Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '06

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
5599
 

Özürlü mü, engelli mi?

Özürlü mü, engelli mi?
 

3 Aralık Dünya Özürlüler Günü nedeniyle ülkemizin dört bir köşesinde engelliler, sivil toplum örgütler, yerel yönetimler, hükümet ve gönüllülerin katılımı ile paneller, törenler ve yürüyüşler düzenlendi. Herkesin amacı ve sözü birdi. Geçen yıl Taksim’de ki etkinlikler için Başbakan Erdoğan, vakif ve derneklerin engellileri istismar ettiğini söylemiş ardından da, yeni bir genelge ile "2005 Özürlüler İstihdam Yılı" olarak ilan edildiğini bildirmişti. Peki neler yapıldı ” Özürlüler İstihadam Yılı’nda?” Çok araştırmama karşın, özellikle ortapedik engelliler için alınan motorlu ve motorsuz tekerli sandalye sayılarını verdi yetkililer. “İSTİHDAM YILI” soruma karşılık.

Geçen yıl neler yaşandı bu günde şöyle bir anımsayalım mı?

Taksim Meydanında toplanılmış Galatasaray Lisesine kadar yürümeye çalışılmıştı! Taksim -Galatasaray arasında her yıl yapılan “Geleneksel Dünya Özürlüler Günü Yürüyüşü”nde engelliler, araç trafiğine kapalı olan İstiklal Caddesi’nden geçen araç( Tramvay, zabıta ve emniyet araçları) ve yayaların engeline rağmen düzenlenen yürüyüşü güç bela da olsa tamamlamışlardı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi İstanbul Özürlüler Merkezi (!) tarafından organize edilen yürüyüş sırasında “Sevgi her engeli aşar, Canda özür olmaz, Biz de varız farkında mısınız?” yazılı pankartlar açılmış, Çok sayıda engellinin katıldığı yürüyüş Galatasaray Lisesi önünde son bulmuştu.

Bir başka güzellik daha olmuştu geçen yıl. Türk engellilere destek vermek için Taksim Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’nın çevresini tekerlekli sandalyesi ile 24 saat boyunca turlayan ve turunu dün saat 11.00’de tamamlayan Alman ekstrem sporcusu Thomas Haffmarck da elindeki Türk ve Alman bayraklarıyla, çok sayıda fiziksel ve zihinsel engellinin yer aldığı yürüyüşe katılmıştı. Hoffmarck, turunda 145 kilometre yol katettiğini belirterek, “Türk insanının misafirperverliği beni çok etkiledi. Bazı vatandaşlar bana gece boyunca çay-kahve ikram etti. Ancak en çok yayaların engeliyle karşılaştım ve onlara çarpmamak için en az 5 bin kez “pardon” demek zorunda kaldım”demiş ve bu konudaki duyarlılığımıza (!) hayran kaldığını belirtmişti.

Ankara İstanbul’a göre biraz daha hreketli yaşamıştı ‘engelliler günü ‘nü. Başbakan Tayyip Erdoğan, özürlüler adına kurulmuş bazı vakıf ve derneklerin, engellileri istismar ettiğini söylemişti. Örneğin ve eklemişti Erdoğan, kötü örneklerden olumsuz etkilenen samimi derneklerin de gerekli desteği bulamadığını… Erdoğan, eşi Emine Erdoğan ile devlet bakanları Güldal Akşit ve Ali Babacan ile birlikte, 3 Aralık Dünya Özürlüler Günü münasebetiyle Hacettepe Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Özürlüler Proje Yarışması Ödül Töreni”ne de katılmıştı. Başbakan, engellilerin ‘atıl insanlar’ olarak görmediklerini söylemiş, Özel sektördeki yüzde 2’lik özürlü çalıştırma zorunluluğunu yüzde 4’e çıkardıklarını anlatan Erdoğan, işadamlarına özürlü çalıştırmaları çağrısında bulundu. Başarılı bir ‘özürlüler kanunu’ çıkarılması için sağlıklı bir altyapı olmadığını kaydetmişti. Ayrıca Erdoğan, birkaç ay içinde güzel bir kanun çıkaracaklarını müjdelemişti 2005 3 Aralık tarihinde. 2006 3 Aralığındayız ben mi kaçırdım acaba sayın Başbakan’ın müjdesini ? “Çıkardılar da ben mi fark edemedim?” diye araştırdım ama bulamadım.

Başbakanlık da yayımladığı bir genelge ile, 2005 yılı ‘Özürlülerin İstihdamı Yılı’ olarak belirlendiğini duyurmuştu.. Yayımlanan yeni genelgeye göre “2005 Özürlüler İstihdam Yılı”ydı… Yayımlanan yeni genelgeye göre “2005 Özürlüler İstihdam Yılı”ydı… Ve karar Resmi Gazete’nin 2 aralık 2005 tarihli sayısında yayımlanarak yürürlüğe girmişti. Karara göre, kamu kurum ve kuruluşları, istihdamı zorunlu özürlü personel kontenjanlarını doldurmak için üzerlerine düşen sorumlulukları gecikmeksizin yerine getirecek ve özürlü memur istihdam etmekle yükümlü olan kamu kurum ve kuruluşları uygun boş kadro bulunmadığı takdirde boş kadroda unvan değişikliği yaparak gerekli kadroları temin edecekler. Deniliyordu. Bunu sormuştum oysa ilgili makamların halkla ilişkiler birimlerinden ulaşabildiğim kişilerine.

Bir şey daha vardı geçen yıl ilgimi çeken. Özelikle üzerine basa basa ENGELLİ diye sordğum sorulara ilgililer, yetkililer ve hatta üst düzey bürokratlar ÖZÜRLÜ diyorlardı. ÖZÜRLÜ..

“Neden Özürlü Hocam?” diye sorduğumda Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkan Vekili Dr. Mehmet Aysoy : “Özürlü ve engelli, terminolojik açıdan birbirinden farklı anlam taşır. Özürlü bir kişi, engelli olmayabilir. Sağlıklı bir kişi ise engellenince, engelli olur. Doğrusu özürlü demektir.” Demişti. OFD Başkan Yardımcısı Süleyman Akbulut ise : “Engelli, kişinin engellenmesidir. Şartlar uygun değilse, hamile kadın da engellidir. Özürlülük ise fonksiyonel kayıp. Özürlülerin çoğu toplumda yaşamaya devam eder. Sonuçta, iki terim arasındaki kullanım, çevre şartlarına göre değişiyor. Ama terminolojik olarak, özürlü daha doğru. “ demişti. Bunu Sakatlar Derneği Genel Başkan Yardımcısı Binnur Semiz’e yönelttiğimde : “Özürlü veya engelli kullanımı, kişilerin isteğine bağlı. Biz dernek olarak sakat demeyi tercih ediyoruz. Ancak son dönemde, Başbakanlık Özürlüler Dairesi de özürlü diyor. Yasa tasarısında da "özürlü" olarak kullandı. Türk Dili Kurumu ‘sakat’ olarak kullanıyor.” Diyerek eklemişti “ Biz çok fazla önemsemiyoruz. “ Benzer bir söylemi, Altı Nokta Körler Hizmet Vakfı Başkanı Kemal Dok’ ta dile getirmişti “ Engelli sözcüğünü halk daha çok kullanılıyor, ancak son günlerde özürlü kullanımı yaygınlaştı. Bizim için 2 kelime arasında bir fark yok. Biz kendimize herkesin kaçınmasına rağmen, kör diyoruz. Bizi hiç ilgilendirmiyor, hiç de önemli değil” diyerek “önemli olan isimlendirme değil, bu yurttaşların sorunlarının çözümüdür” diyerek dikkatleri başka yöne yönlendirmişti. Fiziksel Engelliler Vakfı Genel Sekreteri Sait Köksal Bu konuya başka bir pencereden bakarak isimlendirme konusundaki çelişkiye ve farklılıklara dikkat çekmişti. Köksal “ Doğrusu bulunamıyor. Kimi Türk dili açısından, kimisi toplumda yarattığı anlam açısından yaklaşıyor. Bizim ismimiz de engelli, ancak bu doğrudur dersem, yanlış olur. Daha, resmi kurumlar arasında bile anlaşma sağlanmadı.” Diyerek umutsuzluğunu dile getirmiş, adeta ‘ biz daha isim konusunda bile uzlaşamamışken, bu sorunların üstesinden ne zaman gelebiliriz ?” diye sormuştu adeta söyledikleriyle.

Peki sizce ne olmalı? En azından isimlendirilmelerinde bir karar birliği oluşturmak bu kadar zor mu?

Yaşamlarını zorlaştırmak adına o tadar çok şey yapıyoruz ki, hiç olmazsa isimlerini tek bir ağızdan çıkmasınına engel koymayalım, ne dersiniz?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ömer bey, Benim can arkadaşlarımdan biri sakat. Bazıları bedensel özürlü diyor, bazıları bedensel engelli. Ama çok iyi bildiğim için burdan söylemek istiyorum. O ve diğerleri bunlardan hiç hoşnut değiller. Onlar kendilerine sakat denmesinin yeterli olduğunu düşünüyorlar. Önemli olan isimleri değil, onların daha iyi yaşayabilecekleri koşulların hazırlanması ve uygulanmasında.. Sanırım siz de aynı düşüncedesiniz.

Arzu 
 09.12.2006 20:35
Cevap :
desteğinize ve ilginize teşekkür ederim.  09.12.2006 22:04
 

Ne özürlü ne de engelli denmesini istiyoruz aslında çünkü bizlerin birer ismi var. Ama genellendirilecekse sakat denmesini tercih ederim. Çünkü defolu değiliz ki özürlü densin. Her sakatta engelli değildir engelli densin. Aslında bu kavramlarla uğraşacaklarına verdikleri sözlerin arkasında dursunlar. Bize hangi kavramı yükleyeceklerinin tartışmasını bıraksınlar bir an önce insanca yaşama koşullarını sunsunlar. Toplumda ki öteki olma kimliğinden kurtarsaların bizi. Bu arada teşekkürler duyarlılığınız için. Sevgiler

Oya Tekin 
 04.12.2006 5:51
Cevap :
Umarım sesini duyar diğer arkadaşların ve benzer duyguları haykırırlar... sağlam görünümlü düşünce özürlüler(!) bu konuda sizden özür dilemeyi akıl edebilirler belki.. sevgiyle  04.12.2006 15:11
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 126
Toplam yorum
: 807
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1238
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster