Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '08

 
Kategori
Gelenekler
Okunma Sayısı
638
 

Özümüzden uzaklaşmak üzerine bir yazı.

Biz Türk milletinin genetik birtakım özellikleri vardır;düşkünlere yardım elini uzatmak, saygı, sevgi, misafire ikram, başka dinin mensuplarına hoşgörü gibi. Atalarımızdan yadigardır bize. Hala devam eder bu özelliklerimiz. Fi tarihindeki talas savaşıyla başlayan İslamiyete yakınlaşma ve Türklerin İslamiyetin yegane svunucuları olması ile bu huylarımız pekişmiştir. ve gittiğimiz yerlerde insanları kanla, kılıçla değil, sevgiyle, hoşgörüyle fethetmişizdir. Ancak günümüzde bazı değerlerin iyice yozlaştığını görmek üzüntü verir olmaya başladı.

Ramazan ayları malumunuzdur, insanlar ikiye ayrılır; oruç tutanlar ve tutmayanlar. Bir kısım cenah orucu sanki eskiden gelen bir adetmiş gibi görüp sırf poz için tutarlar. Görürsünüz işte gösterişli iftar yemekleri, aşırı lüks davetler vesaire. Dışarıda yiyecek ekmek bulamayan insanların varlığı söz konusu iken, dinimizin haram kıldığı israfa kaçan böyle toplantılar düzenlemek insanların vicdanında sadece sanal bir rahatlama yarattığı düşüncesi içerisindeyim. Çünkü hz. peygamber derki "komşusu açken tok yatan bizden değildir" sözü toplum içerisinde yardımseverliğin önemini, paylaşmanın arttırılmasının önemini vurgular. Aralık ayında arkadaşım ile beyoğlunun ara sokaklarında gezinirken gördüğüm bir manzara hala gözümün önündedir; yol kenarındaki saksının dibine atılmış soslu mısırları toplayan yolsuz adamı gördüğümde, yaşadığım bu dönemden bir nebze daha tiksindim ve bu sadece buzdağının görünen yüzüydü. Her cuma cami önündeki dilencilerin hali ayrı bir konu. Artık tüketim toplumuna dönüşmeye bşaladığımızı hatırlatmak gereksiz olacaktır. Gençliğimiz avrupa, amerika özentisi olmaya meyilli hale geldi. Bunda dış mihrakların etkili propagandasınında etkisi olduğu gün gibi açıktır. Birbirini anlamadan yoksun, yüzüne gülüp arkasından söven biretler amip gibi çoğalıyor.Belkide sayın başbakanın "batının ahlaksızlığını aldık" sözü içine saplandığımız batağın hali hazırda ilanıdır. Kendimizi bağlamaya çalıştığımız avrupa birliği denen komünitenin ekonomik göstergeleri ne kadar iyi görünse bile şu an bir Belçikayı, Fransayı inceleseniz nasıl bir yozlaşmışlığın, nasıl dejenere olmuş bir gençliğe sahip olduklarını görürsünüz. Banu Avarın "Sınırlar Arasaında" programında gördüğüm Belçika, kaçarak uzaklaşmak isteyeceim bir ülke olmuştur. Çünkü biz ne kadar uzak dursakta pislik bir yerden bulaşır. Hoşgörüsüzlük ise almış başını gidiyor. İnsanlar kamplaşmaya yönelmiş. Birbirlerini bir kalıba sokuyorlar; dindarlar ve laikler diye bilirsiniz işte. Biraz birbirimizi anlamaya çalışsak her işin üstesinden geleceğimizi hepimiz biliyoruz ama beyinlerimiz batı özentisi müziklerle, eğlencelerle, partilerle uyuşturulmuş vaziyette. Bazen düşünüyorumda, değerlerimizden uzaklaşmaya başladığımız bu devranı giç görmemiş, yaşamamış olsaydım, keşke geçmişte bir yüzyılda yaşamış olsaydım, herhangi bir savaşta ölüp gitseydim. Belkide kendimi bu kadar yalnız hissetmezdim...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 12
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 594
Kayıt tarihi
: 06.01.08
 
 

Politika, ekonomi, futbol, güncel meseleler gibi uzak durmam gereken meselelere uzak duramadığım ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster