Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ağustos '15

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
757
 

Özgüven değil, saygısızlık

Özgüven değil, saygısızlık
 

Özgüven, kişinin her şartta kendini ifade edebilme şekli olarak belirtilir.Fakat şu son zamanlarda yapılan en büyük hatalardan biri özgüven ile saygısızlık noktalarının karışmasıdır.

Aileler, çocuklarının özgüvenlerini geliştirmek amaçlı çalışmalar yaparken, farkında olmadan çocuğun saygısız bir kişiliğe sahip olmasına da zemin hazırlıyor.

Son dönemde özellikle gençler bu drumu çok iyi yansıtmaktalar. Hele bir de belli bir kariyer sahibi olma noktasında iseler, büyük , küçük aldırmadan, ben merkezli düşünerek saygı ve sevgi duvarlarını paramparça ettiklerini görmekteyiz.

Özgürlük boyutu, saygısıszlık boyutuyla eşdeğer olmuştur. Atasını saymayan, tanımayan , atasından utanan bireyler, toplumda hızla artmaya başlamıştır.

Etrafımızı incelediğimizde, kibirlenen, insanlara tepeden bakan, kimseyi beğenmez tavırlarıyla kendine bir imaj oluşturmaya çalışan insanların geçmişine baktığımızda, daha doğrusu aile çevresini incelediğimizde ,bu durumun yaşam tarzını beğenmeyip farklı bir hayatın özentisi içinde kalma duygusunun yansımasından kaynaklı olduğunu görürüz.

Bnunu bir örnekle daha anlaşılır hale getirelim;

Anne- baba kendi halinde yaşayan Anadolu insanıdır. Süsten, püsten anlamaz. Doğal , namuslu bir yaşam biçimi vardır. Fakat bizim bu gencimiz, ailesinden utanmakta, onları küçümsemekte ve bu duyguyu bastırmak için de kendini çok farklı şekilde lanse etmektedir.

Çevresinde, herşeyi bilen, kolay kolay hiçbirşeyi beğenmeyen, kültürlü olmayı bu şekilde anlayan bir düşünce tarzını kendini ilke edinir.

Bir çok insan özünün, yetiştiği kültürün yozlaşmasını yaşamaktadır. Aile bağının pamuk ipliğine bağlı olarak yaşanmasının sebebi de bu yozlaşmadır. Ayakları üzerinde durabilmenin verdiği güvenle, saygısız tavırlar takınmasına sebep olur.

Kişilerin,büyüklerine ve küçüklerine karşı gösterdiği tavır, o kişinin ahlak boyutunun seviyesini belirler.

Dünya hayatını maddesel boyutta yaşayan insanlar, sadece ben merkezli düşünüp hareket ederler. Kendi çıkarlarını ters düşüyorsa, atalarını bile silme noktasına gelirler.

Oysa ki toplumun temelini oluşturan unsurlar, ailevi ve ahlaki değerlerdir. Bu değerler tüketildiği zaman, şuursuz bir neslin ortya çıkması kaçınılmaz bir gerçektir.

Hakaret etmeyi, bağırıp çağırmayı özgüvene bağlayan insanları gördükçe üzülüyorum. Bu bir özgüven değil, kişinin kendi eksikliklerini kapatma, örtbas etme yöntemidir.

Gerçek özgüvene sahip olan kişiler, karşılaştıkları bir problem ile ilgili öfkelenip, sağa sola saldırmazlar aksine, meydana gelen o sorunun kaynağına inerek çözüm bulma yoluna girerler.

Kitap okumayan, kulaktan dolma bilgilerle, arkadaş ortamında öğrendiği üçbeş ağdalı kelime ile kendini Entellektüel kişiler sınıfına koyması da ayrı bir olaydır.

Birkaç ünlü yazarın ismini bilmek, onların sözlerinden en popüler olanlarını ezberlemek, klasik müzik dinlemek , kişiyi kültürlü yapmaz. Kişinin kültürü, ailesine, sosyal hayattaki diğer insanlara karşı takındığı tavırda gizlidir.

Kopyala , yapıştır tarzı yaşam biçimlerine sahip insanların yaşadığı hayatta, sahte bir düzenin merkezinde kurulmuş olacaktır.

NURAN TAYDAŞ ÇAL

 

E_MAİL: nuran_cal@hotmail.com

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 35
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 488
Kayıt tarihi
: 30.04.14
 
 

1976 Denizli doğumlu olan yazar; ilk-orta-lise eğitimlerini Denizli'de tamamladı. Eskişehir Anado..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster