Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Temmuz '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1266
 

Palu’da Ermeni hadiseleri üzerine sohbetler-3

Hadise 5.

Pembe Hanım:

Şaban Ağa ölmüştü (1905). Zülküf [oğlu] altı aylıktı. İki seneye yakın babamın evinde kaldım. Babam da ölünce Venk’de dayım Paşa Beyin yanına gittim. Zülküf, 7-8 yaşlarındaydı (1913).

O sene, hemen her gün bir havadis ortalığa yayılıyordu; Erzurum’da, Erzincan’da, Van’da, Muş’ta, Bitlis’te… Ermeni komiteleri köyleri basıp kadın-erkek, çoluk-çocuk demeden herkesi kıtale [katliâma] uğratıyorlarmış. Ne kadarı doğru, kimse bilmiyordu. Müslümanlar da Ermeniler de tedirgindi.

Güz’ün sonlarıydı (Kasım 1913)...

Bir gün kuşluk vakti Venk’e aşiret adamları geldi; muhacir getirdiler. Caro [Palu-Karacabağ] ile Hamzabey arasındaki derelerde saklanırlarken bulmuşlar. Dayım paşa Bey, gelen atlıları misafir etti, sonra onlara silahlı adam kattı; ’Gidin etrafa bakın, başkaları var mı, yok mu? Kolaçan edin, alın getirin.’ Dedi. Diğer yandan, Hükümete de haber saldı. O günlerde Hükümet, Karşıbahçeler’e nakledilmiş dediler, lâkin ben görmedim.

Rüştü Efendi:

Hükümet konağı, Karşıbahçeler’de bir eve taşınmıştı; kimin eviydi hatırlamıyorum. Muhacirler meselesini ise çok iyi hatırlıyorum.

O günlerde Alime Hanım [Amcası Hanımı] hastaydı. Hacı Emi de pek dışarı çıkmıyordu; üç at dışında bütün hayvanları satmıştı.

Ermeni komitelerinin çevre köylere kadar nüfuz etmesi üzerine jandarma komutanı, gücü yerinde olanlara Kelam-ı Kadim üzerine yemin ettirdi ve tüfek verdi. Ben 17-18 yaşlarındaydım lâkin Rüştiyeliydim; yemin ettim ve tüfek aldım.
Gençtim diye beni devriye yazmadılar. Kalepınarı Mahallesinin arkasındaki geçitte bulunan nöbetçi grubuna dahil ettiler. Başımızda bir çavuş vardı. Siperler kazdık; nöbete başladık. Ermeni komiteleri Palu’ya da geldi, gelecek diye sürekli nöbet tutuyorduk.

Çok iyi hatırlıyorum. Güzdü; havalar çok soğuk geçiyordu. Alime Hanım, o soğuk kıştan çıkamamış; vefat etmişti.

Bir sabah, ben nöbetteyken camilerde vakitsiz çift ezan okundu. Merak ettik ne oldu diye. Sonra çavuşumuz geldi; Muş tarafından muhacirlerin geldiğini söyledi. Gelenleri Müslüman evlere dağıtmışlar.

Muhacirlerin gelmesinden sonra Ermeniler, evlerine kapanmıştı. Kapı ve pencerelerini sıkı sıkıya kapatmışlardı; korkuyorlardı. Bu nedenle devriye nöbetleri, özellikle Ermenilerin kalabalık oldukları Köprübaşı ve Çarşıbaşı mahallesindeydi.

Bir ara, ‘Kısas gerekir!’ diyenler olmuş. Kaymakam hemen Şehrin ileri gelenlerini çağırmış; Hacı Emi de gitmişti:

‘Savaş hali vardır. Kimse kısasa kalkmasın. Hükûmet buna müsamaha göstermeyecek, kısas yapanlar kurşuna dizilecektir.’

Demiş.

Müftü Efendi de;

‘Cenupta İngiliz, Şimalde Ruslar… bir de buralarda Millet birbirini kırarsa Devlet-i Ali’nin dirliği kalır mı? Huzur-u Mahşerde Peygamber Efendimizin, Halifemiz Efendimizin yüzlerine nasıl bakarız?’

Demiş.

Bunun üzerine Hükümetin, Ermeni evlerine tecavüze yeltenenlere karşı devriyelere vur emri verdiği söylendi.

Bir gece nöbetteyken, bazı sesler duyduk; zifir karanlıktı. Hemen Çavuşa haber verdik. Gelenler iki Ermeni ailesiydi; siperlerin bu tarafına aldık. Çavuş ve birkaç nöbetçi, onları komutana götürdü.

Çarsancak’tan geliyorlarmış. Kiğı tarafında Ermeni komitelerin sadece Müslümanları değil kendilerine rıza göstermeyen Ermenileri de katlettiklerini, kendileri gibi bir çok Ermeni’nin saklana saklana Aşmuşat’a doğru kaçtıklarını söylemişler. Komiteler, Peri Suyu vadisinde de katliam yapmışlar. Çarsancak aşiretleri de kıtal yapanları takibe gitmiş.

Ermeniler, hem komitelerin hem de aşiret adamlarının gazabından korkup kaçıyorlarmış. Komutandan ve kaymakamdan köprüyü karşıya geçip yollarına devam etmeleri için izin istemişler fakat komutan da kaymakam da izin vermemiş:

‘Bu ahvalde yola çıkmak olmaz. Eşkıyası var, hırlısı-hırsızı var. Dağlarda sizi telef ederler. Burada kalacaksınız.’

Demişler ve gelenleri güvenilir iki Müslüman ailenin yanına yerleştirmişler. Gelenler hakkında kimseyle konuşulmaması, olanları kimsenin duymaması hakkında da herkesi sıkı sıkıya tembihlemişler.

.../...

Bekir Ali DEMİREL

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 141
Toplam yorum
: 246
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 890
Kayıt tarihi
: 30.04.07
 
 

Türk san'at müziği dinlemeyi, okumayı, yazmayı ve paylaşmayı seviyorum. Kamudan emekli inşaat mühend..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster