Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Mayıs '12

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
408
 

Özgürlük üzerine...

Özgürlük üzerine...
 

Niye "Kelebekler kadar özgür" deriz?


“Anı yaşayabilmektir” diye tanımlamıştı bir arkadaşım özgürlüğü… Güzel bir tanımlama. Bence, gereksinimleriyle dileklerini örtüştürebilmiş kişinin “istediklerini elde ederek, istediği gibi” yaşayabilmesidir. Bu bağlamda, kimsenin yüzde yüz özgür olduğundan söz edilemez. Bakış açımızla birlikte, yaşam koşulları ve tercihlerimiz özgürlüğümüzü belirler.

Mustafa Kemal Atatürk’ün “Fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür” nesiller yetiştirmekten söz ederken, özgürlüğün anlamını, önemini ve değerini kavramış olduğunu anlıyoruz. Daha bugün bir okuyucumun yorumuna verdiğim yanıtta “Ben her konuda bilgi ve bilinç edinmiş kişinin daha doğru ve sağlıklı seçimler yapacağına inanıyorum. Dolayısıyla, kişilere doğru bilgi verme/edinme; özgürce düşünme ve seçim yapma olanağı sağlanmalıdır” diye yazdım. Kanımca, düşünsel ve ruhsal özgürlük, bedensel ve fiziksel özgürlükten önemli ve önceliklidir. Özgür ve sağlıklı düşünebilen birey, kendisi ve başkaları için neyin gerekli ve doğru olduğunun bilgisi ve bilinciyle davranır, yaşar. Dolayısıyla, hem kendisine, hem başkalarına yararlı olur.

Şimdi bu özgürlük kavramı üzerine irdelemeler ve bunları yazıya dönüştürmek de nerden çıktı diyebilirsiniz. Nisan başında menüsküs ameliyatı olduğumdan, aslında isteğim dışında – zorunlu- istirahat halindeydim. Raporlu olmasaydım da bacağımın durumu hareketlerimi kısıtlıyordu. Ardından nisan sonunda (bir aylık raporumun süresi dolmadan), burun kemiğimdeki eğrilik ve küçük kırığın solumamı güçleştirmesi nedeniyle, geçen kıştan beri doktorların önerdiği burun ameliyatını oldum. Ağrı, sızı, bitkinlik ve iyileşememe kaygısıyla günlerce içerde kapalı kalmak, kısıtlanmak, özgürlüğümden kısmen mahrum kalmak, en önemlisi çocuğumla istediğim gibi ilgilenememek biraz sinir bozucuydu. Yine de, halime şükrederek, “Allah, beterinden saklasın” diye dua ettim, ediyorum. Böyle zamanlarda insan çok düşünüyor. Zihnimi en fazla meşgul eden kavramlardan birisi “özgürlük”tü.

Niye “Dününce özgürlüğü”?

Dogmaların esiri olmuş, etkisi altında kalmış kişilerin özgürlüğünden; özgürce düşünmesinde ve yaşamasından söz edilebilir mi? Baba ya da koca baskısı altındaki kadın ne derece özgürdür. Yıllar önce bir eğitimcinin “Bizimki gibi toplumlarda kadınlar evlenince sınırlı özgürlüklerine kavuşur” değerlendirmesi belleğimde haklı olarak yer etmiş. Öte yandan, eğitimli, ekonomik özgürlüğünü kazanmış, yalnız yaşamaya alışmış kadın için evlilik ve annelik – gönüllü olarak - özgürlüğünden büyük ölçüde fedakarlık yapmaktır. Ya ağa, şeyh, işveren, amir baskısı altındaki erkek ne ölçüde özgürdür? Yalnızca kar ve erk amacı güden bir basın kuruluşunda çalışan gazeteci kalemini, yeteneklerini kiralamış, düşünceleri ipoteklenmiş bir “mal” dan başka nedir? Patronlar, halk üzerinde tahakküm kuran derebeyler, şeyhler, özgür müdür? Siyasi iktidarı, devletleri kontrol altına alan küresel odaklar da aslında zenginlik, güç, hakimiyet peşinde koşan, sözde mutluluğunu, başkalarının mutsuzluğu, yoksulluğu, çaresizliği, ezilmişliğiyle besleyen şeytan uşakları değil midir?

Gerçek güç, zenginlik ve hakimiyet sahibi yalnızca Allah’tır. O her şeyi çok sevdiği bizlerin mutluğu, gereksinimleri, “geçici” kullanımı için yaratmıştır. Kendisini bir şeylerin sahibi, hakimi sanarak, dünyayı, başkalarının yaşamlarını cennete ya da cehenneme çevirmeye uğraşan; aslında gerçek gereksinimi olmayan şeyler uğruna çabalayıp mutsuz olan ya da bunları elde ederek mutlu olacağını sanan bizler gafiliz! İşte bunun farkına varan kişi, tutsak olsa da, dışarıdaki birçok kişiden daha özgürdür. Özgürlük; mutluluğu, para, ün, mevki, mal, mülk, gibi şeylerden bağımsız yaşayabilmektir.

İşte isteğim dışında bir şeylerden kısıtlandığım dönemlerde, tüm bunları, yakınımdaki ve uzağımdaki sevdiklerimi düşünüp Allah’a şükrediyorum; kendimi mutlu, huzurlu ve “kısmen” özgür duyumsayabiliyorum.

Gülçin ERŞEN – 10 Mayıs 2012/Güllük

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
Toplam blog
: 134
Toplam yorum
: 101
Toplam mesaj
: 12
Ort. okunma sayısı
: 831
Kayıt tarihi
: 06.07.11
 
 

Ankara Üniversitesi Basın Yayın Yüksekokulu (İletişim Fakültesi) Radyo ve Televizyon Bölümü mezun..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster