Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '13

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
225
 

Özgürlük Kampı - Ferhan Şaylıman

Özgürlük Kampı - Ferhan Şaylıman
 

Tunç'un eşi Sedef'le birlikte mutlu bir evliliği; meşhur tv yöneticisi Kadir Çuhacı'nın en güvendiği televizyon programcısı olarak başarıyla yürüttüğü bir işi vardır.

Kitabın başında Tunç, sevgisinden, bağlılığından hiç şüphe etmediği Sedef tarafından terkedilmiş ve yerinden son derece emin olduğu işinden kibarca kovulmuştur. Hiç beklemediği şekilde başına gelen bu kayıplar onun için büyük bir şok olur. Geçirdiği şokla beraber, zamanında eşinin sevgisinden aldığı güçle yaptığı hataları, iş arkadaşı Berna ile yaşadığı gizli ve sakıncalı ilişkiyi; iş hayatında başarı uğruna katlandıklarını ve kendi kişiliğine aykırı düşerek içine bulaştığı çamuru sorgulamaya başlar. 

Kendini bilmez halde, gerçek ve mecazî anlamda uçarak eşiyle beraberken huzurlu günler geçirdikleri yazlık evlerine gider. Orada kendisini bekleyen, geçmişiyle hesaplaşma, kendini  yargılama, ruhunu çamurdan temizleme sürecidir. Yazı odasında masa üstünde yığılmış duran yıllar yılı tutmuş olduğu notlar, günlükler ve sürekli konuşan iç sesi ona bu süreci ancak yazarak aşabileceğini söyler. Tunç'un yazlıktaki sancılı hesaplaşması, onun için felaket sayılabilecek bu noktaya nasıl geldiğini okuyucuya anlatacak; merak edilen ne varsa bir bir çözecektir.

Kitaba ismini veren Özgürlük Kampı, bizim de bildiğimiz BiriBiziGözetliyor tarzı bir televizyon programıdır. Romanın hem kahramanı hem anlatıcısı olan Tunç'un kirli hesaplar peşinde ve hırslı bir adam olan patronu Kadir Çuhacı'nın çok parlak  bir fikirmiş gibi sunduğu Özgürlük Kampı, televizyon dünyasındaki çirkefin en son ve en uç noktasıdır.

Toplumda fikirleriyle sivrilmiş ve birbirine hem karşıt hem de düşman oldukları bilinen yedi katılımcı, bu kampta özgürce tartışabilecekleri beklentisiyle biraraya gelmiştir. Yaptıkları siyasî tartışmalar, bir platoda konuşlanmış kameralar marifetiyle halkın gözü önünde olacaktır. Plato, yapay güneş altındaki kurmaca evleri, sokakları, meydanı ve çay bahçesi ile Türkiye’nin bir beldesi gibidir.

Tunç, Kadir Çuhacı'nın toplumdaki karşıtlığı kızıştırıp halkı hareketlendirme ve izlenme rekoru kırma hayaliyle planladığı programı yönetmekle görevlendirilir. Bu arada, aynı ortamda rahatça beraber olabilmek için sevgilisi Berna'ya da program içinde görev verir.

Tunç’u felakete sürükleyen olaylar böylece başlar.

Hikayenin kısa özeti böyle...

Yazar Ferhan Şaylıman, uzun yıllar televizyon dünyasında çalışmış. Belli ki işin mutfağını iyi biliyor. Özgürlük Kampı’nda anlattığı hikaye kurgulanmış olsa da o dünyanın yakın tanığı olan birinin kaleminden çıkması kitabı ilginç kılıyor. 

Roman, yasal veya yasal olmayan yollarla insanların gözetlenmesini; özel hayatların ve gizli olanın ortaya serilmesini; buna karşılık hem kameranın arkasındakilerin yani "izlettirenlerin", hem de dışarıdakilerin yani "izleyenlerin" bundaki istekliliğini ve katkısını gösterip eleştiriyor. Aynı gözetlemenin, toplumsal ve olagelen düzeni bozacağı kaygısıyla devlet erki tarafından tepki görmesi; devletin tepeden inmeci tavırlarıyla çevrilen hayatların kıstırılmışlığı da romana distopya özelliği katıyor.  

Bir itiraf olarak, kitapta sadece üçlü bir ilişki hikayesi de yazılmış olabilirdi ve ben yine, ilişkilere genellenebilecek saptamalar, özel ruh tahlilleri ile kitabı zevkle okuyabilirdim...

Veya yazar, yalnızca bir entrika romanı da yazmış olabilirdi... George Orwell'in 1984 romanında anlattığı, ta 1948 (hatta 1943) yılından öngördüğü ve okurken iç bunaltan, ruh karartan, devlet tarafından gözetlenme olgusunun bugüne gelindiğinde nasıl da kanıksandığını akla düşüren; Özgürlük Kampı gibi boğucu olması gereken bir ortamı leblebi çekirdek misali okuyuverdiğimde ve sonradan kendime şaştığımda günümüzdeki durumun vehametini bana apaçık kavratan; biraz da kimi gizli kapaklı video çekimlerini, siyasi şantaj söylentilerini, internet casusluklarını ve skandalları hatırıma getiriveren ve çoğu kişide varolan dinlenip izlenme paranoyasının sebepsiz olmadığını gösteren sosyo- politik bir romanı da ilgiyle okuyabilirdim. 

Ama Ferhan Şaylıman böylesi iki farklı hikayeyi, -günümüzün sanal dünyasına ve o yolla biz farketmeden yönlendirilen hayatlarımıza vurgu yaparcasına- gerçekle düşsel olanı edebî diliyle öre harmanlaya birleştirmiş.

***

Kitabın bana söylediği;

//  İletişimin günümüzde bunca kolaylaşması iyidir hoştur ama özel hayatın gizliliğini feci şekilde yok etmiştir.

// Gerçekleri yerine yaratılan sanal dünyaya ve sanal kahramanlara sakın aldanma. Ekran filtresine değil, kendi akıl süzgecine güven ve kendi doğrularını kendin bul.

***

Kitaptan;

"Birbirlerinin varlığından rahatsızlık duyanları tek çatı altında yaşamaya zorlamak acaba doğru mu?

Ya bu çatı "Sığdıramadığınız ne, neyi paylaşamıyorsunuz" dedirtecek kadar koskocaman bir gökyüzüyse?

Ha gökyüzü, ha bizim kamp.

Uyumsuzluk çatının büyüklüğünde değil, altındakilerin açgözlülüklerinde yatıyor sanki." 

 

Ferhan ŞAYLIMAN – "Özgürlük Kampı" ,  Bencekitap Yayınevi, Şubat 2012, 331 sf.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 171
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 3890
Kayıt tarihi
: 07.06.09
 
 

İyi bir okurum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster