Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Haziran '12

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
177
 

Özlenen Ceza

Özlenen Ceza
 

yok


Hababam sınıfıyla akıllara geldikçe özlenen andır bu. Kötü birşey yaparsın ve tek ayak üstünde durma cezasıyla tahtaya kaldırılınlar arasına girersin. Yaşandığı o anda kötüdür, adı üstünde cezadır çünki bu. Kötüsündür ve cezasını çekmektesindir. Sanırsınki kötü şeyler yapan sonrada hep cezalandırılır ve ayrı tutulur tümüyle iyi olanlardan. Epey sonra görürsün aslında böyle olmadığını ve sanki sırf bu yüzden mi bilinmez, ama özlersin o anlarda aldığın cezayı.

Düşününce doğrudur, kötü olanlar ceza almalıdır ve o ceza bile niye insana güzel şeyler çağrıştırı ki? Özlenen o anda çocuk olmasımıdır insanın? yani aslında çocukluğumudur özlenen şey... yoksa kötü şeyleri yapanların aksine büyüdükçe doğru ayrı tutulması iyi çocuklardan, ama bu ayrılığın kötü şeyleri yapanların kendi istekleriyle olan şey olmasında mıdır? Çalarsın ve bu takdir bile edilir. Çalışmazsın, ama para kazanırsın ve kendin bunu takdir edersin. Kayıp zamanlar dersin sonra, keşke bende o tahtaya çıksaydım hep ve bunca iyi çocuk olarak geçirdiğim tüm zamanlar dersin, kısaca lanet olsun. O zaman şimdi hadii, yok olmaz. İş işten geçmiştir artık, kendine çizdiğin yolda, örnek aldığın hani o rol modellerinde bile yoktur ki bu. Tekrar kurgulamalarla geçen kafandaki o eski anılarla oynar durursun. İnsan işte, istesede öldüremiyor içindeki çocuğu ve o çocuk aşıyor kendini. Artık oyuncakları en güzel şeyleri kafasında kendi yarattığı. Evet yaratır tekrar tekrar Tanrı olma hayaliyle ve kıskançlığıyla yaşamını yeniden ve yeniden hergün.

Ne farkı vardır bunun Tanrının yaptığından? Denilmiyor mu dünya hayatıda sadece böylesi bir hayalden ibaret? Kısaca yalan işte ve sen kendi yalanını kafanda oyuncak yaparsın işte, bunun kime ne zararı var kendinden başka. Suçlu mudur o zaman çocuk, içinde bulunduğu beden büyüsede ceza için tahtaya kaldırılıp tek ayak üstünde durmalı mıdır? Öyle, ya da değil, ama komik işte artık içinde bulunduğu topraktan beden tek ayak üstünde duramıyor. Sorarsan eğer bildiğini söyleyenlere buna çok havalı bir isim veriyorlar. M.S. diyorlar işte, ama Micro Soft değil, o asıl Tanrının hayal dünyasında insanların önemli saydığı şey ve değerli. Para yani o ve tek ayak üstünde durarak yaramazlık yapan çocukların bile saygı gösterdiği şey.

Mahmut hocalarla oynamaya devam eder çocuk. Yeni dünyalar yaratır sürekli kafasında ve hatta artık öyledirki uçar bile, tek ayak üstünde durabilmek nedir ki. Önem vermez artık hiç birşeye. Yıllarca cüzdanında taşıdığı o tek saç telini yakışını bile hatırlamak istemez. Çünkü artık o saç telinin sahibi kafasındadır, bedeninin nerede olduğunsa önemi var mıdır?. . Tanrıdır artık, sonunda yaratılan şey kendi Tanrı olmuştur çoktan. Kabul etmemesinin kimse tarafından bir önemi var mıdır ki?.. yarattığı dünyada ki insanlar ona taparken...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 360
Kayıt tarihi
: 17.05.08
 
 

1979 yılında teneke bir leğenin içine doğum yapmış annem evde... Yardımcısı olan şu meşhur ebe de..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster