Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Şubat '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
197
 

Özgürlük Bizim mi?

Yaşadığımız şehirlerin her köşesinde bize ait olmayan bir şeyler takılır ayaklarımıza. Bazen cıvıl cıvıl sesleriyle kulaklarımıza seslenen bu emanet şeyler, bazen şen şakrak görüntüleriyle bize ait olmamalarına rağmen bizimmiş gibi bir duyguya salar bizi. O kadar sahipleniriz ki onları; kimselerin eli değmesin, kimselerin gözü görmesin isteriz. Bizim deriz de başkalarının olma ihtimalini ortadan kaldırıveririz. O artık bizimdir. Ona sahip olmanın verdiği gururla daha bir sert vurmaya başlar ayaklarımız yere. Yadırgamayız hiç. Başkasına ait olmasını aklımıza getirmeyiz. Günün birinde bir köşe başında, asıl sahibinin karşımıza dikilebileceğini, ellerini yakamızın orta yerinde birleştirerek bizi sarsabileceğini ihtimaller içinde tutmayız. Özgürlük adına sahipleniriz onu. Bizim özgürlüğümüzün bize kazandırdığı bir kazanım olarak adlandırırız. 

Fransızların devrimlerine sembol olan özgürlük anıtının tapusuna talip oluruz sanki. Onca kahramanlık hikâyesinin başrolünde hem yazar hem oyuncu görevine soyunuruz. Gözlerde büyürken emaneten tutunduğumuz değerler, ellerimizin büyüdüğünü hissetmeye başlarız. Parmaklarımız daha bir kalınlaşmış, kemiklerimiz daha bir sertleşmiş ve de sağlamlaşmıştır bize göre. Adımlarımızın her birinde Firavunları yerle bir eden güce sahipmiş gibi naralar atmaya başlamışızdır. Demir dağları bükecek, güneşe yön çizecek güce malik olduğumuzun zannına kaptırırız kendimizi. Ne zaman ki tersten esen bir rüzgârla tüm foyamız ortaya çıkar, işte o anı yaşayacak olmayı aklımıza hiç mi hiç getirmek istemediğimizdendir belki de bize ait olmayan şeylere karşı tarafgirlik yapmaya kalkışmamız. Sokaklar, evler, üzerimizde taşıdığımız elbiseler hiçbirisi bize ait değildir aslında. Ne sert adımlarla ortalığı inletmeye yarayan vidalı ayakkabılarımız, ne de öylesi ayaklara hükmeden bedenimiz bize aittir. Gölgemizi düşürdük diye üzerine onların, onları da sahiplenmişiz gereksizce. Bulutları biçmeye, rüzgârları ekmeye soyunmuşuz. Dağları görmezden gelmişiz, küçük tepeciklere kafa tutmayı marifetten saymışız. Cürümümüze bakmadan, dev aynasında boy sürmüşüz. Takmış, takıştırmış; sürmüş, sürüştürmüşüz başkalarına ait olan onca şeyi. Farkına varmışız kimi zamanlarda üzerimizdeki fazlalığın. O kadar kaptırmışız ki kendimizi başkası olmaya. Kendimizi tanıyacak kadar olsun varlığımızı seyretmemişiz. Her şey sırıtmış üzerimizde. Herkes fakına varmış bizdeki fazlalığın; ancak fazlalık mefhumu değer yargılarımız arasında kaybolanlardan olduğu için düştüğümüz gülünç durumlardan habersiz kalmışız. Bir dilek tutmuşuz hayat yolumuzda kendimize. O dileğe ulaşmak uğruna nice dileklere savaş açtığımızı, nicelerini ezip geçtiğimizi görmemişiz. Nefsimizin arzu ve heveslerine yetişebilmek azmiyle başkalarının nefislerini yok saymışız. Zaman zaman ayakkabımızın üzerinde görür gibi olsak da toz parçasını, ayakkabımızı çayır çimene silip geçmeyi marifet saymışız. Bize nasıl öğrettiklerini sorgulamadan emaneti, emanet edilen onca şeyi kendi menfaatimiz doğrultusunda kullanmaya kalkmayı sorumluluk örneği gibi afişlere bastırmışız. Bol boyalı resimlerle, parlak simli rötuşlarla aksettirmişiz dünyaya benliğimizi. Hesap verme fikrini karanlık mahzenlere hapsederek yaşamayı özgürlük saymışız. O kadar sahiplenmişiz ki onu, özgür olduğumuza inanmışız. Muhabbetle kalınız… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 15
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 08.09.09
 
 

1975 yılında Muğla ili Fethiye ilçesi Karaçulha Kasabası’nda dünyaya geldi. İlk, Orta ve Lise..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster