Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Aralık '13

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
271
 

Özgürlük tutsaklık

Özgürlük tutsaklık
 

Mustafa Balbay


Yaşam bıçak sırtı, kıl payı, yan yana duruyor acı ve sevinç, yan yana yalnızlık ve kalabalık, yan yana varlık ve yokluk. O kadar yakın ki birbirine sanırsınız ikiz kavramlar.! Oysa ne kadar ayrılar

Ne gariptir ki özgürlük ve tutsaklıkta bir o kadar birbirine yakın dudaklardan dökülen bir cümle ile hürsün veya tutsak, bir dosya yaşamını değiştiriverir insanın. Mustafa Balbay’ın özgürlüğüne kavuşması sonrasında ertesi gün meclise gelerek milletvekili yemini etmesi ne kadar yakın birbirine değil mi? Taban ve tavan, dün ve bugün, bugün veya yarın. Aklımdan neler geçti neler. O zaman birkaç cümle ile o güne döneyim daha  sabahında hapishane ortamında sessizliğe gömülmüş buz gibi duvarlar ve demir parmaklıklar ardında volta atan diğer zamanlarında kalemi elinden düşmeyen içi özlemle hasretle yanan nice insanlar arasında biri Mustafa Balbay özgürlüğüne kavuştuğu ilk anda bile çıkarken, sanki hapishanenin kapısını arkadaşlarımın üstüne kapatmış gibi hissettim derken yüreğinin yandığı içinin kan ağladığı bu sözlerle o kadar aşikardı ki etkilenmemek mümkün değil. Çıkanı değil çıkamayanı düşünüyor insan ve Mustafa Balbay’ın isyanla noktaladığı şu cümle ‘’ açın kapıları insanlar özgür olsun’’

Empati yapmak yetmez düşünmesi bile kötü 4 yıl 277 gün tutsak kalmış işte bir şekilde bitti. Peki ya içerdekiler? Başta ailelerin den, işlerinden, derslerinden,k ariyerlerinden, hayallerinden hedeflerinden uzak kalmış öğrenciler olmak üzere nice asker, gazeteci umutsuzca yatıyor içerde, hangi birinin içerde geçirdiği günleri sayıp çetele tutabileceğiz ki? Ama şu gerçek ki, ateş düştüğü yere en büyük tahribatı veriyor onlarla beraber aileleri de yaşama küsüyor  hangisi demir parmaklıkların arkasında belli değil.

Her tahliye bir umut ve güzel bir haber, uzun tutukluluk sürelerine bireysel itiraz başvuruları yapılacaktır mutlaka ancak o zaman Mustafa Balbay ve Mehmet Haberal’ın tahliyeleri emsal teşkil edecek. Daha önemlisi Uzun tutuklama süresinin artık düzeltilmesi zorunlu hale gelmiştir. Bir söz vardır ‘’ölümü gösterip sıtmaya razı etmek’’ işte 4 yıl 277 gün sıtma nöbeti bitti yatan yattığı ile kaldı yaşamından koparılıp alınan önemli bir zaman dilimini özgür olarak yaşayamasa da kaderine razı Mustafa Balbay belki 10 yıl daha yatsa 14 yıl 277 gün sonra yine aynı duygularla çıkacaktı. Bu işin aritmetiği olmaz tabi ki  yatılan yıllar alınan  5-10 bin tazminatlar yüreklerdeki ateşi söndürmeğe yetmez ancak buna rağmen Mustafa Balbay vakarla herkes birbirini anlasın, kinci olmam ama bu demek değil ki haksızlıklarla özgürlük mücadelelerime devam edeceğim diyerek içindeki mücadeleci ruhun onca baskıya rağmen  sönmediğini gösterdi.

Tek Üzüntüm ise şu; İçerde  suçsuz yere yatanlar kendilerini ifade etme savunma fırsatı bulamayanlar, hatta aranıp sorulmayanlar kaderlerine razı olanlar öğrenciler gençler elleri kalem tutması gerekirken koğuş, yer, tuvalet temizleyen suçsuz ya da suç süresini aşmış kaybedilen zamanlar. İşte sözün bittiği yer.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 181
Toplam yorum
: 180
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1030
Kayıt tarihi
: 07.03.08
 
 

1957 Eskişehir doğumlu, Esk.A.Ü İşletme, İşbankası emeklisi, İstanbul Büyükçekmece de yaşayan, ST..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster