onurdan, Atatürkçü Düşünce Sisteminden bahsediyor, ulusunu uyarıyor, aydınlatıyor, savaşıyordu.

Yıllar öncesinden (25.8.1975, Sesleniş, Cumhuriyet Gazetesi) “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” diye haykırıyor, günümüze sesleniyordu.

Dağ gibi kara yağız delikanlıların, mum ışığında kitap okuyarak büyümeye çalışan çocukların, mimarların, mühendislerin, Hipokrat yemini etmiş doktorların, avukatların, işçilerin, fidan gibi genç kızların dövüldüğünü, dövüleceğini, işkence gördüğünü, göreceğini, hücrelere atıldığını, atılacağını, asıldığını, asılacağını, vurulduğunu, vurulacağını, ecelsiz öldüğünü, öldürüleceğini haykırıyordu.

Çünkü onlar Mustafa Kemal’in armağanı olan bağımsızlık bilinci ve ulus olma onuruna sahiptiler. Yoksul halkının yüreğini kendi yüreklerinde taşıyarak katılmışlardı kavgaya. Diplomalarını mor binlikler getiren senet gibi kullanmamışlardı. Yaşamlarının en güzel yıllarını, birer taze çiçek gibi vermişlerdi topluma. Yabancı petrol şirketlerine karşı devleti savunmuşlardı. Ülkelerinin bağımsızlığını haykırmışlar, Kurtuluş Savaşında emperyalizme karşı açılan bayrağı dik tutmak istemişlerdi.

Hem bunları vicdanın sustuğu, hukukun sustuğu, insanlığın sustuğu anlarda, başlarına gelecekleri bile bile esaretten, işkenceden, ölümden korkmadan yapmışlardı.

Günümüz Türkiye sinde, bağımsızlık bilincinden bihaber, ulusal onurdan yoksun, emperyalizmin ahtapot kollarına teslim olmuş siyasal düzenin hakim güçleri emperyalist emirler doğrultusunda vurulan halkımın mezar taşlarına basa basa, sahte demokrasi ve özgürlük naraları atarak ‘bağımsız Türkiye’ diye haykıranları susturmaya, ezmeye, yok etmeye devam ediyor.

***

Uğur Mumcu 34 yıl önce “Vurulduk ey halkım, unutma bizi” derken 1977 yılında Orhan YAVUZ, 1978 de Bedri KALAFAKİOĞLU, Bedrettin CÖMERT, Doğan ÖZ, Necdet BULUT, 1979’da Abdi İPEKÇİ, Ümit DOĞANAY, Cavit Orhan TÜTENGİL, Cevat YURDAKUL, Talip ÖZTÜRK, 1980’de Nihat ERİM, Gün SAZAK, Ümit KAFTANCIOGLU, İlhan ERDOST, Kemal TÜRKER, 1990’da Muammer AKSOY, Turan DURSUN, Bahriye ÜÇOK, Çetin EMEÇ, 1991’de Adnan ERSÖZ, 1992’de Kemal KAYAHAN, 1993’de Uğur MUMCU, 1994’de Mehmet TOPAÇ, 1995’de Onat KUTLAR, 1996’da Metin GÖKTEPE, 1999’da Ahmet Taner KIŞLALI, 2001’de Gaffar OKKAN, 2002’de Necip HABLEMİTOĞLU, 2006’da Mustafa Yücel ÖZBİLGİN, 2007’de Hrant DİNK ve diğer faili meçhul kurbanlar nezdinde, uğrunda öldüğü halkının tekrar tekrar vurulacağına dikkat çekiyor.

Ama çok önemli bir uyarı daha yapıyor: Unutma!

***

Katledilişinin 16. yıldönümünde bugün (24 Ocak 2009) ülkemiz ulusal basınını oluşturan 20 gazetede (21. gazete olarak Cumhuriyet’i bunun dışında tuttum) yazısı yayınlanan 192 yazarın sadece bir tanesi köşesinde Uğur Mumcu’nun katledilişine değinmiş. Basınımızın bağımsızlık bilinci ve ulusal onurunu temsil eden Cumhuriyet Gazetesini ve diğer gazetelerde sayıları pek de çok olmayan yazarlarımızı tenzih ederek Uğur Mumcu’nun “Kişilikler çoğu kez siyasal düzenin niteliğine bağlıdır” uyarısına yeniden dikkat çekmek istiyorum. Unutmamak çok önemli! Pek çok şey unutturulmaya çalışılıyor.

***

"Korkmadan öldük ey halkım, unutma bizi...

Bir gün mezarlarımızda güller açacak ey halkım, unutma bizi.. Bir gün sesimiz, hepinizin kulaklarında yankılanacak ey halkım, unutma bizi.

Özgürlüğe adanmış bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep birlikteyiz ey halkım, unutma bizi, unutma bizi, unutma bizi..."

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

laiklikten, Atatürk Milliyetçiliğinden, devrimcilikten, bağımsızlık taraftarlığıyla emperyalizme karşı durmaktan ve de KİRLİ ilişkilerin yumağını sökmekten öte bir suçu olmayan MUMCU. O'nu katledenler zannettiler ki AYDINLIKLAR kararacak, kimsenin sesi hiç çıkmayacak. Oysa evdeki hesap çarşıya uymadı ve bu gün milyonlarca MUMCU var aramızda. Teşekkürler duyarlı yüreğinizin AYDINLIĞINA, selamlar...

Yalnıztürk 
 25.01.2009 18:12
Cevap :
Fahrettin Öğretmenim. Uğur Mumcu öldürüldü ama susturulamadı. Karanlık günlerden geçiyoruz. Ama Türkiye bir yandan da hızlanarak aydınlanma süreci yaşıyor. Hakim siyasal düzen artık ciddi şekilde sorgulanıyor. Bu durum mutlaka düzelecek. Hintden yada Mısır dan da olsa akıl ve sağduyu geri dönecek. Saygılarımla Cezmi Saday  25.01.2009 19:36
 

Yerini kimler aldı ?

Yapukay 
 25.01.2009 15:45
Cevap :
Çok yerinde bir soru. Uğur Mumcu yeri doldurulamayacak kadar büyük bir aydın, güçlü bir kalemdi. Ancak saptamalarındaki geçerliliklere bakarsak ölümünden sonra 16. yılda hala kendi boşluğunu doldurduğunu söyleyebiliriz. Öldürülmekle susturulamamıştır. Saygılarımla Cezmi Saday  25.01.2009 17:24
 

Merhaba...Bugün Uğur Mumcu hayatta olsaydı, Susurluk davası daha Ergenekon'a ulaşmadan çözülürdü. Ayrıca size ilginç bir şey daha söylüyeyim. Uğur Mumcu, Ergenekon sürecinde Cumhuriyet gazetesinden de ayrılırdı. Çünkü o, çeşitli kirli ilişkilerin çözülmesi için kendini adamıştı. En son yaptığı araştırmayı tamamlayabilseydi, bugün kenarda durup olayları izleyen çok kişi, kiloduna kadar terlerdi. Selamlar.

cdenizkent 
 25.01.2009 13:17
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 49
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 1281
Kayıt tarihi
: 14.11.08
 
 

İ.Ü. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'ni bitirdim. Halen Çocuk Cerrahisi Uzmanı olarak çalışıyorum. Evliy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster