Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Şubat '08

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
488
 

Özlem

Özlem
 

Çocuk gözlerini açtığında ilk duyduğu ezan sesi idi. Gözleri tavana dikili kaldı bir müddet, bir gariplik vardı sonra yavaşça çevirdi aşağılara doğru gözlerini , karşısında duran oda duvarı yabancı gelmişti. Tanımıyordu neresi burası diye geçirdi içinden ve yanına döndü nihayet içi rahatlamıştı yanında yatan kişi kendinden bir yaş küçük olan 6 yaşındaki kız kardeşi idi. Paniklemeden düşünmeye çalıştı burası neresiydi ve kardeşi ile buraya nasıl gelmişlerdi yada kim getirmişti. En son hatılrladığı, ismi bile konmamış 2 hafta önce doğan kız kardeşi ve doğumdan sonra hastalanan annesi idi. Buğday rengi teni, gülünce kaybolan gözleri, arkasına belik örülmüş saçları, incecik beli, hanım hanımcık bir çerkez kızı idi. Öksüz büyümüştü analık elinden çok çekmiş ve en son analığın saçlarını tararken kemik tarağı kafasına geçirmesi ile amcasının yanına kaçmıştı genç kız tepesinde dişleri saçlı derisine geçmiş tarakla birlikte. Amcasının 4 kızı ile yaşamaya başlamıştı kimbilir kaç yaşında idi kendisi bile hatırlamıyordu. Belki 15 belki 16 ama yaşam onu oldukça hırpalamış ve canından bezer hale gelmişti. Tek ve en son sığındığı kapı idi amcasının evi. Derken bir gün amcasının evine bir misafir gelmiş onun yanındaki oğlanın gözleri kıza takılmıştı. Durumunu öğrenmişlerdi amcadan. O gece hiç tanımadığı bu oğlanın peşine düşmüş kaçmıştı artık geriye dönüş olmazdı silmeliydi buraları bu acı hatıraları. Hiç düşünmüyordu kimdi bu adam, yeni hayat ona ne getirecekti. Evlendi adamla ve arka arkaya 5 çocuk olmuştu. En küçüğü henüz isimsizdi, nasip olmamıştı ona isim vermek çünkü kadın hastalanmıştı. Bebeğinin yüzüne bakıp;

_Karaböcek sen benim başımı yiyeceksin diyordu sürekli.

Çocuk anlamıyordu bunun ne anlama geldiğini kardeşleri ile oyunlar oynuyordu. Nihayet dün babası doktora götürmüştü annnesini. Geldiklerinde yine yavrularına sarıldı, kucakladı öptü kokladı, sicim gibi yaşlar döktü kadın gözlerinden. Çocuk yine anlamamıştı bunun ne anlama geldiğini akşam üzeri annesi yataktan kalkamaz olmuş komşular toplanmıştı başına kimi kur-an okuyor kimi kendi arasında bir şeyler fısıldıyordu. Nihayet hava iyice kararmış ışıkları yanmıştı evin ama kadın yattığı yerden sürekli

_Neden ışıkları yakmıyorsunuz yavrularım nerde diyordu.

Oysaki tüm yavruları başında bekliyordu. En sonunda sustu kadın artık söyleyecek sözü kalmamıştı. Komşular üzerini örtüler. Karnının üzerine bir bıçak koydular anlamadı çocuk neler olduğunu. Sonra bu evde açmıştı gözlerini sabah ezan sesi ile, birden kendini toparladı ve yanında yatmakta olan kardeşini uyandırdı.

_Kalk kardeşim evimize gidelim annemize gidelim dedi.

Uykulu gözlerini zor açtı çocuk. İkisininde üzerinde sadece atlet kilot vardı pijamalarını giydirmeden yatırmışlardı. Öylece çıktılar evden, dışarda kalabalık toplanmış bir münibüsün üzerinde duran tabut'a bakınıp ağlıyorlardı. Anladı çocuk annesi yoktu artık burakıp gitmişti öpmeye koklamaya doyamadığı yavrularını. Haykırdı çocuk avazının yettiği kadar. Hareket etti munibüs. Çocuklar arkasından koştular epey bir ıssız sokaklarda ama yetemediler annesine . Kendisi gibi öksüz bırakıp gitmişti yavrularını. Başta gülmeyen yüzü sonda da gülmemişti. Ne anasına babasına doymuştu ne yavrularına.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 21
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 1336
Kayıt tarihi
: 05.10.07
 
 

1967 doğumluyum. Evliyim. 2 oğlum var. MYO mezunuyum. Hayatı, insanları ve gezmeyi çok seviyorum. İş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster