Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
213
 

Paketlenen demokrasi!

Paketlenen demokrasi!
 

(Gırgır dergisinin kapağı)


30 Eylül 2013 günü açıklanan demokratikleşme paketinin din devletine gidişin ve bölünmenin önünü açmaktan başka bir işe yaramayacağı, bunun ilk paket olduğu ve arkadan diğer paketlerin de milleti alıştıra alıştıra uygulamaya konacağı anlaşıldı. Seçimlere kadar bu paketle AKP durumu idare edecek. Seçimi kazandıktan sonra esas paketler o zaman açılacak. O nedenle “yetmez ama evet” söylemi sürdürülüyor.  

CHP başkanı Kılıçdaroğlu’nun  paketteki birçok maddeyi daha önce kendisinin önerdiğini, ancak bunların  AKP tarafından reddedildiğini ifade etmesine kimse pek şaşırmadı. Çünkü artık millet CHP’nin AKP’nin stepnesi olduğunu anladı. 

Öte yandan, Kılıçdaroğlu’nun şeriatın simgesi haline gelmiş olan türbanın serbest bırakılmasına,  tarikatların milletten bağış adı altında haraç almasının  önünün açılmasına, dinsel düşünceyi eleştirmenin ve laikliği savunmanın suç sayılmasına, dört kadın almaya ve diğer şeriat kurallarının uygulanmasına karşı çıkmanın “bir kimsenin inanç düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihine müdahale” sayılarak 1-3 yıl hapis cezası getirilmesine, [1] Andımız’ın kaldırılmasına, özel okullarda aşiret dilleriyle eğitimin başlatılmasına, il, ilçe ve köylerin isimlerinin Osmanlı döneminden kalma aşiret isimleriyle değiştirilmesine ses çıkarmaması “CHP=AKP” denkleminin  doğru bir saptama olduğunu ortaya koyuyor. (Sömürünün postmodern denklemi: AKP = CHP, 20.07.2013 tarihli blogum). Bu bağlamda Başbakanın konuşmasında gözden kaçan bir cümleyi sizle paylaşayım:

 “Türkiye'nin bölünme, parçalanma, gerileme diye bir meselesi asla yoktur ama Türkiye'nin muhalefet diye bir sorunu vardır”

Burada “muhalefet” sözüğüyle kastedilen CHP ve muhalefet partileri değlidir! Ancak, Cumhuriyet Mitingleri, öğrenci protestoları, stadyumlarda atılan sloganlar, tencere tava eylemleri ve Gezi Direniş Ruhu ’dur! AKP için en büyük karabasan budur, çünkü bu söylem ve eylemler TBMM dışında gelişen demokratik ve doğrudan bir halk direnişinin, devrimin kıvılcımlarıdır!  AKP’nin en büyük korkusu budur!

Alevilere yaranmak amacıyla Nevşehir Üniversitesi’nin isminin Hacı Bektaş Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesi,   Mor Gabriel manastırın arazisinin Süryanilere iade edilmesi, Romanlar için dil enstitüsü kurulması gibi  vitrin düzenlemelerini “makarnacılar” hariç kimsenin yutmadığını belirtelim.  Halkımız, gençlik, aydınlar, Avrupa ve tüm dünya demokratikleşme paketini laik düzene ve cumhuriyete saldırı olarak algılamış durumdadır. Türkiye’nin geleceği İran’dan beter bir İslamcı rejimin tehdidi altındadır. Demokratikleşme paketlerinin (!) asıl hedefinin demokrasiyi paketlemek ve Türkiye’yi Sünni İslam devleti yaparak Alevi-Şii Suriye ve İran ile savaştırmak olduğu gözardı edilmemesi gereken güçlü bir olasılık olarak önümüzde duruyor.


[1] “Kişinin inançlarının gereğini yerine getirmesi dolayısıyla belli haklarını kullanmasını engelleyenleri ceza kapsamına alıyoruz. (…) TCK’da yapacağımız değişiklikle dini inancın gereğinin yerine getirilmesinin engellenmesini de ceza kapsamına alıyoruz. Dini ibadet ve ayinlerin bireysel olarak yapılmasının engellenmesini aynı şekilde bu kapsama alıyoruz. (…) Bir kimsenin inanç düşünce veya kanaatlerinden kaynaklanan yaşam tarzına ilişkin tercihine müdahale edenlere ya da bunları değiştirmeye zorlayanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası getiriyoruz.” (Başbakanın 30 Eylül 2013 günkü  Demokratikleşme Paketi  TV konuşmasından)

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçek şu ki Türkiye'de insan kalitesi çok düşük. Seçimler ülkeyi daha da felâkete sürüklüyor. Bakın Mısır'da hristiyan azınlık ancak ordu sayesinde hayatta kalabildi. Islamistlerin kafası iyice ezilene kadar demokrasiyi unutun derim. Yoksa protestoya yeltenen modern ve uyanık tüm gençlerin beyni dağıtılacak. Yaşamak istiyorlarsa başka yöntem bulsunlar.

Eren Sonar 
 07.10.2013 19:45
Cevap :
Doğrudur. "Kalite" sözcüğü zaten Fransızca'dan ithal. Kalite sözcüğünün Türk dilinde yerleşik bir karşılığı yok. İslamistler hakkındaki görüşünüz tartışmaya açık. Bu konuda görüşlerinizi milblog da paylaşırsanız iyi olur.  08.10.2013 16:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 129
Toplam yorum
: 179
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1748
Kayıt tarihi
: 27.07.06
 
 

1968 yılından bu yana dinler tarihi, mitoloji, sosyoloji, antropoloji, dinbilim, teozofi, metafiz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster