Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Aralık '12

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
543
 

Özürlülerin, engellilerin çalışma hayatındaki yerlerine ait birkaç örnekleme…

Özürlülerin, engellilerin çalışma hayatındaki yerlerine ait birkaç örnekleme…
 

Bugün itibariyle özürlüler veya yeni hitabıyla engelliler hakkında yazılan blogların/ blog yorumlarının nasıl da kişiden kişiye, kalemden kaleme, vicdandan vicdana değişiklikler gösterdiğini, herkesin tek tip olmayacağı gibi, tek tip düşünceye de sahip olmayacağını az buçuk anladım.

Burada yeri olmasa da paylaşmak istediğim bir söz var: “Kimi, işini iyi yapar, reklamını yapamaz, kimi ise çalışmaz ama reklamını iyi yapar.” şeklindedir.

Amacım, bakış açıları yaratmak:

Örnekleme 1: Bütün dizlerinden aşağısı çocukken geçirdiği menenjit hastalığı nedeniyle hissiz ve de gelişmemiş. Dolayısıyla da metal iskelet kullanmak zorunda; kullanıyor da. Ayrıca mutlaka değnek kullanarak yürüyebiliyor. Kendine göre kabullenmiş bu yaşamını. Açıköğretim 4 yıllık fakülte mezunu. 40 yaşlarında evli; iki çocuk sahibi. Üstelik Köklü Devlet Kurumunda veznedar olarak görev yapmakta, arada bir Müdür Vekilliğini de yürütmekte…

Öyle ki, işine verdiği önem, hassasiyet, özen kesinlikle yadsınamayacak şekilde.

O dairede engelsiz çalışan çoğu çalışandan daha itibarlı. Ve de daha çalışkan ve de daha güvenilir.

Ama işte engelli!

Örnekleme 2: Engelsiz kadroda görev yapıyor. Kesinlikle engelli oranı düşük olsa da… Konuşmada zorluk yaşıyor. Özelleştirilen Kuruluştan sonra başka kuruma geçti. Evli. 3 çocuk sahibi. Geçtiği kurumda ise maalesef torpilli olduğu için engelsiz kadroyu iştigal etmekte. İlçe de görev yapan tek görevli konumunda. Bütün sorumluluk onda ama çalışma onun için bir şey ifade etmiyor. Kendinden beklenileni yapma gayreti yok. Uyarıldığında ise kompleksli bir şekilde karşı atağa geçiyor. Sadece maaşını alıyor.

Örnekleme 3: Çobanmış. Ailesi fakirmiş. Bir gün işçi olarak işe girmiş. Sağ kolunu kullanamıyor. İşçi kadrosundayken dairede gelen giden evrakları kendisi takip eder, o evrakları inceler büro memurunun gözden kaçırdığı veya hatalı yazıları fark eder, karşı tarafa geçmeden düzeltilmesini sağlardı. Bu şekilde emekli oldu. Güvenli olması sebebiyle kişiye özel yazılar hep onunla gider gelirdi. İnsanlar ondan hep iyi bahsetti. Evli, 4 kız sahibi.

Örnekleme 4: Cüce olmasa da cüceye yakın ve engelli. İşçi olarak çalışmakta… 1475 Sayılı kanunun zamanlarından kalma. O da gelen giden evrak ve tabiri caizse ayak işlerini yapmakta. Ama ilk fırsatta içmekte. Tüm maaşını içkiye yatırmakta, ailesine zaman zaman çevresindeki insanlar harçlık vermekte. Alkol ve engelli haliyle ne derlerse artık- karı kız muhabbetinde-. Yanından geçenler ondan hazzetmez ama işte engelli kadrosunda. Emekli olana kadar sabırlı davranıldı.

Örnekleme 4: Küçükken geçirdiği ateşli hastalık nedeniyle belden aşağısı felçli. Evli harika bir eşi, 2 oğlu var. Devlet dairesinde engelli işçi kadrosunda görev yapmakta. Bilgisayarların devlet dairelerinde kullanılmaya başlandığı zamanlarda tüm dairede çalışanların bilgisayar sorunlarını çözmede maharetli. Herkes ondan yardım istiyor. Keyifle işini yapıyor. Engelsiz arkadaşlarının ona engel olmasını kaldıramıyor; emekliliğini istiyor.

Örnekleme 5: Engelsiz kadroda görev yaparken büyük bir kaza geçirdi, ölecek gözüyle bakıldı. İnanılmaz çileler yaşadı. Engelli oldu. Öyle hoş, öyle hayata bağlıydı. Engelli oldu; engelli kadroya alındı... Engelli olarak çalışma hayatına karıştı. Yapabildiği kadar yaptı. Engelsizlerin bile yakalayamadığı yaşama sevincini, pozitifliğini hep devam ettirdi. Engelsizler bile ondaki bu pozitiflikten kendilerine pay çıkarmaya başladılar. Nihayetinde köşesine çekildi.

Bütün bunlar birebir toplumumuzda var olanlar.

Önemli olan engelli veya engelsizlik değil;

Vicdandır!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vicdandan sonra nokta gelmiyor, bakın daha neler var: bilgi, bilinç, adalet, hukuk, nezaket, eşitlik. Belki daha başka şeyler de eklenebilir. Toplumun insanlara fiziksel durumuna göre değil insan olma paydasıyla, insan merkezli bakış açısıyla yaklaşabilmesi için bu kavramların benimsenebilmesi, özümsenmesi gerekiyor. Yani toplumun engelli ve sağlam diye ikiye bölünmediğinin ayırdına varmak için bunlara da gerek var. Selamlar.

Güz Özlemi 
 20.12.2012 16:46
 

MERHABALAR...Sevgili YILDIZ hanım :-) Evet verdiğiniz bu (6) örneklemeden KISSADAN HİSSE " İNSAN - İNSANDIR..! Sağlamı ile Engellisiyle..! Ve işin özü olarak bu bir TABİAT KANUNUDUR..! KARADENİZ/ORDU'ya sevgiler,selamlar ve saygılar :-))

BEN ve OLTAMA TAKILANLAR 
 18.12.2012 18:31
 

Verdiğiniz şu örneklerden de anlaşılıyor ki, meseleye soğukkanlı ve gerçekçi bakmak lazım. Hayatın gerçeklerinden uzak, duygusal ve biraz da el gördülük bakmak kimseye fayda sağlamaz...Demek ki, engelliler de her insan gibi marifetlere ve kusurlara sahipler...İşini iyi yapan da var, yapmayan da...Burada önemli olan, ne engellidir diye dışlamak, ne de engellidir diye yapamayacağı işlerin başına getirmek...Doğrusu, yapabileceği işte istihdam etmek ve karşılığında hizmet beklemek...Selamlar.

ali açıköz 
 18.12.2012 18:26
 

Selam... En güzel sözü sona bırakmışsınız... Yani engellilik kişiliğin ortak paydası olamaz... Toplumdaki kişilikler neyse onlarda aynıdır... Saygılar...

KUYUCAK 
 18.12.2012 15:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 358
Toplam yorum
: 3042
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1535
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster