Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Kasım '09

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
283
 

Özlüyorum

Özlüyorum
 

Huzur denen mükemmelliyetçi kelimenin ardına sığdırılmış onlarca hayalimin olduğunu anımsıyorum var gücümle..

Yolda yürürken ayakkabılarımdan topuk sesleri gelmiyor olması kadınlık ruhumu öldürmüyor olsa gerek ..

Kadınlık doğarken bahşediliyorsa eğer insan denen varlığa, doğar doğmaz kadın değil miyiz aslında? Hep bir adım önde olmamızı sağlamıyor mu kadınlığın bize verdiği o güç? "Hep bir adım önde olmak." Nedir bu cümlenin bizlere araladığı ama bizlerin inatla görmeyi reddettiği bu giz?

Kadınlık, sadece cinsel bir çekim gücü olmuş olsaydı eğer sadece üretken bir varlık olmak dışında ne olabilirdik?

Kadınlık sadece iki bacağın arasına mı saklanmış sizce?

Öyleyse her an burun burunasınız kadınlığınızla..

Nedir kadın olmak?

Nedir kadınlık?

Yumurtanın tek, spermin "birçok" olması mı bizim doğamızı daha en başta ayıran erkeklerle..

Kadınlık demek kıyasıya feminizmi savunmak olsaydı eğer nasıl kadın olabilirdiniz bir düşünün (:

Bizler yaradılış gereği tekiz.. Tek eşliliği savunuruz. Ve tek ile yetinmeyi iyi biliriz. Çünkü bizler daha doğar doğmaz cennetin ayak uçlarına serilmiş olduğu insanlar değil miyiz? Bu öğretilmedi mi bize?

Çok erken yaşlarda tanıştığınız kanla anlamadınız mı kadın olduğunuzu?

Ama bakıyorumda ya bunu anlayamayan ya da anlamanızı istemeyen insanlar var yeryüzünde..

Korkulacak bir şey değilki bu..

Önemli olan her şeyden önce insan olabilmek değil mi zaten?

Öyleyse nedir bu saçmalık?

Neden her şeyimizi gizlemek zorundayız ?

Neden Kadınlık hakları başlığı altında bağırmak zorundayız yüzlerce insanın içinde?

Ya da neden erkeğe şiddet yok yeryüzünde?

Yo yo hayır.. Erkeğin etkin olması gereken bir toplum düzeni olması gerektiğini savunuyorum yanlış anlamayın.. Her ne kadar kadınlık bize sunulmuş bir armağanda olsa muhtaç olduğumuz şey erkeklerdir hadi ama itiraf edin bunu kendinize zor birşey değil bu.

Asıl anlatmak istediğim bunların beraberinde gelen annelik duygusuydu aslında..

Öyle özel bir güçki bu annelik..

İsmi bile ışıl ışıl..

Bunu yaşamama daha senelerde olsa anneliğin verdiği içgüdüsel merhametlerle şimdiden tanıştım diyebilirim.

Sizlere garip gelebilir..

Ama hayatımla bir erkeği tanıştırdım ve inanın bana bu sefer öyle bir aşkla bağlandım ki..

Bunun beraberinde bir çok duyguda sürüklendi birden bire.

Zaman geçtikçe bir annenin oğlunu sevdiği gibi sevmeye başladım onu..

Karşılıksız
.. Karşılık bekleyemeden.. Beklemeden..

Onun biryerinde birşey olacak korkusuyla.. Titreye titreye..

Uzak yollara giderken merak ede ede..

Uyandırmaya çalışarak, sırf onu uyandırabilmek için hiç uyumayarak, üşümesin diye dört dolanarak etrafında..

Ağladığını duyduğunda gizli gizli ağlayarak..

Her sarılışında o benim diyerek.. Ama sonra aynı bir anne gibi "bir gün başkasının olacak.." diye diye..

Hayallerini gerçekleştirmek için kendini heba ederek, onun hayallerinden sonra düşüne düşüne kendi hayallerini..

Düşlerinde gitmek varken uzaklara sırf onu görebilme ihtimaliyle gidemeyerek..

Söyledim ya aynı bir annenin çocuğunu sevdiği gibi..

Vazgeçemeyerek, ama onun vazgeçeceğini bile bile..

Ve şimdi anlıyorumki annelik hem çok özel hem çok güç bir meslekmiş..

Ve istifa etmek gibi bir şans dahi vermiyor yukardaki size. Örneğin doktor olabilirsin ama sıkılırsan öğretmende olabilirsin.

Ama anne olursun, sıkılırsanda yine anne olursun. İşte böyle bir şeyle tanıştım yakın zamanda. Onun benim rahmimden dünyaya gelmemiş olması onun annesi olmayacağım anlamına gelmezdiki (:

Ya da aşk denen o büyülü kelimenin yanına annelik denen kutsal kelimeyi yerleştiremeyeceğim. Ben mutluyum sanırım.

Ama daha da mutlu olabilirim.

Bunun için biraz daha zamana ihtiyacım olmuş olabilir..

Ama annelik duygusu yanında özlemide getirir..

Çok özlüyorum.. Evet doğru duydunuz..

"Ben özlüyorum."

Özlemek canımı acıtıyor ama özlüyorum..

Gizleyemem ki..

Benim doğamda var kadınlık ya da beraberinde gelen annelik..

Ben bir Kadın olarak özlüyorum.

Ben seven bir Kadın olarak özlüyorum.

Ben şu anki minik kız olarak özlüyorum.

Ben bu kadar bağlılıkla ve kuralları yıkarak bunca sevdiğim için özlüyorum.

Hayır hayır özlemek zorunda olduğum için ya da kendimce "Ben onu özlersem onu seviyorum demektir bu da onu mutlu eder" düşüncesiyle değil, onu gördüğümdeki mutluluğumu gidermek için özlüyorum.

Bencilce özlüyorum diyebiliriz.

Hayattaki en güzel "İyiki" o olduğu için özlüyorum..

Ve ben bunları yazarken hiçbirinizin hiçbirşey bilmediği rahatlığıyla özlüyorum..

Çünkü ben hayatta birini ilk kez çıkarcılıklarımdan sıyrılarak doya doya, özleye özleye, korka korka ve belkide yeryüzünde ne kadar ikileme varsa hepsini "yaşaya yaşaya" seviyorum..

-Biraz geç kalmış olabilir aşk.. Ama vazgeçmek için çok erken..

-Ve ben galiba bunun için Seni seviyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 22
Toplam yorum
: 6
Toplam mesaj
: 10
Ort. okunma sayısı
: 435
Kayıt tarihi
: 09.11.09
 
 

Anadolu üniversitesi sanat tarihi öğrencisiyim...

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster