Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Şubat '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
614
 

Özgürlük...(2)

Özgürlük...(2)
 

Tek katlı bahçeli evlerin sokaklarında büyüdüm ben... Ceviz ağacı, dut ağacı olurdu bahçelerde. Kiraz ağacı ya da erik ağacı bulmakta hiç zor olmazdı. Bizim sokakta yoksa, mutlaka vardı başka sokakta...

Dondurmacı öğle vakti geçerdi, macuncu saat 16.00'dan önce görünmezdi. Elma şekerci şeker gibi bir adamdı. Şarkılar, tüküler maniler. Elma şekerine parası yetmeyenlere horoz şekeri...

Çocuklar geçerdi sokağa bakan penceremizin önünden. Bütün evlerin pencereleri sokağa bakardı. Sokak güneşle aydınlanırdı.
Yağmur yağdığında su birikintilerinden su içerdi serçeler.
Serçeler hiç yemsiz kalmazdı. Ekmek kırıklarını pencere önüne dökerdik, dökerdik ki karda, soğukta aç kalmasınlar.

Şimdi saçaklardan buzların sarktığı şehirler var mı bilmiyorum. Saçaklardan sarkan buzları yiyen çocuklar.
Kardan adam yapardı çocuklar. Çocuklar öyle şen, öyle çocuk. Sevgiyle ısınırdı evler. Ha birde üstünde kestane pişen sobalar.
Siyah beyaz filmlerin yıllarıydı. Yazlık sinemaların. Ağlamaktan ve gülmekten kimsenin utanmadığı ya da ağlama seslerine, kahkahalara kimsenin aldırmadığı günler...
Yeni yılda, doğum günlerinde, kutlamalarda ışık ışık evlerin olduğu sokaklarda büyüdüm ben. Pikaptan dinlediğimiz şarkılar, o boğuk büyülü sesler;"Sevdim bir genç kadını.... Bu ne dünya kardeşim seven sevene...Katip arzuhalim yaz yara böyle... Bim bam bom..." Ezbere bildiğimiz şarkılar, dans ettiğimiz tangolar...

9 kiremitin en mızıkcısı, yakan topun en ustası ya da en çok bilyesi olan, en çok gazoz kapağı toplayan... Tüm kaldırımlarda seksek oyunu için çizilmiş kareler... Çiçek dürbünü, lunapark, panayır...

Ben büyüdüm mü? İçimde filiz veren bu hercai menekşenin kökleri nerden geliyor? Ne zaman düşmüş tohumu içime?
Ben çocukların öyle şen, öyle çocuk olduğu sokaklarda büyüdüm. Uçurtma şenlikleri gördüm.
Tahta kapılı evlerin, kapılarının hiç kapanmadığı evlerde büyüdüm...
Özgürdüm, ağaçlara tırmandım, düştüm, kalktım...
Özgürdü çocuklar, buluta benzerdik... Öyle çocuktuk, seslerimiz sokaktan taşardı, bir dolu kahkaha, bir dolu oyun...
Sonrası bir ilk aşk... Sonrası büyümek hevesi... Sonrası hayat telaşı...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazdıklarınızı okuyunca kendi yaşadıklarımızla ilgili o günlere geri bir dönüş yapıyor insan. Çok güzel bir deneme yazısı. İkisinide okudum. Başarılar dilerim.

DurmuşGüler 
 09.03.2008 12:28
Cevap :
Beğenmiş olmanız beni çok mutlu etti. yaşantılar içinde yaşanmışlık paylaşabilmek çok önemli. Sevgilerimle  09.03.2008 18:36
 

Özlem Hanım,Ne kadar da benziyor çocukluk yaşamlarımız...Kiremit oynamak,(Biz dalya derdik) Kare çizgilerde sekerek ve sayarak taş parçasını sürüklemek,yakan top oynamak,içi mantarlı gazoz kapaklarını biriktirmek,geceleri kızlı-erkekli saklambaç oynamak...Şimdi bunlar artık yok ...Sokaklar boş...Çocuklar bir hoş!...Yazınız,beni çok eskilere götürürken oldukça duygulandırdı..Yüreğinizden yaşam aşkı hiç silinmesin...Sevgilerimle...

Mesut Selek 
 02.03.2008 23:43
Cevap :
Katkılarınız için çok teşekkürler. Aklıma gelir o yaz aylarında gece yarılarına kadar sokaklarda korkusuzca oynadığımız oyunlar. Oyun gibi, çocuk gibi olsa hayat.Sevgilerimle  03.03.2008 15:45
 

Ve sonrası burlalarda yazmaktı.. September1.. Gün gelirde bunları da ararmıyız acaba.? Şimdiki çocuklar bunları neden yaşamadan büyürlerki.? Neden, Horoz şekerciyi bilmezler.? Neden bilya oyanmıyorlar artık.? Yoksa o şanslar sadece bizleremi verilmişti.? Yazıyı okudukça çıkmazlarım artıyor. Ruhumda bir ezilme şimdiki çocuklardan bir utanma var.. İnanın çoğu zamanda bu sorgulamalarda hep cevapsız kalıyorum... Sevgilerle-saygılarla size.

Ermert Revsen 
 02.03.2008 21:34
Cevap :
Bir çağın en son şanslı çocuklarıydık belki. Şimdi çocuklarımıza baktığımda eve mahkum edip hafta sonları birlikte yapılabilecek gezintilerin dışında ne verebiliyoruz ki. Daha doğrusu onlar özgürce ne yapabiliyorlar? Sevgilerimle  02.03.2008 22:04
 

Satırların bana ondört yaşımı anımsattı.Oysa kafa kağıdım ! kırksekizi gösterir oldu.Yıllardır mahallemden omzunda askısı, elinde çıngırdağı ile bana ayırmış olduğu kaymağı ile yoğurtçumuz geçmez oldu. Teşekkürler....

TEKBAŞINA 
 02.03.2008 14:46
Cevap :
Ya esikici o da geçmiyor artık... Eskilerimiz yok mu artık... Hoşgeldin sayfama. sevgilerimle  02.03.2008 22:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 90
Toplam yorum
: 2077
Toplam mesaj
: 290
Ort. okunma sayısı
: 851
Kayıt tarihi
: 19.05.07
 
 

 Ama hayatın farkındayım. Hem güzel, hem acı. İyi midir farkında olmak? Yoksa iyi midir farkında ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster