Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
298
 

Özür dilerim Küçüğüm

Özür dilerim Küçüğüm
 

Utanıyorum küçüğüm


Evinin balkonuna çıkmış küçük kız neşeli şarkılar söylüyor, kendince anlamlı gelen kelimeleri sıralayarak, yuvarlak bir makamla; ” eğlenelim gülelim, aynı köşe başın da birbirimizi bekleyelim”…muhtemelen alt kattaki arkadaşlarına bir mesaj yolluyor çaktırmadan. Mutlu çünkü, çünkü: Onun ülkesin de çocuklar katledilmiyor, onun ülkesin de geleceği kimyasal silahlarla yok edilmiyor. Mutlu o, uykusunun en tatlı yerinde annesinin korkuyla açılmış gözlerini görmüyor, kulakların da silah sesleri, çığlıklar, iniltiler, hakaretler yok. Mutlu o, en çok da yarın sabah arkadaşlarıyla yine köşe de buluşup oyunlar oynayacak, ölülerle çevrilmiş bir sokakta babasını aramayacak gözleri, ağlamaktan ve acıdan yorgun düşmeyecek minik bedeni. Mutlu o, çünkü; çocuk. Çünkü: Bu onun en doğal hakkı, çocuk olmak mutlu olmak demek çünkü, şeker yemek dişleri çürüyene kadar, ip atlayıp top oynamak ayakkabıları kopana kadar, komşunun bahçesinden incir aşırmak, erik çalmak demek çocukluk.

Özür dilerim çocuğum, sana bu mutlulukları yaşatamadım, beni affet çocukluğunu çaldım senden. Küçüğüm, görmemen gerekenleri gösterdim sana, duymaman gerekenleri duyurdum. Kan kokusunu bilme, sen bildin, ben silahları tv de ki kötü adamlarda gördüm sadece, sen o silahların ve adamların gölgesin de ezildin. Biz kimyasal parfümler sıktık oramıza buramıza, oysa sen anlamadın bile ölümün kimyasal olduğunu, üzerine yapışan o şeyin gazlaştırılmış ölüm olduğunu. Sen acı için de kıvranırken biz sustuk, Sen ölürken biz baktık. Sen ağlarken biz ağlayamadık, sen açken biz tıkabasa doldurduk midemizi.

Uzaklardan bir ambulans sireni duyulmakta, bizim buralar da duyabileceğimiz en kötü şey bu, ya ambulans ya itfaiye sireni. Senin duyduğun seslere ne demeli? İnsan çığlıkları, bebek ağlamaları, silah tarrakaları, annelerin feryatları, babaların çaresiz haykırışları, beddualar, ahlar, iniltiler, birbirine girmiş  insan sesleri, sesler, sesler ...

Özür dilerim çocuğum, bütün bu korkunç seslerin boşluğun da seni yalnız bıraktığım için, sana bunları yaşatanlardan biri de benim… Oysa benim ülkem de benden daha duyarlı insanlar var; benim ülkemde ağaçlar için sanatçılar ayaklandılar, yazarlar yazdılar çizdiler, benim ülkemde siyasetçiler parklar da sabahladılar, günlerce tanklara, polis coplarına direndiler. Benim ülkemde benden duyarlı insanlar var küçüğüm ; hayvanlar öldürülmesin diye insanları hırpalayan, ağaçlar kesilmesin diye birbirini öldüren. Benim ülkemde benden daha duyarlı insanlar var küçüğüm, benden daha cesur, daha militan, daha özgür, daha akıllı, daha muhalif, daha insancıl, daha saygın, daha bilinçli, daha zeki, daha yürekli… benim ülkemin insanları insan ben küçüğüm…

Özür dilemekle olmayacak biliyorum, yaşarsan o anların acısı asla kapanmayacak ruhunda ve öldüysen eğer, iki elin yakam da olacak ahiret'te. Affet beni küçüğüm diyemiyorum sana, ben kendimi affedemezken… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 40
Toplam yorum
: 43
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 157
Kayıt tarihi
: 19.08.13
 
 

Çok bildiğimden değil anlamak ve anlam kazanmak için yazıyorum, anlamlarla var olmak adına, herke..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster