Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '11

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
72
 

Özgürlüğün Geleceği Üzerine Egzersizler

Fareed Zakarıa, Hindistanda doğmuş, ABD ye göç etmiş, orada okumuş, oranın vatandaşı olmuş, ABD sistemine hayran, o sistemin en büyük düşünür ve savunucusu bir yazarı. Ancak, ABD dışındaki, özellikle Ortadoğudaki sistemlere yaklaşımını olabildiğince (ABD yazarlarından beklenebildiğinden daha fazla) objektif görerek şaşırdım.

Gerçeği konuşmak gerekirse kitaba başlarken, küresel, emperyalist ekonominin bir yazarını okuyacağım şartlanmışlığı içindeydim. Ama şimdi rahatlıkla söyleyebilirimki, tüm eksikliklerine karşın, özellikle ülkemizdeki “demokratikleşiyoruz” safsatalarını dinlerken, ibretle okunması gereken bir kitap.

Haa şunu söyleyeyimki, kitabı okuduktan sonrada Zakarıa hakkında düşüncelerim değişmedi. Zakarıa gerçekten küresel kapitalizmin iyi bir savunucusudur. Olay ve oluşumlara o pencereden baktığı için de analiz ve sentezlerinde pek çok yanlışa düşüyor.

Örneğin; Emperyalist ülkelerin çalışanları göreceli olarak mutludur. Çünkü onların mutluluğu geri kalmış ülkelerin, doğal kaynaklarının sömürüsüne bağlıdır. Zakarıa ise kitabında bunu genelleştiriyor. Ona göre, milli geliri belli seviyenin üstünde olan ülkelerde alabildiğine özgürlüklerin hiçbir tehlikesi yoktur. (“Bir ulus zenginleştikçe, demokrasiyi sürdürme şansı o kadar yükselir.”)

Ortadoğu ülkelerinin bir çoğunda, doğal kaynaklara bağlı olarak milli gelir oldukça yüksektir, ama halkın özgürlükleri yoktur ve bağımlıdır. Aslında bu küresel sermayenin, küresel projesidir. Dünya egemen güçleri şunu iyi biliyor; Bu geri kalmış ülkeler zenginliklerini kalkınmaya, eğitime, aydınlanmaya ayırdıkları takdirde ben bu ülkeleri sömüremem. Zakarıa nın değindiği, İranda Musaddıkın başına gelenler de bundan başka şey değildir. Onun için küresel güçler bu ülkelere diyorlarki; “siz ne yapacaksının kalkınmayı, eğitimi, aydınlanmayı, özgürlüğü, bunlar ilerde, sizin başınıza bela olur. Size en modern yollarıda yaparız, arabalarınızıda veririz, modern saraylarınızı da yaparız.” Zakarıa da bunu görüyor, ama bu sentezi yaparak konuya yaklaşmıyor. Bakın ne diyor;

“ ABD ortadoğuda petrol, stratejik bağlar ve İsrail için vardır. ABD ortadoğuda reformları zorlama yerine istikrarı seçmiştir.”

Aslında Zakarıa ve küresel sermayenin ideologları konuya yaklaşırken, beyninin arkasındaki çıkarlarından hareketle, geri kalmış ülkelerde de rönesans ve reform yapılmış gibi ortaya koyarlar. Geri kalmış ülkelerde özgürlüklerin kullanılmasını istemeleri kendine karşıt yönetimler içindir. Bin Ladini kullanmaları böyle olmuştur, Saddamı kullanmaları böyle olmuştur. Arap Baharı nın anlamıda budur. Bir zamanlar ABD nin en büyük müttefiki olan Mübarek, Kaddafi tasfiye edilmiştir, ama bir sürü tiran işbaşındadır ve küresel yönetimden destek görmektedir.

Zakarıa kitabında, Mısırı siyasal reformlar için olgunlaşmış olarak görüyor. Ancak, Mübareğin gidişi ile yerine gelen askeri yönetimi ve müslüman kardeşleri görünce acaba ne diyor.

Zakarıa, “Özgürlüğün Geleceği” adlı kitabına ikinci isim olarak, “Yurtta ve Dünyada İlleberal Demokrasi” adını vermiştir. Yani “Liberal” sözcüğünü “Özgürlükler” anlamında kullanmıştır. Bu bana pekte uygun bir seçim olarak görünmedi, ama Zakarıanın konumunu düşünerek pekte yadırgamadım, “liberal” sözcüğünü gördükçe, yerine “özgürlük” sözünü koyarak okudum ve şimdide öyle yazıyorum.

Zakarıa, batı modelini açıklarken: “Batılı yönetim modelini en iyi simgeleyen şey, halk plebisit i değil bağımsız yargıçtır” diyor. Buyurun cenaze namazına(!) Ülkemizde nerdeyse seçim tapınması varken, adam özgürlükçü demokrasinin birinci şartı olarak “bağımsız yargıç”ı koyuyor.

Yine bakın ne diyor ABD yönetimi için: “En sonunda kölelik demokratik oylamayla değil, kuzeyli güçler, güneyli güçleri yendiği için ortadan kalktı.” Kurtuluş ve kuruluşumuzun evrelerini irdelerken, bu saptamayı iyi okumak gerekir.

Zakarıa, “Özgürlüklerin demokrasiyi doğurduğunu, demokrasinin özgürlükleri değil” saptamasını yaparak, “Sokrat ın infazının demokratik olduğunu, ama özgürlükçü olmadığını” belirtiyor. Yani Sokrat ı belki oylayarak öldürdüler ama bunu, en büyük hak olan yaşama özgürlüğünü elinden alarak yaptılar. Bu koşullarda, şu anda, onlarca düşünür, yazar, gazetecinin, düşüncesinden dolayı içerde yattığını değerlendirin.

Atatürk ün diktatör olduğunu söyleyenler Zakarıa yı iyi okumalılar. Feodal yapı ve din devletinin hakim olduğu yerde sadece demokrasiyi değil, özgürlükçü demokrasiyi getirmek neymiş anlasınlar.

Zakarıa, seçimlerin demokrasinin tek erdemi olmadığını, hukuk devleti, hukukun üstünlüğü ve özgürlüklerle birlikte düşünmek gerekir diyor. Aynen şöyle: “Eğer sınırlı bir demokrasi bu erdemleri genişletiyorsa, buna diktatörlük dememek gerekir” diyor.

Aslında Zakarıa ya sormak isterdim; Peki, hem demokrasisi sınırlı, hem özgürlükleri sınırlı yönetimlere ne ad verilir?..


Nihat Öner


 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 1
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 84
Kayıt tarihi
: 30.11.09
 
 

Doğum yeri: Erciş-Van Doğum Tarihi:15.03.1943 Öğrenimi: S.B.F. Mesleği: Emekli Vali Y..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster