Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Haziran '15

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
146
 

Özgürlük yanılsaması

Özgürlük yanılsaması
 

Çalış/ Fethiye


Özgür olma  adına yapılan yanlış  başlangıçlar vardır.  Kaçıp kurtulmayı düşündüğümüz  yer  yeni bir esarettir.  Bunu görmeyecek  kadar körsek  özgürlük  algımızda bir sorun vardır. Akla gelen soru: özgürlük nedir?

Bence yaşamın  sınırlılığı içinde sonsuzluk duygusunu hissettiğimiz bir an sadece. Yani o bir duygu .  Bir var bir yok. Sonsuza kadar sürsün isteriz  tıpkı aşk gibi. Aslında yaşamda kalıcı olan ne var ki? Her canlı gibi insanın da gelip geçici olduğu bir yerde kalıcı olan duyguların peşindeyiz.

Özgürlüğü yaşamın sınırlılığında aramamak lazım ya da bir başkasının bize bahşettiği bir şey olmadığını bilmek gerekir.  Biz istediğimizde,   bazı anlarda içimize doluvermeli.. . Örneğin, düşünelim özgür hissettiğimiz anlar hangi anlardır. Sanırım aklımıza ilk gelen doğayla iç içe olduğumuz anlardır. Yamaçlardan engin bir maviliğe bakarken, patika bir yolda bisikletle yol alırken, bir dağın doruklarına bakarken, en güzeli de başımızı kaldırıp gökyüzünü seyrederken hissettiğimiz o bir anlık sonsuzluk duygusudur. Sonsuzluk bana hep özgürlük sözcüğünü çağrıştırır. Bizi sınırlayan ne varsa aşma  isteği ve sonsuza  doğru uzanış.

Benim için ve benim gibi düşünenler için de düşüncenin sınırlarını zorladığımız yazma anı bir özgürleşme çabasıdır. Düşünsel bir eylemdir. Yaşamın bize çizdiği sınırları içimizde yerle bir etmedir. Yine de bunlar sadece anlarımızdır ve asıl gerçek insanoğlunun özgür bir varlık olmadığıdır. Yaşama bağlı olmak bile onun bize sunduğu ne varsa kabul etmedir.

Özürlüğü indirgediğimiz biçimsellik gerçek bir özgürlük değil sadece bir yanılsamadır. Gerçekte orada başka bir şeyin esareti bizi bekler. Ne zaman bu sözcük üzerinde düşünsem aklıma hep Melih Cevdet Anday’ın  şu dizeleri gelir.

Mevsimler kurgularla oyaladı bizi

Tarlaya bırakılmış bir at gibi

Bağlı, yalnız ve özgür.

Umudumuz sabrın tutamadığı bir ırmak

Umutsuzluğumuz insan kalmak içindi.

Benim de çoğu zaman hissettiğim şey bu: ‘Tarlaya bırakılmış bir at gibi bağlı, yalnız ve özgür.’ Dünyaya geliş şeklimizle başlıyor her şey.  Bir toplumun içinde, bir cinsiyetle, bize öğretilen  onca yaşam bilgisiyle başladığımız dünyada özgür olmak için bizi bağlayan ipleri zorladıkça acı çekiyoruz. Modern yaşamın getirdiği doğadan uzaklaşma zorunluluğu, kentleşme ise cabası. Hangi metropolde özgürlük duygusu hisseder ki insan. Toplu taşıma araçlarına sıkıştırılmış yaşamlar, yüksek binaların içine hapsedilmiş insan yığınları, yol boyu sıkışan trafiğin içinde gerilen sinirler. Saatlere bölünmüş yirmi dört saat boyunca hep yetişme çabası.

Yine de bütün bu zorluklar bir kabullenişe götürmemeli bizi. Birçok şey için çabaladığımız gibi onun içinde bir çabamız elbette olacak. Bizi saran ayrık otlarını hiç bıkmadan temizlemeliyiz. Onlar içimizde taze filizlenen güzel düşünceleri, iyi duyguları öldürmeden temizlemeliyiz. Yoksa ilk önce düşüncelerimizi  esir alırlar. Duygularımızı nasıl yaşayacağımızı öğretmeye kalkarlar. Ne giyeceğimize, nasıl konuşacağımıza karışırlar. Eğer soracak bir sorumuz yoksa başkalarının sorusuna da üstün körü cevaplarımız olur daima. Özgürlük bana göre kendi sorularını sorabilme becerisidir aynı zamanda. Düşünce özgürleşmeyince beden buna uyum sağlayamaz. Ruhun özgürce yol bulamıyorsa ölüdür. Düşünce, ruh ve bedenin özgürleşmesi  farklı  alanlarda ve farklı çabaların sonucudur.  Bence özgürlük bir ağaç gibi köklerin seni toprağa bağlarken gökyüzüne doğru uzanma isteğidir.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 36
Toplam yorum
: 56
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 2382
Kayıt tarihi
: 14.10.08
 
 

1970 Kaş doğumluyum. Trakya üniversitesi edebiyat fakültesinden 1992'de mezun oldum. Halen edebiy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster